21 Ocak 2017 Cumartesi22 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:47Güneş 08:17Öğle 13:22İkindi 15:51Akşam 18:15Yatsı 19:39
    • 8°C Adana
    • 2°C Adıyaman
    • 0°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • -1°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 0°C Artvin
    • 5°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,627 -1.10
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Ölüm... Ve biz

Haşmet Babaoğlu

Farkında mısınız, bilmem.
Ölümü bir giysi, bir jest, bir söz gibi görüyoruz.
O yüzden de...
Kimine yakıştırıyoruz, kimine hiç yakıştıramıyoruz.
Kimi durumda uygun buluyoruz, kimi durumda uygunsuz!
Çoğu zaman da ölüm bir tür hastalık gibi görünüyor gözümüze.
Kimilerini, mesela çok "canlı" dediğimiz tipte insanları asla bu "hastalığa" yakalanmaz sanıyoruz! Öyle insanlar öldüğünde, başka türlü sarsılıyoruz.
Onca yüksek doz "canlılık ilacı" ölüme kâr etmedi, diye düşünüyoruz alttan alta ve buna çok bozuluyoruz.
Çünkü ilişkilerimizi, alacaklarımızı, vereceklerimizi, tutkularımızı, tutsaklıklarımızı...
Hepsini ama hepsini sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi örgütlüyoruz.
Ah, biraz uzaktan bakabilsek kendimize...
Göreceğiz ki, bu halimiz, sevdiklerimizin ölümleri kadar acı!
***

Ünlülerin ölümünün medyadaki yansımaları tam da bu açıdan ibretlik özellikler taşıyor.
Kimse bana ölenin yakınlarının acısını anlayıp paylaştığını söylemesin!
O tesellisi zor acının özü sevdiğini kaybetmektir:
Giden, gelmeyecektir!
Fakat ünlü birinin ölümüne uzaktan bakıp ağlaşanların derdi çoğu zaman farklıdır: Onlarınki ölüm gerçeğiyle kavgaya tutuşmaktır.
Hatta Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda bir ünlünün ölümü üzerine yazılanları sakin kafayla okuduğunda, utanıp sıkılır insan.
Çünkü yorumlar eninde sonunda "aman, üç günlük dünya! Bak, o da öldü! Biz kendi hayatımızın değerini bilelim" noktasına gelip dayanır.
Eski insanlar ölüm gerçeğini evreni anlamak için bir anahtar olarak kullanırlardı.
Oysa modern insanın "ölüm farkındalığı" egoist bir motivasyondan öteye gidemiyor.
***

"Yok böyle bir ölüm!"
Beklenmedik ölümler karşısında son zamanlarda bu tepki veriliyor.
Dahası, uzun süredir ölümcül bir hastalıktan çeken medyatik bir kişi hayattan ayrıldığında bile aynı tepki gösteriliyor.
Oysa öylesiyle, böylesiyle ölüm var, hep olacak!
Ama insanlık kadar eski bir buyruk var: "Öldürmeyeceksin!"
Yani...
Asla olmaması gereken, asla kabullenmememiz gereken ölümler göz kırpmadan işlenen cinayetler, haince ve bütün kutsalları çiğneyerek gerçekleştirilen kıyımlardır.
Kaç gündür gazete sayfalarını karıştırırken "yok, böyle bir ölüm" diye isyan ettiğim bir şey var.
Ne mi?
Mutki'de jandarma karakolunun bahçesinde açılan kuyudan çıkan 18 cesedin sakladığı sır!
Peki medyada, kamuoyunda bu olaya ilgi ne kadar?
Cevabı biliyorsunuz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.