24 Temmuz 2017 Pazartesi29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 34°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 29°C Afyon
    • 30°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 34°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 38°C Aydın
    • 35°C Balıkesir
  • BIST: 106.663 -0.17
  • Altın: 143,662 0.68
  • Dolar: 3,5540 0.49
  • Euro: 4,1354 0.35

Bir kez daha... Trafik ve trafik ışıkları!

Haşmet Babaoğlu

Geçen hafta yetkililere şunları sormuştum...
İstanbul'da hızla çoğalan trafik ışıklarının akışı sağlamaktan çok tıkamaya neden olduğunu tartışmaya var mısınız?
Bu ışıkların sürücüleri boş yere kavgaya sürüklediğini ve kural çiğnemeyi alışkanlık haline getirdiğini...
İki yönlü araç parkının yapıldığı, akışın düzensiz olduğu caddelerde "yeşil dalga" uygulamasının yürümediğini...
Görmüyor musunuz?
***

Gelen mektuplardan anladım ki, birçok İstanbullu'nun kafasını benzer sorular kurcalıyor.
Fakat bir de şöyle bir yaklaşım var.
Efendim Haşmet Babaoğlu hiç Londra'da Oxford Street'i görmemiş mi! Madem öyle Manhattan caddelerine ne demeliymiş!
Yani alttan alta diyorlar ki, "Batı şehirlerinde ne uygulanıyorsa, doğrudur; en azından vardır bir hikmeti!"
Oysa bu pek yüzeysel ve demode bir Batıcılık!
Fakat hiç "Batılı" değil!
Bu kişiler bana mail atmak yerine oturup basit bir internet araştırmasıyla bile trafik ışıklarının yararının Batı ülkelerinde (özellikle de İngiltere ve Hollanda'da) son yıllarda nasıl çok ciddi biçimde tartışıldığını görüp öğrenebilirlerdi.
***

Aslında bu trafik mühendisliği meselesi değil, temelden sosyolojik bir mesele.
Nasıl mı?
Büyük şehirlerde ve araç ve yaya trafiğinin yoğun olduğu alanlarda ister istemez "trafik davranışı" diye bir şey ortaya çıkıyor.
Ve ilginçtir, çoğu zaman "trafik davranışı" denilen şeyle "sosyal davranış" arasında karakter uyuşmazlığı hatta çatışma yaşanıyor.
Artık bu çatışmanın çözülmesi gerekiyor.
Yani trafik düzenleyicileri "ben yaparım, olur" mantığının işe yaramadığını kabullenmeliler.
***

Buyurun, somut bir örnek... İstanbul, Taksim meydanında metro çıkışı civarındaki trafik ışığı uygulamalarına bakın!
Öyle yoğun bir yaya kalabalığı kısa aralıklarla caddeye akıyor ki, o kalabalığın en "medeni", en "uslu" hali bile kırmızı ışıkta düzenli biçimde beklemeye katlanamaz!
Ama yetkililer o noktalarda ışıksız bir çözüm yerine ışıklı bir "çözümsüzlük" tercihinde ısrarlılar!
Sonuçta ne oluyor?
"Sosyal davranış"ın gücü "trafik davranışı" nı eziyor; çoğunluk kendini ışıkları beklemeden arabaların önüne atıveriyor!
***

Trafik, basit bir seyrüsefer düzeni değil!
"Kes cezaları, bak nasıl düzeliyor!" yaklaşımının da işleri yoluna koymaktaki etkisi bir yere kadar.
Geçti o günler.
Trafik, biziz.
En temel bireysel, sosyal özelliklerimiz trafikte cisimleşiyor.
O yüzden trafiği daha çok tartışmaya ihtiyacımız var.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.