21 Temmuz 2017 Cuma27 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:51Güneş 05:43Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:39Yatsı 22:22
    • 34°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 27°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 33°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 106.942 0.19
  • Altın: 141,866 0.55
  • Dolar: 3,5300 0.26
  • Euro: 4,1089 0.33

Dine ve dindara tahammülsüzlük

Hayrettin Karaman

Allah'a ve ahirete inanmayanlar ölümü unutmak için yakınlarının ölülerini bile hemen evden aldırıyorlar, bütün hizmetleri profesyonellere (ücretli işçiler ve memurlara) yaptırıyorlar, ya cenaze namazı kılınırken veya defin yapılırken şöyle uzakta durup bir an önce oradan ayrılmaya bakıyorlar.

Dini unutmak için de toplumda dinin görünür olmasına karşı çıkıyor; sakala, başörtüsüne, cüppeye, çarşafa, tesbihe, ezana, din eğitimine, mahyaya, selaya, camiye, minareye, cemaatle namaza... itiraz ediyorlar, laiklik adına bunların kaldırılmasını veya görünmez kılınmasını talep ediyorlar.

Ya dindarlar; onlar dinsizlere, çıplaklara, sokaklarda ve medyada boy gösteren eşcinsellere, itibar gören faizci kurum ve kuruluşlara, şeriata aykırı düzen ve düzenlemelere, meyhanelere, dine ve dindara hakaret eden medya parçasına ve sözde sanat eserlerine... tahammül ediyorlar mı? Edemiyorlarsa bunların ortadan kalkmasını talep ediyorlar, hatta bilfiil ortadan kaldırma teşebbüslerinde bulunuyorlar mı?

Mukayeseli baktığımızda dindarların duygularının daha ziyade aşınmış olduğunu veya itirazlarını, nefretlerini içlerine (fazlaca derine) gömdüklerini görüyoruz; yani en azından zahirde tahammül ediyor, kendi varlık ve mutluluklarını farklı olanların yokluk ve mutsuzluğunda görmüyorlar, olsa olsa aşırı olanlara cılız itirazlarda bulunuyorlar.

Sözde modernist ve uygar olan öteki kesim ise bir "endişe ve geleceğinden korkma" edebiyatı tutturmuş, güvene kavuşabilmek için laikliği en radikal biçimde anlama ve uygulamayı, dini önce azaltmayı, sonra da yok etmeyi hedeflemiş görünüyorlar. Başörtüsü yasağı konusundaki müzminleşmiş tutumları da bunun bariz bir örneğidir.

Eğer Müslüman iseler başörtüsünü yasaklayamazlar. Müslüman değilseler veya kendilerini Müslüman zanneden modernist, batıcı ve laik iseler yine başörtüsünü yasaklayamazlar; çünkü modernizmin amentüsünde insan hakları ve demokrasi vardır, din özgürlüğü insan haklarının en önemli maddesidir, laiklik onun teminatıdır ve din özgürlüğünü (başkasının hakkını ihlal etmeyen insan hakkını) kısıtlayan hukuk olamaz.

Er veya geç bu tabu da yıkılacak ve isteyen, her yerde başını örtecek, namazını da kılabilecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.