21 Ocak 2018 Pazar4 C.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Ve namaz bittiğinde yeryüzüne serbestçe dağılın ve Allah'ın lütfundan (rızkınızı) aramaya devam edin; mutluluğa ulaşabilmek için de Allah'ı sıkça anın! (Cuma-10)
  • Ebu Abdullah Cabir İbn-i Semurete (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. ”tüm namazlarımı peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber kılardım. Onun namazı da hutbesi de ne uzun ne de kısa olmayıp orta olurdu.” (Müslim Cuma 41)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:17Öğle 13:21İkindi 15:51Akşam 18:14Yatsı 19:37
    • 9°C Adana
    • 2°C Adıyaman
    • 0°C Afyon
    • -9°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 115.147 -1.46
  • Altın: 163,118 1.34
  • Dolar: 3,8058 0.95
  • Euro: 4,6547 0.85

Her şeyi tartışmayı bıraksak, diyorum...

Haşmet Babaoğlu

Popüler medya herkesi kendisine benzetti. Şimdi buna dijital teknolojinin sosyal ağları da eklenince medya dili ve eğilimlerinin parçası olmayan kalmadı.
Artık hepimiz polemikçiyiz!
Eşimizle, dostumuzla sohbet etmiyor, atışıyoruz!
Tartışılmayacak kadar apaçık şeyleri, bir tv programında bağırıp çağırarak kendini haklı çıkartmaya çalışan konuklar gibi ele alıyoruz.
Dedikodular bile internetteki medya sitelerinin diliyle yapılıyor: "Geçen gün bilmemkim sana fena çaktı; sen de artık ona bir ayar verirsin!"
***

Ve işte sonunda...
Üzülemiyoruz! Azıcık olsun yas tutamıyoruz!
Üzüntü verici konu üzerine harıl harıl tartışmaya başlıyoruz. Hem de hüzün üzerine bir yığın yaldızlı lafı ortalığa saçarak...
Oysa gözlerimizin neşeyle parlamaya olduğu kadar gözyaşlarıyla arınmaya da ihtiyacı var.
Hüzünse, hüzün...
Acıysa, acı...
Hayal kırıklığıysa, hayal kırıklığı...
Bütün bunları laf kalabalığıyla boğuntuya getirmeden; kaçmadan ve abartmadan yaşamak bu kadar zor mu?
***

Olaylar öylesine yükleniyor ki üzerimize...
Öğrenmemiz ve durup düşünmemiz gereken çok şey var.
Fakat nerdee!
Öğrenmek meşakkatli! Üstelik temposu ağır.
Düşünmek, deseniz...
Fakat şu "hiperaktivite çağı"nda bazen nasıl da "durağan" ve sıkıcı geliyor.
Bakıyorum da...
Kimsenin artık sessizce köşesine çekilip öğrenmek ve düşünmek işine gelmiyor, hoşuna gitmiyor.
Onun yerine...
Hep bir ağızdan yapılan tartışmalara balıklama dalınıveriyor.
***

Biliyorum...
Bizi olur olmaz şeylerden başarı ve iktidar çıkartmaya alıştırdılar. Tartışmak da "maç" havasıyla bu duygularımızı tatmin ediyor.
Sevmekten korkanlara kavgaya yakınlaşma imkânı tanıyor.
Ama biraz dursak...
Her dakika fikir yumurtlamak yerine bildiklerimizden ve fikirlerimizden kuşkulansak...
Mutsuzluğumuzu ahlak sanmaktan ve ikide bir tartışmaya açmaktan vazgeçsek hani...
Biraz daha derinden hissetsek, daha çok düşünsek...
Fena mı olur?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.