24 Temmuz 2017 Pazartesi29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 29°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 20°C Ağrı
    • 24°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 31°C Balıkesir
  • BIST: 106.711 -0.12
  • Altın: 143,532 0.59
  • Dolar: 3,5567 0.57
  • Euro: 4,1387 0.43

Ben bu Danıştay'a ne danışayım, muhterem hocam?

Mehmet Şeker

Ankaralılar kime fikir danışır, bilir misiniz? İş güç dolayısıyla sonradan Ankara'ya yerleşmiş olanlardan değil, yerlisinden bahsediyorum.

Mesela Ayaşlı, Haymanalı, mesela Çubuklu veya Nallıhanlı...

Meşhur "Misket" havasını bilirsiniz; yeryüzünün en harika eserlerinden biridir.

"Güvercin uçuverdi, kanadın açıverdi" sözleriyle başlar.

Muzaffer Sarısözen'in derlediği bir türküdür; kaynak kişi, Mehmet Hulusi Koçer...

*

Orada "Deniz susuz olur mu, dibi kumsuz olur mu" dedikten sonra, "Ben müftüye danıştım, yiğit yarsız olur mu" ifadesi geçer.

Demek ki Ankara'nın yerlisi müftüye danışıyormuş; en azından bir zamanlar.

Velâkin...

Biz laik anlayışı, her köşeye sağlamca yerleştirmeye çalışan bir ülkeyiz.

Müftüye danışmak da neyin nesi?

Türkünün orijinal hali öyle olsa bile, derhal müdahale etmek gerekir.

Ne denecek, nasıl olacak?

Elbette müftüye değil, hâkime danışılacak.

Nitekim türkünün sözleri değiştirilmiştir.

"Ben hâkime danıştım, yiğit yarsız olur mu" şekli münasip görülmüştür.

*

Gerçekten laik isek, isteyen müftüye danışır, isteyen başka birine, kim ne karışır diye düşünmeyin.

Bizdeki laiklik anlayışı, herkesin gönlüne göre davranmasını hoş karşılamaz.

Şekillendirir, biçimlendirir, hamur gibi yoğurur...

Neticede kimse kafasına estiği gibi davranamaz; müftüye falan da danışamaz.

Türküde bile olsa böyle işlere müsaade edilemez.

*

Gelin görün ki türkünün devamında şöyle sözler vardır:

"A benim hacı yârim, başımın tacı yârim

Eller bana acımaz, sen bari acı yârim..."

Bunu ne yapmalı?

Eminim bunu da çok düşünmüşlerdir.

Nereden çıktı şimdi bu hacı? Ne alakası var?

Hacı yerine başka bir şey bulamaz mıyız diye epey kafa yormuş olmalılar.

*

Fakat hayatta her şey insanın paşa gönlüne göre yürümüyor.

Hacı kelimesini değiştirdin, yerine başka bir şey koydun.

Sonra "başımın tacı" ve "sen bari acı" yerine de başka kelimeler uydurmak gerek.

Olmuyor değil mi?

Kafiye bozuluyor, türkünün ağzı yüzü bir yana gidiyor, kamyon çarpmış hale geliyor.

'Müftü'yü hâkim yapmak kolay da o hacı var ya o hacı, uymadı işte.

Saçmalamanın âlemi yok; değişmiyor...

Yine kurtulamadık hacıdan hocadan. Hay aksi!

*

Sonradan Ankaralı olanlar, yerlilerin hayatının her köşesine müdahale ederken, son olarak sınavlara başörtüyle girilemeyeceğine karar verdiler... Hayırlısıyla.

Başta örtü olunca, kadın ile erkek ayrımı yapılamıyormuş... Fay çanına!

Bu gerekçe karşısında, Hüseyin Çelik "Kargalar bile güler" dedi.

Tamamen yanlış! Sabah işe gelirken kargalara baktım, hiç biri gülmüyordu.

*

Ülkenin ilerlemesi için gerçekten ciddi işlerle ilgileneceğimize, milletin kotuyla başıyla uğraşıyoruz.

Allah düşürmesin, ben onlara bir şey danışmak istemem; danışacak olan varsın danışsın.

Nitekim insanlar danışa danışa, hayvanlar dalaşa dalaşa...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.