Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Özlem Zengin - Yeni Akit
2011-01-22

Danıştay, yine sürpriz olmayan bir karar verdi

Hürriyeti şöyle kenara koyalım, bir şey yasak olacaksa muhakkak çerçevesi tartışmaya yer bırakmayacak kadar net çizilmeli. Ne yasak, nerede yasak, yasağı kim uygulayacak, yasağı ihlal edeni kim denetleyecek, yasağa uymamaya ne ceza verilecek, yasağı uygularken suiistimal edene bir yaptırım olacak mı?

Tüm bu konular keyfiliğe yer olmayacak netlikte önceden belirlenmeli, duyurulmalı kim neyle muhatap olacağını muhakkak bilmeli.

Bir insanın hayatına yasakla duvar çekeceksen bu ancak kanunla olur. Sakız gibi çiğnenen evrensel hukuk diyor ki, ‘özgürlükler ancak kanunla sınırlanır’. Tabii bu sınırlamanın hukuk da makul bir izahı olmalı. Saçı kızıl olanlar, ayağı topal olanlar, babası olmayanlar gibi bir tarifle yasak olmayacağı gibi bu çerçeve ile kanun da yapılamaz. Bu yazdığıma kimsenin hukuk bilsin bilmesin itirazı olamaz, yok da zaten. Ancak başörtülü kadınlar için her yasak yolu mübah. Kanunla yapılamayan yasaklama her işte olduğu gibi hukuk dolanarak yapılıyor.


Yasak koyucu, kah Anayasa Mahkemesi, kah Danıştay, kah sınav yerindeki salon sorumlusu. Bu ne keyfiliktir. Alt tarafı bir sınava gireceksin kazanacak mısın kazanmayacak mısın belli değil, aldığın puanı ne yapacaksın belki karar bile vermemişsin. Belki de yeşillik olsun diye oğlunla beraber sınava girmiş olmak için keyfine girmişin. Hep sığınılan şu hizmet alan veren meselesi ise memur değilsin, memurluğa aday değilsin, hiçbir şey değilsin ki bir tanımlama içine dahil edilip yasaklanasın.


Ben bu sınava birkaç kez girmeye çalıştım. Her seferinde başka muameleye maruz kaldım. İlk defasında adı o zaman LES idi, daha üniversitenin kapısından içeri alınmadım. Yasak. İkincisinde ki adı ALES olmuştu, yıllar içinde ben de memleketimin keyfiliğini öğrendiğimden, başka üniversite seçtim sınav için; bu kez kapıdan girdim, kocaman bahçeyi geçtim, güvenlikten geçtim, sınav salonuna girdim kağıdımı aldım, sınav başladı, ilk üç soruyu yaptım, salon sorumlusu hanımefendi koşarak geldi kibarca ‘af edersiniz sizi fark etmemişim, sizi sınava alamam lütfen çıkın dedi. Neden dedim, örtülü sınava giremezsiniz dedi, iyi ama üç soru yaptım dedim. Çıkmazsanız ben çok zor durumda kalırım dedi.’ O zaman neden çıkarıldığıma dair bir belge verilmesini istedim, bu arada büyük bir hiddetle daha sorumlu bir zat geldi, baktım sınavdaki diğer insanlar bu gergin ortamdan olumsuz etkileniyor onların yalvaran gözleri hatırına salondan çıktım ve belge konusunda ısrarcı oldum. Ne sınavı sabote etmem ne de teröristliğim kaldı. Belge alamadan çıktım. Sınav sonuç belgemde sınava girmemiş görünüyordum yaptığım üç soru havaya uçmuş olmalı.


Bu anlattıklarım sadece bu sınav için; avukatlık stajım, ruhsat almam bambaşka hikaye, eminim her örtülü kadının birbirine hiç benzemeyen hikayeleri vardır. Bazı kurumlarda, eşinden dolayı sağlık karnesi almak isteyen kadınlara başı açık fotoğraf vermediği için sağlık karnesi verilmediğini hatırlayalım.Hayatlarına bir ihtimal müdahale edilebileceği tedirginliğini yaşayanlara, başörtülü kadınların yaşadıklarının bir ihtimal, bir ‘tedirginlik’ değil, apaçık bir gerçek olduğunu haykırmak isterim.

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.