25 Mayıs 2017 Perşembe29 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 20°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 14°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 16°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 97.713 -0.61
  • Altın: 144,219 0.08
  • Dolar: 3,5669 -0.18
  • Euro: 4,0007 0.17

Önce kendi ‘Kürt’üne ifade hakkı tanı

Ahmet Kekeç

Demokratik Toplum Kongresi’nin düzenlediği “Demokratik Özerklik Çalıştayı” hakkında neden yazmadım?

Birincisi, canım istemediği için...

İkincisi, önemsemediğim için...

Üçüncüsü, çocukça ve acul bir gayretin ürünü olarak gördüğüm, yani irite olduğum için...

Dördüncüsü, içinde “özerklik” geçen her cümlenin, her önerinin, her kanaat bildiriminin, hususen seçim sürecinde, maksadının dışına taşındığını düşündüğüm için...

Hedef, sanki “özerklik” meselesini masaya yatırmak değil de, tartışılan konunun doğal sonucu olarak ortaya çıkabilecek “karışıklıktan” yeni bir siyaset yordamı üretmek ve “birilerinin” elini güçlendirmek.

Bunu şöyle açayım:

Ne zaman “sivil siyaset alanını” tahkim edecek bir fırsat çıksa, Kürt siyasetinin temsilcisi olduğunu söyleyen arkadaşları “devlet iktidarını” oluşturan politik anlayışlarla yan yana, kol kola, hatta iç içe görüyoruz.

Mesela, yargıdaki oligarşik yapılanmayı dağıtacak ve aynı zamanda ifade kanallarını açacak anayasa değişikliği çalışmalarına katılmadılar, siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran maddeye onay vermediler ve referandumda boykot kararı aldılar.

Kitleleri de “boykot” yönünde dezenforme ettiler.

Gündeme getirdikleri “iki dil” ve “özerklik” tartışmasında da benzer bir rahatsızlık var.

İştahlarını, “Kurucu Meclis” gibi çalışacak bir sonraki Meclis’e saklamak yerine, bir aculluk örneği sergileyip, ülkeyi seçim sonuçlarını etkileyebilecek “zamansız” bir tartışmanın içine attılar ve oluşturdukları karışıklıkla “Ulusçu Türk siyasetinin” elini güçlendirdiler.

Kaos ve karışıklık bir siyaset yordamı olabilir mi oysa? Buradan türeyen anlayışlarla “meseleler” çözülebilir mi?

Çok mu dolambaçlı oldu?

Hiç dolambaçlı değil.

Daha açık konuşmak isterdim ama “AKP yalakası”, “yandaş” filan diye saydırmaya başlayacaksınız. İyisi mi burada keseyim.

Bu çalıştayı düzenleyen Demokratik Toplum Kongresine de itirazım var.

Hemen söyleyeyim: “Bölünürüz, parçalanırız, mahvoluruz” endişesi taşıyanlardan hiç olmadım. Belli bir olgunluk çerçevesinde her türlü konu konuşulabilmeli, her türlü mesele masaya yatırılabilmeli.

İsteyen “ayrılığı”, isteyen “tam entegrasyonu” yahut “federatif sistemi”, isteyen talepler kaleminin “demokratik özerklikle sınırlı tutulmasını” savunur.

Ben, çalıştayı düzenleyen kongrenin diline taktım.

Kuşatıcı olmayan ve bölgeyle irtibatı tartışmalı bir dil bu.

Daha çok bir angajman dili...

Kongre, kadın erkek meselelerini, üretim içindeki kadını, Türkiye’nin sınıfsallığını, “ekolojik sorunları”, demokratik toplum taleplerini, kimlik meselelerini tartışıyor (tartıştırıyor) ama kullandığı dilin hiçbir bir “temsil değeri” yok... İmralı’daki zatın jargonuyla konuşuyorlar. Yani, arkadaşlar hâlâ Marksist ve 70’li yılların cephe dilinden kurtulabilmiş değiller.

Bol bol “gerici” diyorlar...

Bol bol feodaliteden, geri almışlıktan, çağdaşlıktan söz ediyorlar.

Bol bol jargon patlatıyorlar.

Kendine “Demokratik Toplum Kongresi” adını vereceksin, “demokratik özerklik” gibi çok ciddi bir meseleyi tartışacaksın, ama özerklik mücadelesinin öncelikle İmralı’daki zata (ve ondan türeyen pozitivist dile) karşı verilmesi gerektiğini düşünmeyeceksin...

Kürt siyaseti önce kendi içinde demokratikleşsin ve dilini değiştirsin, sonra Türkiye’nin ekolojik meselelerine el atsın.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.