23 Ekim 2017 Pazartesi3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:51Güneş 07:17Öğle 12:56İkindi 15:50Akşam 18:21Yatsı 19:40
    • 19°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 107.303 -1.09
  • Altın: 153,246 1.39
  • Dolar: 3,7141 1.19
  • Euro: 4,3624 0.88

Çok ayıp Pınar Hanım

Ahmet Kekeç

Pınar Doğan hanımefendi ve Dani Rodrik beyefendi... Özellikle Pınar Doğan hanımefendi...

Hanidir televizyon kanallarında, gazete sayfalarında, acınızı “kendi acıları” bellemiş internet sitelerinde izliyorum sizi.

Bir “hukuk mücadelesi” yürütüyorsunuz.

Hakkınızdır.

Peşinen, buna saygılı olduğumu belirteyim de, niza çıkmasın.

Elinizde belgeler, kasetler, çıktılar ve çizelgelerle gazete gazete, kanal kanal, site site dolaşıyorsunuz ve ne saadet ki “ifade imkânı” bulabiliyorsunuz...

Bir konuşmanızda, belgelerinizi gazete ve televizyonlarda köşe tutmuş handiyse bütün meslektaşlarımıza yolladığınızı ama “çığlığınıza” gerekli desteği bulamadığınızı söylüyordunuz. Yakınıyordunuz yani...

Siz bunları söylerken, Dani beyefendi de “onay makamından” kafa sallıyordu.

Bu görüntüyle karşılaşınca, birden kendimi suçlu gibi hissettim.

Birilerine gadrediliyordu, kamuoyu önünde birilerinin itibarı iki paralık ediliyordu, birileri “yargısız infaza” tabi tutuluyordu ama en çok duyarlık göstermesi gerekenler bu “aleni cinayete” sessiz kalıyordu.

Böyle hissettim...

Daha doğrusu, böyle hissetmeme yol açtınız.

Beni (bizleri) bu duyguya icbar eden sadece siz değildiniz... İfade imkânı bulduğunuz mecralardan da bu türden itirazlar, ötekini töhmet altında bırakacak sitemler yükselmeye başladı...

Duyarsızdık...

Bir dünyaya kulak kesildiğimiz için ötekine sağırdık.

Dahası, taş kalpliydik ve acılı bir kadının çığlıklarını göremiyorduk.

Hangi adreslerde dolaştınız bilmiyorum ama bana (“bize”, yani “bir kısım medyaya”) gelmediniz... “Birçok gazeteci” arasında ismimiz yoktu. “Birçok gazeteci” arasında tanıdıklarımız da yoktu... Dolayısıyla, belgelerinizle müşerref olamadık.

İddianız şu:

Balyoz davası “imal edilmiş belgelerle” yürütülmektedir. Ortada zannedildiği gibi bir darbe girişimi bulunmamaktadır. Speküle edilen konu, rutin bir uygulama olan “plan semineri”nden ibarettir.

İddianıza bir şey demem...

Konu yargıya intikal etmiştir. Elinizdeki belge ve çıktıları muhtemeldir ki mahkeme heyetine de sunacaksınız ve “babanızla” (Çetin Doğan’la) ilgili gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlayacaksınız.

Fakat, birkaç şeye itiraz ederim...

BİR- Balyoz soruşturmasına konu olan belgelerin imalat ürünü olup olmadığına, alenen yardım istediğiniz ve “çığlıklarınıza” cevap vermesini beklediğiniz basın değil, mahkeme karar verecek.

İKİ- Mantık yürüterek, belgelerin imal edilmiş olduğu sonucuna varıyorsunuz ve bunu kamuoyuyla paylaşıyorsunuz. Ama, bu belgelerin imalat ürünü olmayabileceğini “belgeleyen” başka belgelerin varlığından hiç söz etmiyorsunuz. Konuyu, Taraf gazetesi yazarı Alper Görmüş teferruatıyla yazdı. Demek ki, “acul” davranmamak gerekiyormuş.

ÜÇ- Babanıza gadredenlerden söz ediyorsunuz. Bu konuda ciddi bir taraftar desteği de sağladınız. Herkes, birinci dereceden yakını için bu çabayı gösterir. Hakkınız... Ama babanızın gadrettiklerinden hiç bahis açmıyorsunuz. Size 28 Şubat sürecini ve babanızın da yöneticileri arasında bulunduğu BÇG’nin kimi uygulamalarını hatırlatırım. Bu konuda, istemediğiniz kadar belge sunabilirim. İsterseniz, Türkiye’nin “darbeler haritasını” çıkarırım.

DÖRT- Ortaya koyduğunuz “orantısız destekle”, Silivri’dekilere ayıp ediyorsunuz... Babanız tutuklu bile değil... Yani, ortada yakarılarda bulunmanızı, çığlık atmanızı gerektirecek bir durum yok... Çığlıklarınız, Silivri’deki kimi “garibanların” çığlığını bastırıyor ve hakikaten ayıp oluyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.