19 Eylül 2017 Salı 23 Zilhicce 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:15Güneş 06:41Öğle 13:05İkindi 16:31Akşam 19:16Yatsı 20:36
    • 34°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 31°C Afyon
    • 31°C Ağrı
    • 34°C Amasya
    • 35°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 33°C Artvin
    • 35°C Aydın
    • 34°C Balıkesir
  • BIST: 106.449 -0.08
  • Altın: 146,739 0.00
  • Dolar: 3,4874 -0.05
  • Euro: 4,1792 0.38

ABD ve İsrail tehdit, AB'den ise hayır yok

Abdulkadir Özkan

Kadir Has Üniversitesi'nce 26 ilde gerçekleştirilen Eğilim Araştırmasına göre katılımcıların çoğunluğu ülkemiz için tehdit olarak birinci sırada ABD'yi ikinci sırada ise İsrail'i gördüklerini belirtmişler. Araştırma sonucuna göre katılımcıların yüzde 67.8'i Türkiye için en büyük tehdit olarak ABD'yi, yüzde 51'i ise İsrail'i gördüğünü açıklamış. Diyebiliriz ki bu köşede yıllardan beri dile getirmeye çalıştığımız hususlar araştırma sonucu ile de belirlenmiş. ABD'nin dostluğunun sadece çıkarları ile sınırlı olduğunu, özellikle bölgemiz söz konusu olduğunda ABD için birinci sırada İsrail'in geleceğini, ne olursa olsun ABD'nin İsrail'e sahip çıkacağı gerçeğini yıllardan beri devam edip gelen uygulamaların gösterdiğine dikkat çekiyoruz İsrail ne yaparsa yapsın, ister cinayetler işlesin ister hiçbir gerekçesi yokken çevresine saldırsın ABD için sergilenecek tavır bellidir. ABD'nin asli görevi İsrail koruyuculuğu ve kollayıcılığıdır. Bunun değişmesi mümkün olabilir mi sorusunda da "Olabilir" demek sanıldığı kadar kolay değildir. Bu bakımdan bölge ülkeleri İsrail ne yaparsa yapsın katlanmak durumundadırlar. Ya da ABD'ye karşı mücadeleyi göze almaları gerekir.Bölgemizin gerçeği budur. Bu bakımdan ülkemiz ve bölge ülkeleri bakımından tehdit söz konusu olduğunda ABD ve İsrail'i ayrı ayrı düşünmek doğru olmaz. İki ülkeyi dostluk ve tehdit konusunda birlikte düşünmek ve değerlendirmek gerekir.

Bu gerçek ortada dururken, hatta halkımızın büyük bir çoğunluğu da ülkemiz için ABD ve İsrail'i tehdit olarak görüyorken ülkeyi yıllardan beri yönetenlerin her fırsatta ABD'den dost ve müttefik, hatta stratejik ortak gibi nitelendirmeleri ile söz etmeleri toplumu tatmin etmiyor, toplumun özellikle ABD'yi dost olarak görmesine ve kabul etmesine yetmiyor. Diyebiliriz ki bu ülkeyi yönetenlerin Amerikancılığı toplumu ilgilendirmiyor.

Araştırmada katılımcılara iç politika ve ekonomiye yönelik sorularda sorulmuş. Yani olay sadece dış politika ile ilgili değil. İşin bu boyutunu daha sonra ele almak istiyorum. Bu arada araştırmanın eksik kalan yönü ise katılımcılara Avrupa Birliği (AB) ile ilgili düşüncelerinin sorulmamış olmasıdır. Eğer bu yönde soru ya da sorular yöneltilmiş olsaydı görülürdü ki toplumun büyük bir bölümü geçmiş yıllara nispetle AB'den ümidini kesmiştir.

Yani siyasi kadroların yıllardan beri ABD, AB ve İsrail yanlısı tavırlarına, medyamızın bu yöndeki yayınlarına rağmen toplum farklı bir çizgidedir, toplumun dostluk ve tehlike algılaması bürokratlar ve siyasi kadrolardan farklıdır.

Bu bakımdan önümüzdeki seçim kampanyasında siyasilerin toplumun bu hassasiyetine dikkat etmeleri, artık ille de AB'ne girmemiz gerekir gibi bir yaklaşımı terk etmeleri, ABD'nin bir takım tehditlere karşı ülkemizi koruyucu bir güç gibi takdim edilmesinden vazgeçilmesi gerekiyor.

Seçimle iş başına gelecek kadroların halkın nabzını doğru tutmaları, halka rağmen halk için gibi bir dayatmayı terk etmeleri gerekiyor. Uzun yıllardan beri hep halk için diyerek halka rağmen politikalar geliştirilmiş, toplum da bu dayatmalara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Bu dayatmalar çoğu zaman seçtikleri tarafından hayata geçirilmiştir. Darbecilerin dayatmalarına karşı bir direnç gösteren halk seçtiklerinin söyledikleri ile yaptıkları arasındaki çelişki karşısında darbecilere gösterdiği direnci gösterememiş, söylediklerinin tersini yapan siyasileri bir takım gerekçelerle savunma yoluna gitmiştir. Bir bakıma oy verdiği kadroların farklı tavır ve uygulamaları karşısında kandırıldığını kabullenmekte zorlanmıştır.

Bugün son araştırmanında ortaya koyduğu gerçek ülkemizin çıkarı bir takım zorlama ittifaklar ve işbirliklerinin yerine ortak değerlere sahip olduğumuz ülkelerle bir birliktelik oluşturmaktan geçiyor. Avrupa ülkelerinin gerçekleştirdiği birliği İslam dünyasının gerçekleştirmemesi için sebep yoktur. Aksine gerçekleştirmesi için yüzlerce sebep sayılabilir.

Halkın çoğunluğunun ortaya koyduğu iradeyi bir takım gerekçelerle reddetmek halka rağmen halkçı bir anlayışı ifade eder ki artık bu millet bu oyuna gelmez, gelmemesi gerekir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.