29 Temmuz 2017 Cumartesi5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:03Güneş 05:50Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:32Yatsı 22:11
    • 34°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 34°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 30°C Balıkesir
  • BIST: 107.700 -0.64
  • Altın: 143,977 0.57
  • Dolar: 3,5286 -0.12
  • Euro: 4,1426 0.49

AK Parti: Bir yanda liberaller, bir yanda seçmen...

Hüseyin Gülerce

Liberal ve demokrat yazarlardan, çevrelerden AK Parti'ye yönelik bir eleştiri furyası var. Eleştirilerde haklılık payı da var. Ancak bir kısmının üslubu problemli. Bence hiç kimse -buna liberaller de dâhil- demokrasi mürebbiyesi değil.


Tamam, Türkiye'de demokrasi kültürü zayıf, demokrasi terbiyesi noksan, demokratlık için daha çok fırın ekmek yememiz gerekiyor. Ama noksan olan, hatalı olan sadece muhafazakârlar ya da dindarlar değil. Hepimizin aynaya bakması lazım.

Demokratik olgunluk kolay değil. Sadece kendine demokrat olmayıp, demokrasiyi herkes için istemek, belki bizden sonraki nesillerin özümseyerek, benimseyerek başarabilecekleri bir şey. Bugün niyet önemli. Eski solculardan, eski sağcılardan, samimiyetle Türkiye'nin demokratikleşmesini isteyen geniş bir kesim var. Ama unutmayalım ki, her iki tarafta da eskinin tortuları mevcut. Yeri geldiğinde, her iki tarafta da depreşmeler oluyor. Bu durumu "mazeret" hanesine yazıp, takılmamak en doğrusu. Biraz da hoşgörüyü muhafaza etmek, hemen çullanmamak lazım. Bilhassa üsluba dikkat etmeliyiz. Öyle başbakana parmak sallayıp, "geç bakayım hizaya" tavrı, "dikkat et ha..." azarlamaları, ters de tepebilir. Neticede hepimiz insanız.

Beş ay sonra seçim var. Demokratikleşmenin önündeki en büyük engel de, vesayet sistemini tahkim eden mevcut 1982 Anayasası. Bu Anayasa'nın değişmesi lazım. Liberaller de, AK Parti de bunu samimiyetle istiyor. Asıl AK Parti'nin varlığı bu değişime bağlı. Pekiyi bu Anayasa, referanduma götürülmeden nasıl değişecek? Meclis'te 367 milletvekili gerekiyor. Yani AK Parti'nin 12 Haziran'da yüzde 50 civarında oy alması lazım. Liberaller mantıkla, ilke ile hareket ediyor. Ama oy vermede, seçmenin hissiyatı ağır basıyor. Mesela şu saatten sonra, seçim sathı mailine girilmekte iken, Kürt meselesinin çözümü için AK Parti yeni bir açılım yapabilir mi? Kılıçdaroğlu, Kürt kelimesini bu yüzden ağzına bile alamıyor. MHP oylarının artışını, AK Parti'nin atabileceği yanlış adımlarına bağlamış. Siyaset bu. AK Parti, MHP'nin barajın altında kalmasını, dolayısıyla MHP'nin çıkartacağı milletvekillerinin kendi hanesine yazılmasını ister. Böylece Anayasa'yı değiştirecek sayıya ulaşmayı ister. MHP de, oylarını katlamayı ister. Bu isteklerin hepsi, seçmeni etkimeye bağlı. Yani liberal arkadaşlar haklı olabilir ama alacakları yok...

AK Parti'nin samimiyetini sorgulamayı artık bırakmalıyız. AK Parti'den bir Anavatan Partisi yanlışlığı beklenmemeli. İçinden geçtiğimiz süreç, hepimize Hanya'yı, Konya'yı gösterdi. Demokratikleşme inkıtaa uğrarsa, çelmelenirse, vesayetin, bütün hiddetiyle geri döneceğini herkes biliyor. AK Parti'nin bu saatten sonra popülizme kayması, aklını yitirmesine bağlı. Referandum rüzgârıyla seçimlerde yüzde 50'yi hedefleyen iktidar, seçmeni ürkütecek sözlerden, tavırlardan, vaatlerden uzak duracaktır. Vatandaştan oy almak öyle kolay bir şey değil. Bazı liberal arkadaşlar bunun tecrübesini, Cem Boyner'in lideri olduğu Yeni Demokrasi Hareketi'nde yaşadılar. 1995 seçimlerinde yüzde 1 oy bile alamadılar... AK Parti'nin halkın desteğinden başka dayanacağı bir güç yok. 12 Haziran'dan sonra demokratikleşmeyi, daha öteye taşıyacak bir AK Parti'yi herkes görecektir. Çünkü tekrar ediyorum, AK Parti'nin varlığı ve geleceği buna bağlı...

Kısacası, AK Parti; liberallerin gönlünü, seçmenin de oyunu almalıdır...

Muhafazakârların demokrasi ile imtihanına gelince. Evet, önümüzdeki yılların en önemli sosyal ve siyasal gelişmesi bu olacaktır. Farklılıkları zenginlik gören, herkesin konumuna saygılı olmayı esas alan ve bunun, birlikte yaşamanın temel şartı olduğunu savunan muhafazakârların, demokrasi sınavında korkacağı bir şey yok. Ancak demokrasi imtihanına sadece muhafazakârları sokmak hem insafsızlıktır, hem de haksızlıktır. Önce herkesin kendisine, "biz ne kadar demokratız" diye sorması gerekiyor. Herkes kapısının önünü temizlerse, sokaklar o zaman temiz olur...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.