23 Temmuz 2017 Pazar28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:54Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:38Yatsı 22:19
    • 34°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 28°C Afyon
    • 34°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 31°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 39°C Aydın
    • 34°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Siyasetin yeni malzemesi Mısır olayları

Abdulkadir Özkan

Mısır'da yaşananları haber olarak Türk kamuoyuna aktarmayı, bu çerçevede yorumlar yapmayı anlıyorum ama siyaset malzemesi haline getirilmesini anlamakta zorlanıyorum. Özelliklede Mısır ile Türkiye arasında benzerlik kurmak ve buna dayanarak 'Şu olsaydı Mısır gibi olurduk' ya da "Meğer ABD Mısır'ın içini oymuş" gibi sanki uzayın yeniden keşfedilmesine benzer yorumlar insanı şaşırtıyor. Türkiye ile Mısır'ı mukayese edenlerin hangi partiden olduğu da çok önemli değil. Önemli olan yaşanan bir olay ile ülkemiz arasında birebir bağlantı ve benzerlik kurmak .

Söz gelimi bir AK Partili, "28 Şubat ve 27 Nisan başarılı olsaydı, Mısır gibi olurduk" diyor. Cümlenin sahibinin bu söylediğine gerçekten inanıyor olup olmaması ayrı bir konu. Şahsen inanarak söylenmiş bir söz olduğunu düşünmüyorum. Açıklamayı yapana göre ülkemizde 28 Şubat ve 27 Nisan başarılı olmamış kabul ediliyor. Halbuki bırakın 28 Şubat'ın başarılı olmasını bitmiş bile değil. Eğer bitmiş olsaydı hâlâ bir takım bürokratların siyasete müdahale etmelerini mümkün olabilir miydi? Bunun ötesinde söz konusu bürokratik vesayete son verebilmek için anayasa değişikliğine gerek kalır mıydı? Hâlâ yürütmenin aldığı kararlar bir takım gerekçelerle geçersiz hale getirilebilir miydi? Yine 27 Nisan başarısız olsaydı Cumhurbaşkanı seçiminin yapılacağı TBMM Genel Kurulu'nda en az 367 milletvekilinin hazır bulunması şartı ortaya çıkabilir miydi?

28 Şubat süreci başarısız olsaydı iş başındaki bir iktidar düşer yerine zorlama üçlü bir koalisyon kurulabilir ve bu kurulan koalisyon söz gelimi zorunlu eğitimin kesintisiz olarak 8 yıla çıkartılması kararını almayı görev bilir miydi?

Bu arada bir CHP sözcüsünün Mısır olaylarını değerlendirirken söylediği, "Koca askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannetmişiz. Meğer ABD içini oymuş" sözlerinin neresini düzeltmek gerekir diye düşünmek zorundasınız. Ayrıca sanki Mübarek'in güç duruma düşmesine duyulan üzüntü de işin cabası... Bir defa Mübarek'in askeri kökenden gelmiş olması sebebiyle ona bir takım güçler izafe ediliyor, arkasından da bu gücün halkın karşısında yetersiz kalması yadırganıyor. Sanki asker kökenli olmak yıkılmaz olmak anlamına geliyor. Sanki asker kökenli olanın üstünde bir güç bulunmaz gibi bir anlayış.

Ve "Meğer ABD içini oymuş" gibi dünyadan habersizliğin göstergesi bir cümle. Öyle bir cümle ki ABD'ye teslimiyet ile iktidarda kalmanın bir faturasının olacağından, ABD'nin bölgemiz üzerindeki planlarından ve hesaplarından habersizlik. ABD'ye bağlı olarak iktidarı ele geçirenlerin bir gün ABD tarafından bertaraf edilebileceğini görmemiş, anlamamış olmanın bir tezahürü.

Halbuki Mısır ayrı Türkiye ayrı... İki ülkenin şartları farklı... Siyaset adamları Türkiye'de siyaset yaptıklarına göre Mısır'a takılıp kalmalarının onları yanlışa düşürebileceğini görmeleri gerekiyor.

Yine bu arada bir başka CHP sözcüsünün "Milletin Mısır'dan beter isyan etmesi lazım!" şeklindeki sözlerinin bir tespitten öte bir özlemimi dilme getirdiği akla geliyor. Böyle bir ihtimal ise en azından yaklaşan seçimlerden ümidi kesmek demektir. Bir siyasi parti seçimlerden yani halktan ümidini kesmişse parti olarak ortada dolaşmasının anlamı olur mu?

Öyle bir söz ki, Mısır ile Türkiye'yi yönetim biçiminden, sistemine kadar aynileştiren bir yaklaşım.

Bu bakımdan siyasilerin siyaseti bu ülkede yaptıklarını fark edip ikide bir Mısır benzetmesi yapmaları, Mısır'a atıfta bulunmalarının anlamı yoktur. Eğer Mısır'ı gündeme getirmeden cümle kurmakta zorlanıyorlarsa konuşmamayı tercih etmeleri ülkenin daha fazla hayrınadır. Çünkü, herkesin ille de konuşmak gibi bir zorunluluğu bulunmuyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.