Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Ahmak dostlar mı, akıllı düşmanlar mı?

Ahmak dostlar mı, akıllı düşmanlar mı?

Bilirsiniz; “Ayıdan post olmaz” diye bir sözümüz vardır... Ayıdan “post” olur mu, olmaz mı, orasını bilemem... Ama, ayıdan “dost” olmayacağını çok iyi biliyorum... Sebebine gelince...
Hikâye malûm;
“Avcı”nın biri, ayağına “diken” battığı için “acılar içinde kıvranan” ayının ayağındaki dikeni çıkarmış... Ayı, bir “minnet borcu” olarak, hiç ayrılmamış avcının peşinden...
Uzatmayalım... “Dost” olmuşlar... Ayı, “dost”unu her türlü tehlikeye karşı koruyor, üzerine toz kondurmuyormuş!..
Hikâye bu ya... Bir gün, dağda/bayırda gezerlerken, avcı yorulmuş ve bir ağacın altına uzanıp, derin bir “uyku”ya dalmış...
Ayı, tabiî ki, başında “nöbet” tutuyor!.. Dostunun üzerine konan “sinek”leri kovuyor, onun rahat uyumasını sağlıyormuş!..
Bir ara, “inatçı bir sinek” musallat olmuş “avcı”ya... Ayı ne kadar kovsa, yine geliyor... Gelmiş ve avcının tam “alnına” konmuş!..
Ayı da, iyice kızmış ya!.. Almış bir “kaya parçası”nı, indirmiş sineğin üzerine!..
Sinek, elbette mort!.. Ama, “avcı”nın kafası da paramparça!..
Herhalde bu hikâyeden sonradır ki; şu söz hep söylene gelmiş:
“Ahmak dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun!”
Öyle ya;
“Ahmak dost”un, nerede, ne yapacağı ve insanın başına ne gibi “gaile”ler açacağı hiç belli olmaz!.. İnsan, tam kendini “güvende” hissettiği bir anda, bir de bakar ki; kafa-göz paramparça!..
TAVSİYE Mİ, TASFİYE Mİ?
Bu hikâye, son günlerde daha da önem kazanır oldu...
Kim “ahmak dost”tur, kim “akıllı düşman”dır, ortaya çıkmaya başladı...
Daha düne kadar, Başbakan Tayyip Erdoğan için; “Ezber bozan adam!.. Tabuları yıkan adam!.. Demokratikleşme ve özgürlükleri savunan adam!.. Türkiye için bir şans” diye yazan adamlar, Erdoğan “farklı şeyler” söylemeye başlayınca, birdenbire tavır değiştirmeye ve “tavsiye” kisveli yazılar yazıp, “karşısında” yer almaya başladı...
Onların “iyiniyet”lerinden yine de kuşkum yok... Ama onların “tavsiye” kisveli yazıları, Erdoğan’ı “tasfiye” etmek için uğraşan “akıllı düşman”ların ellerine büyük kozlar veriyor.
Meselâ, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, şu günlerde, neredeyse zil takıp oynayacak!..
“Liberal aydınlar” ile AK Parti’nin arasının “açılıyor gibi” görünmesinden o kadar memnun ki; hepsine “övgüler” yağdırıyor, en içten duygularla kutluyor!..
Bir tek parmaklarında “zil”leri, ayaklarında “halhal”ları eksik!..
Onlar da olsa, çıkacak masanın üstüne, şakır şakır göbek atacak!..
O kadar mutlu yani!..
PİRELER OLDU DEVE!
Gelişmelerden, “orgazm” derecesinde “haz” duyan, sadece Gürsel Tekin değil tabiî.. Memlekette o kadar “korku tellâlı” var ki, habire köpürtüyorlar olan-biteni!..
Kimi “içkiye kısıtlama geliyor” diye bağırıyor, kimi de “ucube heykel” üzerinden saldırıyor... Tabiî, “Arena Stadı’ndaki protesto”yu öne çıkarıp, “azınlık bir güruh”un eylemini “stad dolusu insan” diye göstermeye çalışıyor!..
Meselâ MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır... Başbakan’ın, “teşekkür” beklerken “protesto” edilmesinden o kadar mutlu olmuş ki; dün gittiği Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde şöyle demiş:
“Bana göre stadyum açılışında Başbakan’ı yuhalayan Galatasaray seyircisi, Türk halkının hislerine, öfkelerine tercüman olmuştur, Türk çiftçisine tercüman olmuştur, gençlerimize, iş bulamayan insanımıza tercüman olmuştur. Türkiye’yi etnik temelde ayrıştırıp, bu milletin birliğinin parçalanmasına bir tepkidir, ona sözcülük yapmıştır.”
Breh!.. Breh!.. Breh!..
Bay Şandır, o kadar şangur-şungur konuşmuş ki; insan, sormadan edemiyor:
“Protestonun sebebini bildiğine göre; herhalde protestocu güruhu da biliyordur... Bay Şandır, onların kim olduğunu biliyor mu acaba?”
Bildiğini hiç sanmıyorum.
Ortada bir gösteri var ya, amacı onu köpürtüp, “genel bir tavır” gibi göstermek!..
Ama, herkes biliyor ki;
O gösteri, “organize bir eylem”dir ve amacı da, “durumdan vazife çıkarmak”tır!.. Onlar, “kurulmuş birer robot”tur ya da, “birileri” tarafından oynatılan birer “kukla!”
ERDOĞAN MHP’LİLEŞİYOR MU?
Bunu böylece ifade ettikten sonra, gelelim Erdoğan’ın, “içki ve heykel” konularındaki tavırlarına... Bugünkü 1. sayfamızda; “ABD’deki içki uygulaması”ndan örnekler veriyoruz... Ayrıca, “Ucube heykelin altında yatanları” da deşifre etmeye devam ediyoruz... Haberlerimizi okuyunca, “Erdoğan’ın hassasiyetleri”nin nereden kaynaklandığını sizler de göreceksiniz!..
Erdoğan’ın o heykele “ucube” demesinin altında “sanat ve estetik”ten de öte, “siyasal amaçları bertaraf etme” kaygısının yattığını göreceksiniz...
Yani, olayın bir “geçmişi” var!.. “Sanatsal” değil, “siyasal” bir geçmişi!..
“Kars sınırları”nı aşan “uluslararası” bir geçmişi!.. Azerbaycan bu heykele niye karşı çıktı, ABD niye destek verdi, haberimizde okuyacaksınız...
Tayyip Erdoğan’ın; “heykel, dizi ve içki” türünden “semboller” üstünden “yapay bir kavga” çıkartmaya çalıştığını düşünen “liberal”ler ve “Erdoğan’a dost görünenler” işte bu noktada yanılıyorlar.
Böyle düşünenler; Erdoğan’ın “seçim ve Çankaya hesapları” yapıp, “devletin” yani “ezenlerin” safına geçtiğini, dolayısıyla “MHP’lileşme eğilimi”ne girdiğini iddia ediyorlar... Ama, bu da doğru değil!..
Kaldı ki; farzedelim doğru olsun!..
Bir partinin “ilk hedefi” nedir?..
Elbette “kitlelerde karşılık” bulup onlardan “oy” almak ve dolayısıyla “iktidar olmak” değil mi?..
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, iktidar olabilmek için ne “bakla”lar ve ne “takla”lar attığını görmüyor musunuz?..
Sorarım size;
Bunca “tutarsızlığına” ve bunca “tornistan”ına rağmen niye “Kılıçdaroğlu rüzgârı” estirilmeye çalışılıyor da, “Erdoğan rüzgârı” engellenmeye çalışılıyor?..
Şahsen ben, Erdoğan’ın “içki ve heykel” konusundaki çıkışlarının son derece “samimi” olduğunu düşünüyor, bundan bir “oy beklentisi” olduğuna inanmıyorum.
Biraz önce dediğim gibi;
Bir “oy beklentisi” olsa bile, bundan daha tabiî ne olabilir?.. Bu çıkışlar “halkta karşılık” buluyorsa, “Erdoğan’a duyulan sempati”yi arttırıyor ise, bırakın da “halkın hissiyatı”na göre konuşsun!..
Ne yani;
İllâ da “liberallerin talepleri”ne uymak zorunda mı?..
“Liberallerin desteği devam etsin” diye, “halkın hissiyatı”nı geri plâna atmak ne kazandıracak AK Parti’ye?..
Tamam “içki”ye dokunmasın!.. “Heykel” konusuna hiç girmesin!.. “Kanuni’ye hakaret” edilmesine sesini çıkarmasın!..
İyi de; AK Parti, bir “Kanarya Sevenler Derneği”, Erdoğan da o derneğin “genel başkanı” değil ki...
Bırakın da “tavır” koysun!..
Bırakın da, “halkın hissiyatı”na tercüman olsun!.. Bırakın “oy”unu arttırsın, bırakın “daha güçlü” olsun!..
Haa, “daha güçlü” geldiğinde “vaad”lerini tutmaz, “demokrasi ve özgürlük” yolundan saparsa, işte o zaman, gelin birlikte dikilelim karşısına!..
Ama, şimdi değil!..
DESTEĞİN DİYETİ Mİ?
Çünkü, şu günlerde yapılan “eleştiri”ler, bir “diyet isteme” havasına dönüşmeye başladı...
Demek istiyorlar ki;
“Biz sana destek verdik... O halde; içki ve heykelde sembolleşen tabularımıza dokunma!.. Kürt de, Alevi de, demokrasi de, asker de ama, içki ve heykele sakın dokunma!”
Sizin anlayacağınız;
Adeta “diyet” istiyorlar!..
Belli ki, Erdoğan’ı tanımıyorlar!..
Çünkü Erdoğan, hele de “hassas” olduğu konularda “diyet” isteyenlere, kolunu kesip, “alın diyetinizi” diyebilme tavrını gösterecek bir adamdır!..
Bütün bunları yazdım ki; “liberal” arkadaşlar ve Erdoğan’a “dost görünen” ama herhangi bir durumda, gözlerini kırpmadan “satabilecek” arkadaşlara tavsiyem şudur:
“Erdoğan; dün neyse bugün de odur... Yarın da öyle olacaktır... Ne MHP’lileşecektir, ne de CHP’lileşecektir... Daha güçlü gelmek istemesi de; demokrasi ve özgürlük alanındaki adımları daha rahat atabilmek içindir!.. Erdoğan daha güçlü gelebilmeli ki, demokrasi ve özgürlük daha da güçlensin!.. Böyle bir dönemde hırpalamayın onu!”
Buna rağmen;
Yine de eleştirin Erdoğan’ı!..
Ama “hakaret” etmeden, “heyecan ve şevkini” kırmadan!.. En önemlisi de, ona “yanlış” yaptırmayın!..
DOSTLAR, BUGÜNLER İÇİN VARDIR!
Unutmayalım ki;
Türkiye, maalesef, “laikliğin promille ölçüldüğü tek ülke”dir..
Ne acıdır ki; “sanat” diye yutturulmaya çalışılan o “ucube” de, “300 tonluk bir beton yığını”ndan ibarettir!..
“İçki” ve “heykel” üzerinden “AK Parti’ye çakmaya” çalışan “liberal”ler ve “dost görünümlü” arkadaşlar, CHP ve MHP’nin değirmenine su taşıdıklarının farkında mıdırlar acaba?..
Böyle bir “hesap” varsa, kendilerine böyle bir “misyon” biçtilerse, o başka!..
O zaman, yolları açık olsun!..
Biz; “kazurat” ve “zıkkım”la uğraşmak yerine “özgürlük ve demokrasi” demeye devam edeceğiz!..
“Dost”lar bugünler için vardır!..
“Gerçek dost”lar;
“Dereyi geçerken at değiştirmez”ler!..
================
Operasyon yeni... Sanıklar eski!
Hani, bir “mahalle baskısı” martavalı tutturdular, gidiyorlar ya, hiç kimsenin “medya baskısı”ndan bahsettiği yok... Asıl, “medya baskısı”na bakın siz!.. Gördünüz işte; “tahliye” edilen “950 kişi” arasında “20-25 tane de Hizbullahçı var” diye, kıyameti kopardılar!.. Adamların ne “katil”liği kaldı, ne “canavar”lığı!..
Sonunda ne oldu?.. Haklarında “yeniden tutuklama” kararı çıkarıldı... Hadi, “sırra kadem basanlar” neyse de, şu “haftada bir imza atan” yani “kaçmayan” Hizbullah sanıklarına yönelik operasyona ne demeli?..
Dün, “planlı bir operasyon” yapmış İstanbul Emniyeti... Hacı İnan ve İlyas Kutulman’ın da aralarında bulunduğu 5 Hizbullahçı’yı gözaltına almışlar!..
Benim anlayamadığım şu: Bu, “yeni bir operasyon” ise, “eski”ler niye gözaltına alındı?.. Öyle ya; adamlar “zaten 10 yıldır içeride”ydi, tahliye olduktan sonra da “kontrol altında”ydı, dolayısıyla “yeni bir eylem” yapmaları mümkün değildi!..
O halde, niye “gözaltı”na alındılar?..
Öyle sanıyorum ki, “medya baskısı”ndan kurtulmak için!..
Peki, yargı ve polis, “medyanın oyuncağı” mıdır ki, onlar ne derse yapıyorlar?.. Vali ve Emniyet Müdürü, bu operasyonun gerekçesini açıklamalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi