23 Ekim 2017 Pazartesi3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:51Güneş 07:17Öğle 12:56İkindi 15:50Akşam 18:21Yatsı 19:40
    • 29°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 107.895 -0.55
  • Altın: 151,838 0.46
  • Dolar: 3,7068 0.99
  • Euro: 4,3500 0.60

Pazar notları: Akşamüstlerinin melankolisi...

Haşmet Babaoğlu

TV kanalları ünlülere, ünsüzlere sordular: "Yeni yıldan en büyük beklentiniz ne?" Ünlülerin bu soruya sırf şık duruyor diye "Barış bekliyorum" cevabı vermesine alışmıştık. Ama sokaktan geçen herkesin kamerayı görünce kocaman bir gülümsemeyle "2011'de ülkemize barış gelsin, beklentim bu" demesi üzerinde durmalı! Herkes ünlülerin yapmacık dilini taklit ediyor, deyip geçeceğim ama... Bir yandan da soruyorum: Yoksa giderek güçlenen bir toplumsal damarın dışavurumu mu bu? Öyleyse ne iyi! Fakat gerçek başka! Bugün yılın ilk günü. Bilgisayarıma girdim. Facebook'u açtım. Normal hayatta pek sevecenken, Facebook'ta nefret kusan; profiline militarist ve ırkçı sloganlar yerleştiren bir tanıdığım büyük harflerle şunu yazmış: "2011 barış yılı olsun!"
***

Anladım! Çoğumuz için "barış istemek" bir samimiyet konusu değil, bir akıl fikir meselesi de değil. Bir tür "güzel görünmek" çabası! O kadar!
***

Bir gazetenin ekinde şapşalın teki öğüt vermiş: "Yeni yılda sadece kendini sev, kendine güven, kazanırsın! Gerisi yalan!" Belli ki, bunun futbol taraftarlarının "vur, kır parçala, kazan" sloganının ters çevrilmiş hali olduğunu göremiyor.
***

Mesajlaşma, mail veya msn yoluyla haberleşme, hatta twitter gibi mecraları bile cep mesajı gibi kullanma... Sonuç? Giderek telefonda konuşmaktan korkuyor, kaçınıyoruz. Ahizenin öte yanındaki sesin taşıdığı imalar tedirgin edici hale geliyor! Sesin gerçekliği yerine harflerin oyuncu dünyasına sığınıyoruz. Ama madalyonun bir de öteki yüzü var: Birine telefonda "sesini özlemişim" dediğimizde, bunu laf olsun diye değil, hakkıyla söylüyoruz artık.
***

O halde soru şu... Hattın öteki ucundakinin duygularıyla oynamak için en serinkanlı yol hangisi? Telefon etmek mi, mesajlaşmak mı? Galiba ikincisi...
***

"Sevgiyle aşk aynı şey değil, asla karıştırılmamalı" deyip duruyorum ya... Aşk, ne kadar sık rastlanırsa rastlansın, hep istisnadır! Bunu anlamak için basit bir kriter var. Kimse "sevgiye inanıyor musun?" diye sormaz. Ne kendine, ne de bir başkasına böyle bir soru sormaz. İnanç konusu değildir sevgi. Orada, apaçıktır. Sosyaldir, ortadadır. Ama nasıl da kışkırtıcı ve derin bir sorudur şu: "Aşka inanıyor musun?"
***

Akşamüstlerinin melankolisi... En güzel günün bile iç sıkıntısıyla kapanmasına yol açan bu duygunun altında ne var? Var olmanın, dünyada bulunmanın yorgunluğu...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.