17 Ağustos 2017 Perşembe11 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:32Güneş 06:09Öğle 13:15İkindi 17:02Akşam 20:09Yatsı 21:38
    • 31°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 27°C Afyon
    • 23°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 29°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 36°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 106.825 -0.03
  • Altın: 145,460 0.27
  • Dolar: 3,5178 -0.24
  • Euro: 4,1299 0.08

H.Edip’in Kitabında Farklı M. Kemal-1

Ahmet Doğan İlbey

“Atatürk Cumhuriyeti”nde ilkokuldan üniversitelere kadar en çok okutulan yazar Halide Edip Adıvar’ın “Türk’ün Ateşle İmtihanı” adlı kitabını herkes mecburen okumuştur.
Türkiye’de okutulan bu şöhretli kitapta abartılarak yüceltilen M. Kemal tasvirlerinin çoğu meğerse okuduğumuz gibi değilmiş.
1962’de 27 Mayıs darbecilerinin Halide Edip’in kitabına da darbe yaptığını, darbeci generallerin baskısıyla İngilizce baskısındaki M. Kemal’e dair eleştirilerin ve tasvirlerin, Türkçe baskısı yapılırken tamamıyla çıkarıldığını “Tarih-Lenk” kitabından öğreniyoruz (Tarih-Lenk, Y. Hakan Erdem, s. 199).
Halide Edip’in 1928’de İngiltere’de ikamet ettiği sırada İngilizce olarak yazdığı “The Türkish Ordeal” adlı kitabı aslından çevirerek okuduğunu belirten tarihçi Y. Hakan Erdem, kitabın birçok kısmının değiştirildiğini, hattâ bugüne kadar Türkiye’de okutulan kitaba hiç alınmayarak atlanan paragraflar bulunduğunu, bu paragrafların da çoğunun M. Kemal’le ilgili değerlendirmeler olduğunu ispat ediyor (a.g.e., s. 197).
Tarihçi Doç. Dr. Y. Hakan Erdem’in hakikatleri açığa çıkaran satırlarını okuyalım:
“H. Edip Adıvar’ın 1928’de İngilizce olarak yazdığı ve yayımladığı bir metnin tam otuz dört yıl sonra Türkçe’de göründüğü haline eğilmek istiyorum. The Türkish Ordeal’ın nasıl Türk’ün Ateşle İmtihanı haline geldiğini tüm veçheleriyle incelemek gibi bir iddiam yok. Halide Edip, 1962 yılında Türkçe edisyona yazdığı çapraşık ifadeli kısa önsözde Türk’ün Ateşle İmtihanı’nın ve Türkçe’den önce İngilizce’de çıkan diğer metinlerinin tercüme olmadıklarını söyler: ‘Bunların hiçbiri tercüme değildir, fakat bazı yerleri biraz kısa, bazı yerleri biraz uzun olmakla beraber, öz itibariyle aynıdır.’ Yazarın açık beyanına göre, Türkçe edisyonun, İngilizce edisyonun harfiyen bir çevirisi olmadığını, daha ziyade bir uyarlama karakteri taşıdığını fakat iki metnin ‘öz itibariyle aynı’ olduğunu düşünmek durumundayız. Metinleri karşılaştırdığımızda ise meselenin hiç de Halide Edip tarafından yumuşatılarak sunulduğu gibi olmadığını anlıyoruz”(a.g.e., s. 184).
Adı geçen kitaptan, yalan söyleyen Kemalist tarihçiliğin hilelerini ve milleti nasıl aldattıklarını “darbenin bu kadarına da pes!” diyerek hayret içinde öğreniyoruz:
“The Turkish Ordeal ve Türkçe’deki adıyla Türk’ün Ateşle İmtihanı’nın siyasî duruş olarak pek fazla örtüşmediğini bilenler epeydir biliyordu. 1962’de Halide Edip’in İngilizce metni olan The Turkish Ordeal’ı Türkçe’ye Türk’ün Ateşle İmtihanı olarak çevrildiğinde Halide Edip’in kendisi, M. Kemal ve rejiminin eleştirilerinin çoğunu dışarıda bırakmıştı. Böylece (kitabın) İngilizce aslı, cumhuriyetin kuruluşuna ilişkin Kemalist mitleri sorgularken, otuz küsur yıl sonra çıkan Türkçe version yani Türk’ün Ateşle İmtihanı, aksine bunları onaylamaktaydı” (a.g.e., s.185-186).

“M. KEMAL’İN, PARLAMENTOYU KAPATMASI İÇİN SULTANI İKNAYA ÇALIŞANLARDAN BİRİ OLDUĞU SÖYLENİYORDU...”

Şu sarsıcı satırlara dikkat kesilmek lâzım:
“Dahası, İngilizce adıyla çıkan kitap büyük boyda, ince puntolu ve 407 sayfalık bir kitap (...) Türk’ün Ateşle İmtihanı’nın ise daha küçük boyda, daha büyük puntolu ve 312 sayfalık bir kitap alması bile, bu Türkçe metnin başına vahim şeyler geldiğini gösteriyordu” ( a.g.e., s. 197).
Resmî ideolojinin bunca zaman okuttuğu “Türk’ün Ateşle İmtihanı” kitabının 15. sayfasındaki şu cümlelerin aslı böyle değilmiş:
“Bu devrede Padişah, Meclisi kapatmayı düşünüyordu. Mustafa Kemâl paşayı elde ederek parlamentoyu kapatmak ve ardından bir mutlakiyet kurmak istiyordu.”
Resmî tarih birçok konuda çarpıttığı gibi, M. Kemal’i Vahdettin karşısında mecburen ve emirle görevlendirilen edilgen bir pozisyona sokuyor. Oysa gerçek hiç de öyle değil. Y.Hakan Erdem’e göre İngilizce yazılan orijinal kitabın 12. sayfasında ise yukarıdaki cümleler aynen şöyledir:
“Eklemek isterim ki Türkiye bir parlamentarizmin gereğinden fazla ileri bir hükümet şekli olduğunu düşünenlerin hepsi, aynı zamanda, bir yabancı himaye rejimi de istiyor değildi: Mustafa Kemal Paşa’nın, parlamentoyu kapatması için sultanı iknaya çalışanlardan biri olduğu söyleniyordu. Ama, o (M. Kemal), sultanın daha sonra mutlakiyetçi bir rejim başlatmasını ve içinde kendisinin bizzat harbiye nazırı olacağı bir hükümet kurmasını arzuluyordu” (a.g.e., 187).
Bu bahisle ilgili bugün yüzlerce kaynak ortaya çıktığı ehlinin malûmudur.

İSTİKLÂL SAVAŞI, SÜREGELEN MİLLÎ HAREKETLERİN DEVAMI MIDIR? YOKSA 1919’DA BAŞLAYAN İLK MİLLÎ BİR HAREKET MİDİR?

Söz konusu kitapta değiştirilen paragraflarla bâzı cümlelerin mâna bakımından farklılıklarını ve ara başlıktaki çok önemli olan sorunun cevabını Tarih-Lenk kitabından öğrenmek mümkün. Şu cümleler Türkiye’de okutulan kitabın 17. sayfasında geçmektedir:
“Aynı zamanda millî bir hareket, memleketlerindeki bir Ermenistan kurulması ihtimaline karşı Şarkta şiddetli surette uyanmıştı. Kâzım Karabekir Paşa, o zaman, memleketimizde tek hatırı sayılabilir Türk ordusunun başında bulunuyordu. Kendisi aynı zamanda, İtilâf Kuvvetlerinin Şarkî Anadolu’da bir Ermenistan kurma ihtimaline karşı halkı silahlandırıyordu. O tarihte, İzmir’de henüz Yunan ordusu yoktu” (a.g.e., s.187).
Bu cümleler kitabın İngilizce olanında ise şöyle:
“Bu arada, Millî Hareket, kendi topraklarında bir Ermenistan kurulması ihtimalinin bile her zaman dehşetli heyecanlara ve öfkeye yol açtığı şarkta başlamıştı. Şarktaki tek hatırı sayılır düzenli Türk kuvvetinin komutanı olarak Kâzım Karabekir Paşa, halkı askeri depolardan silahlandırıyor ve müttefiklerin Doğu Anadolu’da bir Ermenistan yaratmaya karar vermeleri durumunda etkili bir direnişe hazırlanıyordu. Henüz İzmir’de bir yunan ordusu olmadığı için Batı Anadolu’da acil bir tehlike içinde değildi” ( a.g.e., s.188).
Bu iki paragrafta mânayı ve niyeti değiştiren bir cümle var ki bütünüyle ideolojiktir. Türkiye’de okutulan kitapta “millî bir hareket” diye yazılmış olan ifade İngilizce baskısında “millî hareket” olarak yazılmıştır.
İkisinin arasındaki farkı Y. Hakan Erdem “birincide millî herhangi bir hareket, millî hareketlerden biri. İkincisinde ise kesinlik ve teklik anlamı var” diyerek isabetle doğru olanı gösteriyor.
Yani İngilizce yazılmış olan kitapta, “millî hareket” ifadesiyle millî hareketin Osmanlı’dan bu yana sürekliliği olan, savaş ve işgallerle durdurulan millî hareket kastedilmiş olup, millî hareketin 1919’dan sonra yeniden canlandırılmış olduğu anlatılmaktadır.
Resmî cumhuriyetin sansüründen geçtikten sonra Türkiye’de yayınlanan baskısında ise, bu iki kelimelik tarihî öneme sahip ifade “millî bir hareket” olarak değiştirilmiş ve sanki “millî” kavramı sadece 1919’dan sonraki mücadelenin ve millet kıyamının adıyla birlikte ortaya çıkmış.
Esasında ayrı bir yazı mevzu olan 1920’den 1922 yılı sonuna kadar süren İstiklâl Savaşı’nın adını da Türk tarihinde sanki ilk millî mücadele ve “kurtuluş savaşı” olarak zikretmek yine Kemalist tarih anlayışının ideolojik bir ürünüdür.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.