29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 24°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 89.412 -0.85
  • Altın: 146,694 -0.37
  • Dolar: 3,6411 -0.18
  • Euro: 3,9163 -0.89

ABD Tunus olaylarının neresinde?

Abdulkadir Özkan

Tunus'taki gelişmeler daha ilk günden bazı çevrelerce Büyük Ortadoğu Projesi'nin uygulanması olarak değerlendirildi. Bir bakıma Tunus'taki gelişmeler bir ABD projesi olarak takdim edildi. Tabi Tunus'taki gelişmeleri bir ABD projesi olarak kabul ve takdim etmenin ardından çeşitli Arap ülkelerinde de benzer gelişmelerin beklentisi gündeme getirildi. Mademki Tunus'taki gelişmeler bir ABD projesi ve tezgahıdır öyle ise komşu ülkeler Cezayir, Fas, Libya ve Mısır'da da benzer olayların yaşanabileceğini akla getirdi. Daha doğrusu Tunus'taki olayları bir ABD projesi olarak nitelendirenler için olaylara bu açıdan bakmak gayet doğaldı. Ne var ki Mısır söz konusu olduğunda ABD ve İsrail'in Mübarek'ten daha sadık bir aday bulmadan bu ülkede iktidar değişikliğine gitmeyecekleri hiç düşünülmedi.

Gerçekten Tunus'taki yaşananlar işin başından beri bir ABD projesinin uygulanması mı yoksa ABD gelişmeler belli bir noktaya geldiğinde mi devreye girmiştir? Ya da gelişmelerde ABD'nin hiçbir dahli yok da Tunus halkının yıllar süren baskıya bir noktaya gelince patlaması mıdır?

Çok sürmez bu soruların cevabı çok net bir şekilde ortaya çıkar. Ancak, dün medyaya yansıyan bazı haberlere göre Tunus Genelkurmay Başkanı'nın Zeynel Abidin Bin Ali'nin göstericilere karşı silah kullanılması talimatını reddetmesi üzerine Devlet Başkanı Tunus'u terk etmek zorunda kalmış. Bu bakımdan devrimin gerçek sahibi genelkurmay başkanıymış. Olay ve haberler bu noktada kaldığında ortada dikkati çekecek fazla bir şey yok. Çünkü, askerlerin ellerindeki silahı sivil halka doğrultması ve önlerine çıkanı katletmesi talimat vermek kadar kolay değildir. Haberler dikkatli okunduğunda dikkatimizi çeken çok önemli bir başka husus var ve bana göre ABD'nin olayların ne kadar içinde olduğuna ışık tutuyor. Tunus Genelkurmay Başkanı'nın, Zeynel Abidin Bin Ali'nin göstericilere silah kullanması talimatı üzerine ABD ile temasa geçip onların görüşünü almış olduğu ileri sürülüyor. Görüştüğü yetkililer de sivillere silah kullanmamasını istemiş bunun üzerinde göstericilere karşı silah kullanılmamış. Yani Tunus Genelkurmay Başkanı Devlet Başkanı'nın talimatını ABD'ye onaylatmak ihtiyacı duymuş, onay alamayınca da silah kullanılmamış ve Zeynel Abidin Bin Ali de ülkeyi terk etmek zorunda kalmış.

İyi ki Tunus Genelkurmay Başkanı göstericilere karşı silah kullanılmasına karşı çıkmış. Yoksa Tunus sokakları kan gölüne döner binlerce insan hayatını kaybedebilirdi. Ancak olayın bir başka boyutu var ki bu nokta üzerinde durmak gerekir. Eğer bir ülkenin genelkurmay başkanı kendi devlet başkanının verdiği emri ABD'ye onaylatmak zorunluluğu duyuyor ve oradan aldığı talimata göre hareket ediyorsa o ülkeyi kimin yönetiyor olduğunu gözden geçirmek gerekir. Ve böyle bir ülkenin bağımsızlığından söz etmenin mümkün olamayacağını unutmamak gerekiyor.

Zeynel Abidin Bin Ali'nin ülkesini terk etmesinin arkasından olayı hemen ABD projesi olarak nitelendirenlerin Zeynel Abidin Bin Ali'yi mazlum göstermek gibi bir değerlendirme yapmış olabilecekleri akla gelmiş olabilir. Ancak, kaçışın ardından başlatılan kampanya Bin Ali'yi bir anda ülkesini soyan biri durumuna düşürdü. İlk haberler Bin Ali'nin 3 milyar dolar para ile yurt dışına çıktığı şeklindeydi. Arkasından kaçarken yanında 1.5 ton altın götürdüğü haberleri medyada yer aldı. Yani olayı ABD projesi olarak sunanlar projenin hayata geçirilmesini haklı gösterecek bir takım gerekçeleri de ortaya attılar.

Şahsen Tunus'taki gelişmeleri bir ABD projesi olarak değerlendirmek istemiyorum. Bir ülkede halk ayağa kalktığında onun karşısında ABD dahil hiçbir gücün duramayacağını, belki olaylar durulduktan sonra bir takım taktiklerle gelişmeleri kendi çıkarları doğrultusunda değerlendirebilirler.

Bazı ülke ve güçleri hemen her olayın belirleyicisi olarak kabul ve ilan etmek dünya kamuoyunu o güçler karşısında yılgınlığa sevk edebilir. Kaldı ki İran Şahı ABD'nin tüm desteğine sonuna kadar sahip olmasına karşılık ülkesinde kalamamış Mısır'a kaçmak zorunda kalmıştı. Tunus olayları ABD'nin hayata geçirmek istediği Büyük Ortadoğu Projesi'ne uygun düşebilir. Hatta olaylar başlayınca işin kontrolünü ele geçirmiş de olabilirler ancak yaşananları tümü ile ABD'nin eseri kabul etmek halkın direnişini hafife almak anlamına gelir diye düşünüyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.