18 Aralık 2017 Pazartesi26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:44Güneş 08:17Öğle 13:08İkindi 15:24Akşam 17:45Yatsı 19:12
    • 11°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -3°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 8°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 155,771 -0.08
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

Üç partiden bir parti çıkacak mı?

Abdulkadir Özkan

Bu hafta sonu Demokrat Parti'nin(DP) kongresi var. Ancak bu kongreden ciddi bir sonuç çıkacağını beklemek pek mümkün görünmüyor. Bitmekte olan ANAP ve DYP'nin genel başkanlarının birleşeceklerini ilan ettikleri bir dönemde yaşanan 28 Şubat sürecine destek vermeleri ile ikisi de birer tabela partisi hüviyetine bürünmüşlerdi. Çünkü 28 Şubatçılara destek vererek Millet Meclisi'nin Cumhurbaşkanını seçmesini engellemeleri toplumda tepki toplamış ve iki parti kalan tabanları ile de ters düşmüşlerdi. Zaten o dönemde DYP ve ANAP'ın başında bulunan genel başkanlar da konumlarını koruyamamış siyaset sahnesinden silinip gitmişlerdi. Bu arada Süleyman Soylu başkanlığında halkla bütünleşme yönünde bir gelişme sağlayan DP'yi 28 Şubat zihniyetinin sivil temsilcileri rahat bırakmadılar ve sonuçta Süleyman Soylu devre dışı bırakılarak darbecilere ve özellikle de 28 Şubatçılara açıktan destek veren Cindoruk iteklenerek DP'nin başına getirildi.

Kimler getirdi? Bundan maksatları neydi? Soruları akla gelebilir. Bu soruya "Ülkemizde her zaman var olan asker, sivil hatta medya ayağı bulunan siyaseti belirleme ve şekillendirme heveslileri" cevabını vermek yanlış olmaz. Bu tür düzenleyiciler sadece sağda değil solda da zaman zaman devreye girerek kendilerine göre ya parti yönetimlerini değiştirme ya da yeni oluşumlarla bir takım hedeflere ulaşmanın gayreti içinde olmuşlardır. Bazen bu hevesliler başarılı olmuş gibi görünseler de ilk seçimde halkın oyları ile tepetaklak gitmişlerdir. Yani halk kendisine rağmen zorlama oluşumlara ya hiç destek vermemiş ya da kısa zamanda tasfiye etmiştir.

Bazı çevreler Baykal'ın yerine Kılıçdaroğlu'nun getirilmesini de bu çerçevede değerlendiriyorlar. Buna karşılık ANAP, DYP ve DP birleşmesinden oluşan bugünkü DP üzerinde de benzer bir hesap yapılmakta, bu parti merkez sağı toparlayıcı bir hüviyete büründürülmek istenmektedir.

Peki merkez ne demek? Merkez sağ ne anlama geliyor?

Böyle bir parti hangi boşluğu dolduracaktır? Eğer bundan uzun yıllar sağı temsil etmiş ama bugün siyaset sahnesinden silinmiş olan Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi anlaşılıyorsa o artık gerilerde kalmıştır ve yeniden dirilmesi mümkün değildir. Kaldı ki Özal'ın ANAP'ı ile DYP'nin de artık eski konumunu yeniden kazanması mümkün değildir. Ortada artık ne Özal'ın misyonunu ne de Adalet Partisi'nin yerini tutacak bir parti için şartlar müsait değildir. Çünkü toplum artık ne olduğu tarif edilememiş merkez ya da merkez sağ ve solgibi partilere itibar etmiyor. Toplum bu tavrını 12 Eylül darbesinin ardından ANAP'ı, daha sonra Refah Partisi'ni, 28 Şubat sürecinin ardından da AK Partiyi iktidar yaparak ortaya koymuştur.

Bugün ister MHP'nin küskünlerini, ister eski ANAP ve DYPlileri -eğer kalmışsa- bir araya getirerek yeni bir alternatif oluşturmak mümkün değildir. Çünkü, yıllardan beri bu toplumu kandırmak için kullanılan sağ-sol tasnifi hükmünü yitirmiştir. Bu gerçeği hâlâ bazı siyaset erbabı anlayamamışlarsa ilk seçimde sandığa gömüldüklerinde anlarlar.

Demek istediğim o ki, Tansu Çiller'e bile cazip gelmeyen DP'nin başına bundan sonra kimi getirirlerse getirsinler üç partinin birleşmesinden oluşmuş yeni DP'den bir partinin çıkması zor görünüyor. Yukarıda da belirttiğim gibi bu partinin darbecilerin partisi olmaktan kurtularak halkın partisi haline dönüşme ihtimali Süleyman Soylu ile belirmiş gibiydi ama darbeciler ona tahammül edemediler. İstediler ki halka rağmen siyaseti yine kendileri belirlesinler. Ama bu istek ters tepti. Bugün DP ister Cindoruk'un yönetiminde yoluna devam etsin ister adı genel başkan adaylığında dillendirilen Namık Kemal Zeybek, ister nerede duracağına karar verememiş olan bir zamanlar söylemlerine bakarak acaba dediğim İlhan Kesici getirilsin bu iş bitmiştir. Medyanın daha doğrusu Doğan Grubunun desteği bile bu bitmişliği erteleyemez.

Peki ANAP, DYP ve DP ayrılarak üç farklı parti haline gelseler ne olur?

Hiçbir şey olmaz... Sıfırların yan yana getirilmesinden ya da tek tek temsil edilmesinden ortaya bir değer çıkmaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.