24 Ocak 2017 Salı25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:45Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:54Akşam 18:18Yatsı 19:42
    • 3°C Adana
    • 1°C Adıyaman
    • -4°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • -7°C Amasya
    • -12°C Ankara
    • 4°C Antalya
    • -1°C Artvin
    • 5°C Aydın
    • 0°C Balıkesir
  • BIST: 83.048 -0.02
  • Altın: 146,881 0.24
  • Dolar: 3,7605 -0.81
  • Euro: 4,0391 -0.24

To Ostatnia Niedziela

Engin Ardıç

Adam "ben kaçtım, sonbahara kadar yokum" dedi, herkes kurtulduk diye sevindi, "gidişin olsun da..." diye ilenenler oldu, meğerse içine kaçmış...
Başbakan da kaçtı iki günlüğüne, kıyamet koptu.
Zaman zaman kaçmakta sayısız yararlar vardır.
çünkü Türkiye'nin zehirli havası adamı boğar, Türk basını da, her gün izlemek zorunda kalanların ruh sağlığını bozar.
Bendeniz de yurtdışına kaçamadığım zamanlar geçmişe kaçarım.
Anlamadığınız dilde şarkı dinlemeyi sever misiniz? Bayılırım.
Anlamadığım dilde film seyretme zevkini de altmışlı yıllarda Sinematek'te edinmiştim... Filmler genellikle komünist ülkelerin konsolosluklarından ödünç alınır, birkaç kere gösterilip geri verilirdi; altyazı ekleme olanağı yoktu. Girişte ömer Pekmez filmin Türkçe kısa bir özetini ve teknik fişini dağıtır, Rus filmlerinde Hasan Ali Ediz elinde mikrofonla kuytu bir köşeden "anında çeviri" yapardı...
Peki çek, Macar, Bulgar, Romen, Polonya filmlerini ne yapacaktık? "Karineyle" çözmeye çalışacaktık...
O günlerden beri karineyle şarkı dinlemeyi de severim.
Alın işte, "Schindler'in Listesi" filminden bir ucunu hatırlayacaksınız, "To Ostatnia Niedziela" ...
Otuzlu yılların en ünlü Leh tangosudur. İlk iki kelime tamam da, üçüncü kelimeyi "nicela" okuyacaksınız efendim... Lehçe, yani Polonya dilinde... "Son Pazar Günü" demek...
Belki Rusçası da Nikita Mihalkov'un o eşsiz "Güneş Yanığı" filminden kulağınızda yer etmiştir, "Utomlennoye Soltse"...
Savaş öncesinin Leh tango kralı Mieczyslaw Fogg söylüyor.
(Bizim yerli tango kralı Hüsamettin ne oldu yahu? Rahşan Hanım'la ne güzel "figür" yapıyordu...)
To ostatnia nicela, cişay şien ostaniemi, cişay şien rozayviemi, na pieçni ças...
YouTube'da çeşitli "versiyonları" var, kliplerde de eski Varşova'dan, artık varolmayan savaş öncesinin Varşova'sından görüntüler...
Varşova'da, 1944 direnişçilerinin Almanlar'ın elinden kurtulmak için sığındıkları lağımların kapaklarını görünce elim ayağım titremeye başlamıştı... Bunları küçük birer anıt yapmışlardı... Her birine birer mum yaktım... Bu da eski bir Sinematek tutkusudur, Andrzej Wajda ve unutulmaz "Kanal" filmi...
Barselona havaalanına giderken "Tarragona-Teruel" yol ayrımı tabelasını görünce titremeye başladığım gibi. Yoksa ben 1937 yılında Teruel muharebesinde ölmüş müydüm, "zalim bir şairin yazdığı o kanlı şiirde?"...
Aynı yılların Romen tangosunun kraliçesi Maria Tanase... Rus tangosu deyince elbette Piotr Leşçenko... Seyyan Hanım'ın ve İbrahim özgür'ün dönemidir bu...
YouTube'da hepsi var. YouTube'da pis pis şeyler seyredeceğinize bunları seyredin ve dinleyin. İlle Almanca isterseniz, koca Pola Negri o koyu sesiyle "Tango Notturno" da söylüyor: Ich hab' an dich gesagt, als der Tango Notturno, zwischen Abend und Morgen, aus der Ferne verklangt...
Ben de şimdi kaçıyorum gene...
Yok, bu sefer anladığım bir yere: Gene YouTube'da yakaladım, "To Praktorio"... "Bilet Gişesi" demek... O müthiş "Rembetiko" filminde, bizim Stavro, elini de aynaya vurup kesip kanatarak çalıp söylüyor: To praktorio, tholo ke krio, kapyi milane ya paraksenes vrohes... Ne yangınlardan ne sürgünlerden geçtik, yüreğimizin bir köşesinde, hiç kimsenin yakamayacağı serin bir yer kaldı... Ki, İsa'nın yanına, cennet bahçesine vardığımızda kötü kişi olmayalım diye!
Sıktı mı bu pazar yazısı sizi? Yoksa siz, AKP'den CHP'den başka şey bilmeyenlerden misiniz? Yazık.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.