23 Ekim 2017 Pazartesi1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:51Güneş 07:17Öğle 12:56İkindi 15:50Akşam 18:21Yatsı 19:40
    • 18°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 8°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 152,547 0.93
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Mısır, İran ve Türkiye

Abdulkadir Özkan

Tunus'taki yönetim değişikliğinin ardından bir 'domino etkisi' lafı tutturuldu. Buna göre daha ortada hiçbir belirti yokken Mısır, Ürdün, Lübnan ve Yemen'de de benzer gelişmelerin olacağı yazıldı ve söylendi. Sanki bölgede bir dizi gelişmenin planlandığı bazılarına üflenmiş onlarda bunu dillendiriyorlardı. Şimdi ise ısrarla Mısır'ın İran mı yoksa Türkiye mi olacağı üzerine ahkam kesiliyor. Halbuki Mısır, İran ve Türkiye çok farklı şartlara sahip. Sadece farklı şartlara sahip değiller geçmişleri de çok farklı. Geçmişin bugüne etkisi ne olabilir gibi bir soru saçma ve anlamsız olur. Bugünü geçmiş belirler. En azından geçmiş bugünün oluşmasında önemli bir role sahiptir. Bu bakımdan toplumların bugününü değerlendirirken geçmişlerini, dini, kültürel, sosyal ve etnik yapılarını gözden ırak tutmamak gerekir.

Mısır'da Mübarek'in gitmesi, gitmek zorunda bırakılması hususunda hemen her kesimde bir fikir birliği var. Ancak, Mübarek'ten sonrası hususunda tereddütler gözleniyor. Söz gelimi bazılarını Mısır acaba İran olur mu korkusu sarmış. Bazıları da Mısır'daki göstericilerin Türkiye'yi örnek aldığını, Mısır'da bir Türkiye modeli oluşturma gayreti içinde olduklarını ısrarla ileri sürüyor. Tüm bu tez ve iddialar Mısır'daki gelişmeleri sadece Mısır'ın iç olayı, iç gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıktığı şeklinde görmek ve değerlendirmekten ileri geliyor. Bu arada Mısır'daki olayları ABD ve İsrail'in yakından izlediği, izlemekle kalmadığı hatta müdahil olmaya çalıştığını nedense ülkemizde yazar çizer takımı görmüyor belki de görmek istemiyor.

Elbette dileğimiz Mısır'da yaşananlar halkın tepkisinden ibaret ve Mısır'ın geleceğini şekillendirmek hususunda tek belirleyici Mısır halkı olsun. Ancak, şimdiye kadar ki gelişmelere bakıldığında hareketin belli bir lideri yok. Belki varda ortaya çıkmayı uygun görmüyor. Onu bilemiyorum. Arada bir görünen tek isim Baradey.

Özellikle ülkemizdeki laikçi kesimin Mısır olaylarına bakarken yaşadığı korku Mısır'da İran benzeri bir gelişme ortaya çıkarsa ve bu da ülkemize etki ederse... Yani olsa ile bulsa bir araya gelse ne olur mantığı. Bu da bazı kesimlerin dünya ve bölge olaylarını bile kendi zan ve korkuları ile izah ettiklerini gösteriyor.

Bu tiplerin korku ve zanlarını Türkiye gerçeği gibi sunmalarına alıştık ama çevremizdeki gelişmeleri de hep aynı pencereden görme alışkanlığı insana bıkkınlık veriyor. Çünkü, bu tipler tüm bölgeyi ve dünyayı sadece Türkiye'den ibaret sanıyorlar. Bunların dünyayı yeterince gezmiş olmaları da dünyayı ve bölgeyi tanıdıkları anlamına gelmiyor. Zaten bunların bölgeyi tanımak gibi bir dertleri de yok. Onlara Batı dünyası yetiyor. Özellikle de bölgemizdeki gelişmeler söz konusu olduğunda cahillikleri ortaya çıkıyor.

Bunu şunun için ifade diyorum. Mısır'daki olaylarla birlikte Mısır'ın geçmişi, etnik ve dini yapısı üzerinde derinlemesine görüş ortaya koyan birkaç kişiyi geçmedi. Onların yazdıkları da ne gariptir ki ilgi görmedi. Çünkü onların Mısır ya da bir başka ülkedeki gelişmeleri sağlıklı değerlendirmek gibi bir dertleri yok. Aslında onları bölgemizdeki ülkelerin yönetim biçimleri de fazlaca ilgilendirmiyor. Söz gelimi İslam dünyasındaki tüm diktatörlerin devrilmesi yerine seçimli bir sistemin hakim olması fazla ilgilerini çekmiyor.

Diyebiliriz ki İslam dünyasındaki diktatörlerin devrilmesi ile ortaya Fransa tipi laikçi bir sistem çıkacaksa bundan memnun olurlar. Ama bir türlü İslam dünyasında yönetim biçimi ister diktatörlük ister parlamenter sistem, ister başkanlık sistemi olsun Fransa tipi bir laikçiliğin bu ülkelerde hayata geçmesinin mümkün olmadığını, geçse bile uzun ömürlü olamayacağını görmek istemezler. Sanıyorum bizdeki laikçilerin Mısır İran mı yoksa Türkiye mi olur diye lafazanlık yapmalarının sebebini de bu korku oluşturuyor.

İran'ı, Türkiye'yi, Mısır hatta Yemen ve Ürdün'ü kendi şartları içinde değerlendirmek gerekiyor. Yoksa Türkiye'den bakarak Mısır'da ya da bir başkan İslam ülkesindeki olayları kendi korku ve saplantılarınızla doğru yorumlamanız mümkün olmaz. Sadece okuyucularınıza bir takım hayali korku ve saplantılarınızı empoze etmiş olursunuz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.