24 Temmuz 2017 Pazartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 28°C Adana
    • 31°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 20°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 24°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 26°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,669 -0.01
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Şehirli Müslümanlık ya da şehirde Müslüman/lık?

Akif Emre

Bir süredir köşe yazarları arasında sürdürülen şehirli Müslümanlık tartışmasını ibretle takip ediyorum. Şehirli Müslümanlığın eskiye göre daha katı ve hoşgörüsüz, daha tektip ve muhafazakar olmaya başladığı tezine karşılık bu tür betimlemelerin elitist, Kemalist bir tavır olduğu ekseninde yapılan bir tartışma yürütülüyor.

Öncelikle, yorumları Binnaz Toprak'ın yaptığı araştırmanın tetiklemesi tartışmayı bilimsel bir boyuta çekti. Mademki böyle bir çalışma yapılmış, karşı çıkmanız için sizin de bir sosyolojik çalışma yapmanız gerekir anlamı çıkıyor. Sosyal bilimlerin hangi konuyu, ne kadar açıklayabildiği tartışması bir yana tartışmanın seyri Türk aydınının kendi toplumuyla kurduğu ilişkiyi çözümlememize yarayan malzeme sunuyor.

Türkiye'de Müslümanlık gibi şehirli Müslümanlık meselesi de sosyal araştırma konusu olmaktan çok aydınların bu ülke ve insanıyla kurduğu ilişki biçimiyle alakalıdır. Bu da her şeyden önce bir zihniyet sorununu işaret eder.

Cumhuriyetin gerçekleştirmek istediği modernleşme projesi, bunun şehirlerde ortaya çıkardığı yeni insan tipi, yeni toplumsal ilişkiler gibi çok boyutlu toplum mühendisliği göz ardı edilerek dünkü şehir Müslümanlığı ile bugünkü arasında yapılacak bir kıyaslama yaşanılan süreci anlamlandırmamızı engeller. Üstelik bu toplum mühendisliğinin bastırmak istediği, hayattan silmek istediği bir şehir ve Müslümanlık hayatı, görmezden gelinerek olayın künhüne varma şansınız ne kadar mümkün olabilir?

Burada atlanan en önemli hususlardan biri; şehirli Müslümanlığın yeni icat edildiği, daha önce hiç tecrübe edilmediği ve modernleşme projesiyle birlikte şehirlerin Müslümanlıkla tanışmaya başladığı anlamını içeren yorumların yapılmasıdır. Oysa Cumhuriyet modernleşmesi her şeyden önce şehirli Müslümanlıkla hesaplaşarak işe koyuldu. Şehirli geleneği üreten, yaşatan ve taşıyıcısı durumunda olan gelenek radikal biçimde hayattan silinmeye çalışıldı. Şehirde oluşan kültürü, yaşama biçimini, entelektüel üretimi bir şekilde temsil eden insanların üniversiteden sosyal kurumlara değin her alandan el çektirilmeleri ve sosyal hayattan sürülmeleri aslında bir geleneğin kurutulmasına yönelikti.

Cumhuriyet kendi projesine uygun bir şehirli elit ve orta sınıf oluşturmaya çalıştı. Cumhuriyet balolarıyla sembolize edilen, alabildiğince seküler batıcı hayat biçimi dar bir kesimle sınırlı kaldı. Yine nüfusunun büyük kısmı köylü olan ve köylü kalması da istenen modernleşme projesinin seküler eğitimden geçmiş, İslami referanslarıyla bağı kopmuş ya da alabildiğince zayıflamış bir şehirlilik hayatı kurduğu söylenebilir.

Cumhuriyetin kurduğu bu dengenin hemen hemen 1970'lerin başlarına kadar devam ettiği söylenebilir. Bozulmaya başladığı daha doğrusu gittikçe tek sesli ve hoşgörüsüz olduğu söylenen bu tablo şehirli Müslümanlıktan çok şehirde Müslümanları resmetmektedir.

Her türlü batılılaşma ve sekülerleştirme çabalarına karşı dinle irtibatını korumaya çalışan Müslüman bir kitlenin şehirde tutunma çabasıdır bu. Yüzlerce yılın ürettiği şehir geleneğinin kesintiye uğradığı, bunu temsil eden toplumsal ve bireysel figürlerin görünür plandan sürüldüğü bir şehir hayatı ve Müslüman kimliğini her şeye rağmen korumaya çalışan bir kitledir söz konusu olan. Cuma namazını kılan, alkol almasa bile yılbaşı kutlayan bir şehirli tipten söz ediyoruz.

Özellikle göçlerle birlikte taşra büyük şehirlere ve şehir merkezlerine aktıkça bu denge altüst oldu. Köylü milletin efendisi olduğunu unutup şehre taşındı! Toplum mühendisliği yetersiz kaldı doğal olarak...

Şehirde Müslümanlığını sürdürmek isteyen vatandaş gelenekten mahrum bir Müslümanlığı; daha doğrusu şehirde müslümanca yaşamayı el yordamıyla keşfetmeye çalıştı. Bu duruma Müslümanlığın şehirde yeniden icadı denebilir.

Geleneksel düğün törenlerini kaybetti ama haberdar olmadığı, devral/a/madığı bir şehir geleneğinin yerine kendi anlayışına uygun gelenekler üretmeye çalıştı.

Ne bu yeni durum ne de daha seküler ve çağdaş bulunan eski hal şehirli Müslümanlık anlamına gelmez.. Olsa olsa şehirde Müslümanları resmeder!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.