29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 21°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 89.270 -1.01
  • Altın: 147,050 -0.13
  • Dolar: 3,6543 0.18
  • Euro: 3,9297 -0.55

'Ortak tarih'le geçmişi karıştırmayalım

Akif Emre

Niçin tarih okuma ihtiyacı duyarız? Sadece, geçmişe dair duyduğumuz merakı gidermek için mi? Maksat geçmiş merakımızı tatmin etmek olsaydı tarih diye bir disiplin ortaya çıkmaz, bu kadar ciddiye alınmazdı.

Tarih, geçmişi anlamaktan çok geleceğimizi görmeye yarar. Yarınların ne olacağını kavramak için tarih okuruz aslında. Tarihin nostaljikleştirilmesi de yargılanması onu anlamamızı engeller. Nostalji geçmişe takılıp kalmayı, yargılama geçmişin inkarını getirir.

Ortak tarihe sahip olmak bir milleti yığın olmaktan çıkartır.

Ortak bir tarihe sahip olmakla ortak bir geçmişe sahip olmak farklıdır. Ortak tarihe sahip olmak bir bilinç göstergesidir, tarih bilinci. Tarihe değil de sadece geçmişe sahip olmak ise tarih bilincine erememiş toplumlara özgü...

Can alıcı soru şu; biz tarihi olan bir millet miyiz?

Bunca imparatorluklar kurmuş, devlet yıkıp devletler kurmuş kaç bin yıllık tarih yeryüzünde kaç millete nasip olmuş tarzındaki itirazı bir kenara bırakalım. Tarihe sahip olmak tarih bilincine sahip olmak demektir. Hamaset ve inkar tarih bilinci demek değildir.

Osmanlı geçmişimizi tarih olmaktan çıkışı kabaca 19 yüzyıl başlarına, resmen de Tanzimat'la başlatabiliriz. Devletin küffara karşı galabe çalması için tarihe dönmeyi, şanlı günlerdeki değerlere sarılmayı, gerilemeyi o değerlerden uzaklaşılmasına bağlayan paradigma çökmüş, artık frenkler gibi olursak ancak güçlü olunabileceği düşüncesi hakim olmaya başlamıştı....

Tarihi, tarih olmaktan çıkaran önemli kırılma cumhuriyet tarihçiliğinin ideolojik zorlamasıyla oldu.

Cumhuriyet elitinin gözünde iki tür tarih vardı, İslam öncesi Türk tarihi ki asıl tarih buydu. İslam sonrası tarih ise tarih olmaktan çok bir geçmişti. Üstelik utanılası bir geçmiş...

Gerçi Osmanlı tarihine bakışta da tutarsızlık vardı. Osmanlı'nın, belli bir zaman aralığına sıkıştırılan fetih dönemleri şanlı tarih olarak benimsenirken büyük kısmı lanetlenen karanlık bir geçmişti. Osmanlı'ya geri kalmışlığın tüm günahını yüklenmişti.. Aslında Osmanlı üzerinde bütün bir İslam tarihi ile hesaplaşılmaktaydı. Ne de olsa medeniyet değiştiriyorduk, ait olduğumuz medeniyetin yükseldiği temelleri mahkûm ederek işe başlamak gerekiyordu. Bir yanda şanlı Türk tarihi diğer tarafta karanlık Osmanlı geçmişi şizofren bir tarih okuması...

Geçmişini " buzlu camın ardından seyrederek" tarih inşa etmeye çalışan elitlerin dışında kalan sessiz çoğunluk için tarihin savunulması medeniyetin, hatta dinin savunulmasıyla özdeşleştirildi. Çünkü dine saldıranlar bunu tarih üzerinden gerçekleştiriyordu.

Tarih yorumunun resmi görüş çerçevesinde ideolojikleştirilmesi, tarihle birlikte tüm değerlerin aşağılanmasını berberinde getirdi. Değerleriyle birlikte geçmişini de savunan halk için tarih, tarih olmaktan daha fazla anlama sahipti. Tarihi gerçekliğin neye karşılık geldiğinden çok değerlerini savunuyordu aslında.

Zamanla, bu tarih savunuculuğu tarih bilinci olmaktan çok nostaljikleşecektir. Bir yanda inkarın diğer tarafta nostaljinin pençesinde tarihsizleştirilmiş bir toplum vardı karşımızda. Tarihi olmayan ama farklı geçmişleri olan parçalı bilinçler...

Tarih bizi millet haline getiren bir değer olmaktan çıkmış parçalayan, ayrıştıran bir geçmiş haline getirmişti.

Sinema filmleri, televizyon dizileri üzerinden yapılan şey durduğumuz yeri, oldurmak istediğimiz çizgiyi tarihi argümanlarla desteklemekten ibaret. Tarihi yorumlama biçimimiz sadece tarihi inkar ya da çarpıtmayla sınırlı değil, aksine yarınlarda nasıl bir toplum inşa edilmek istenildiğinin gösterir.. Muasır medeniye seviyesine ulaşmak için tarihi inkar edenler buğün tarihten topladıkları çakıl taşlarıyla gelecek inşa ediyorlar.

Buna gösterilen tepkiler de hala savunma psikolojisinden kurtulamayan anlaşılabilir bir öfkeden ibaret.

Bugün Türkiye'de ortak tarih yok, herkese göre değişen bir geçmiş var.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.