25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 35°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 31°C Afyon
    • 29°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 29°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 27°C Artvin
    • 35°C Aydın
    • 32°C Balıkesir
  • BIST: 107.286 0.54
  • Altın: 143,230 -0.22
  • Dolar: 3,5609 0.12
  • Euro: 4,1491 0.25

Zalimlerin ve yüzsüzlerin hukuku!

Abdulkadir Özkan

Çağdaş zalimlerin sözünün geçerli olduğu bir dünyada güçlüler ile güçsüzlerin hukukunun farklı olduğunu bilmeyen ve anlamayan varsa onlara söyleyecek bir sözüm yok. Ancak, bu farklılığın farkında olanların duygularını paylaşmak istiyorum. İsrail'in Mavi Marmara gemisine saldırarak silahsız 9 yardımsever insanı katletmesi karşısında sessiz kalmayı, böylece adeta İsrail'e destek çıkmayı tercih eden dünya kamuoyunun sanıyorum şimdi açıklanan rapor karşısında da söyleyecek bir sözleri yoktur. Çünkü İsrail'in küstahlığı sahip olduğu güçten değil, aldığı destekten ileri geliyor. Başta dünya jandarmalığına soyunmuş olan ABD'nin İsrail'e kayıtsız şartsız desteği bu devlete her türlü küstahlığı yapma imkanı veriyor. Bu bakımdan İsrail katliamının ikinci derecedeki sorumlusu Amerika'dır.

Uluslararası sularda bir yardım gemisine saldırısı BM ve diğer uluslararası kuruluşlar tarafından ciddi olarak soruşturmaya gerek duyulmadığı için olay İsrail'in kendi kendisini sorgulaması ve kendi hakkında rapor hazırlaması gibi bir soytarılığa dönüştü. Böyle olunca da İsrail hazırladığı raporda yaptığı katliamın "Uluslararası hukuka ve insan haklarına uygun" olduğuna karar vermiş. Zaten aksi de beklenmiyordu. Katillerin kendileri ile ilgili karar kendilerine bırakılınca başka bir sonucun çıkmasını beklemek zaten saflık olurdu. Aptallık dememek için saflık diyorum.

Halbuki İsrail uluslararası sularda giriştiği katliamın ardından ciddi bir tepki ile karşılaşsa hatta bir yaptırım uygulanması söz konusu olsaydı, bugün ne kendi kendine bir rapor hazırlama ne de hazırladığı raporda kendi kendini aklama cesareti bulabilirdi. Ama İsrail'den hesap sorması gerekenler bırakın hesap sormayı susmayı tercih ederek desteklerini sürdürdüklerini göstermeleri karşısında aslında İsrail'e kızmanın da fazla bir anlamı kalmıyor.

Artık tüm dünya ve özellikle de İslam dünyası İsrail'in güçten başka bir şeyden anlamayacağını görmek durumundadır. Lafa gelince İslam dünyası bir araya gelse İsrail'i tükürükle boğmak mümkün olur gibi bir takım sözlerin arkasına gizlenmenin anlamı yoktur. Çünkü, İsrail'in laftan anlaması söz konusu değildir. Çünkü, öyle bir toplum ile karşı karşıyayız ki, kendi eylemlerini kendilerine karşı uygulanmış soykırım diye dünyaya karşı propaganda unsuru olarak kullanabilmektedirler.

Hani kavga eden iki çocuktan birisi hem karşısındakine sürekli atarak, ağzını burnunu kanatmakta iken sanki karşısındaki kendisini öldürüyormuş gibi bağıran tip gibi... Hem insanları katlediyor hem de yüzyıllardan beri mazlum rolüne soyunmuş bulunuyor. İşin garip tarafı da dünya kamuoyu bu mazlum rolüne teslim olmuş, İsrail ne yaparsa yapsın kendilerini ona destek vermek zorunda hissetmektedirler. Bu çarpıklığın artık sona erdirilmesi gerekiyor. Bunun için ya dünya İsrail'in gerçek yüzünü görmek durumundadır ya da haddi bildirilerek kendine gelmesi sağlanmalıdır. Aksi halde İsrail kendi çalıp kendi söylemeye devam edecektir.

İsrail tarafından açıklanan raporda yer alan hususları burada aktaracak değilim. Rapor utanmazlığın ve dünya kamuoyunu hiçe saymanın belgesinden ibarettir. Sadece rapordan kısa bir bölüm aktarmak istiyorum:

"Gemiye çıkan askerler kendilerini savunmuşlardır. İnsan haklarına uygun hareket etmişler, uluslararası hukuku çiğnemeden 308 kurşun atarak 9 kişiyi yerinde ve ölçülü şekilde öldürmüşlerdir"

İsterseniz cümleyi "Öldürmek zorunda kalmışlardır" şeklinde bitirelim.

İsrailli askerlerin kendilerini savundukları iddiası karşısında ister istemez, "Silahsız insanlara karşı otomatik silahlarla kendilerini savunmanın anlamı nedir" diye sormadan edemiyor.

Mavi Marmara'nın abluka altındaki Gazze'ye yardım malzemesi götürdüğünü söylemenin de bir anlamı yok. Çünkü, İsrailliler kendi söylediklerinden başkasını kesinlikle duymazlar, duysalar da ciddiye almazlar. Onların tek ciddiye alacakları husus güçtür... Ancak gücü gördüklerinde hizaya gelebilirler. Bu bakımdan raporun içeriğinden çok bu rapordan sonra bu devlete karşı dünyanın takınacağı tavır önemlidir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.