30 Mart 2017 Perşembe1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:44Öğle 13:16İkindi 16:46Akşam 19:34Yatsı 20:55
    • 12°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • -4°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 89.270 -1.01
  • Altın: 146,921 -0.22
  • Dolar: 3,6543 0.18
  • Euro: 3,9297 -0.55

Tırnak yiyor

Fatma Tuncer

14 yaşındaki oğlum küçüklüğünden beri tırnaklarını yiyor. Bu davranışını bırakması için elimden gelen her şeyi yaptım, psikoloğa bile götürdüm. O dönem bıraktı ama daha sonra tekrar başladı. Psikolog, bu durumu babanın baskıcı tavırlarıyla ilişkilendirdi. Eşim gerçekten sert mizaçlı biridir ve eleştirmeyi sever. Akşamları eve gelipte zile bastığında, hepimiz korkuya kapılırız. Oğlum artık ergenlik dönemine geçiyor, baba internet kullanmasına, arkadaşlarıyla bir yere gitmesine izin vermiyor ve onu "senin kafan basmaz, sen zaten aptalsın, senden adam olmaz" diyerek aşağılıyor. Oğlum arkadaşlarıyla kütüphaneye bile gidemiyor. Ona "oğlum, babanın huylarını biliyorsun biraz sabret" diyorum, susuyor ve odasına çekilip tırnaklarını yemeye başlıyor. Çocuğumun kalıcı bir hasar görmesini istemiyorum. Bize neler tavsiye edersiniz? S.K.

Eşinizle konuşmanız şart

Sanırım, babanın baskıcı tutumları ve çocuğa karşı eleştirel bir tavır içerisinde olması bahsettiğiniz sorunları ortaya çıkarıyor. Çocuklar, yaşadıkları baskı sonucunda, dışa vuramadıkları öfkeyi kendilerine çevirerek bu tür davranışlarda bulunabiliyorlar. Tedaviden sonra bir süre tırnak yeme davranışlarını terk ettiğini söylüyorsun. Fakat, ergenliğe geçerken sorunlar yeniden ortaya çıkmış. Ergenler, bedensel ruhsal ve zihinsel bir değişimin içinde yer aldıklarından bu dönem uyum sürecine girerler ve zorlanabilirler. Geleceğe dönük hayallar kurarlar ve toplum tarafından kabul edilmek isterler. Küçük bir şeye kırılsalar bu onların çevreleriyle ilişkilerini etkiler. Çünkü kabul edilmek onay görmek isterler. Küçük düşürülmekten korkarlar, arkadaş grubu içinde ve aile ortamında kabul görmek isterler. İfadelerinizden anladığıma göre, baba sürekli eleştiriyor, tenkit ediyor ve yasaklar getiriyor. Oysa genç, ailesi ve çevresi tarafından kabul görmek, bağımsızlaşarak bazı kararlarını kendisi vermek istemektedir. Babanın bu baskıcı tavırları karşısında bastırdığı öfkesini kendine çeviriyor ve iç dünyasına yalnızlığa çekiliyor. Bu durumda babayla görüşmeniz ve oğlunuzun bundan gördüğü zararları ifade etmeniz şart. Baba, oğlunu eleştirmek yerine, onaylamalı, onu anlamaya çalışmalıdır. Aynı zamanda daha öncede yaptığınız gibi, babanın bu tavırlarının öğrenilmiş bir davranış olduğunu oğlunuza ifade ederek ona yardımcı olabilirsiniz. Bununla beraber, oğlunuzu takdir ediniz, bazı kararlarını vermesi için ona fırsat tanıyınız. Babayla ilişkilerinin düzelmesi için teşvik ediniz. Gerekirse daha önce gittiğiniz uzmana tekrar devam ediniz.
Kızım öğretmenini taklit ediyor

İlkokul üçüncü sınıf öğrencisi bir kızım var. Okula başlamadan önce, haber spikerlerini, film kahramanlarını taklit ediyordu. Oyunlarında onlar gibi davranır ve "ben filan spikerim, filan artistim" derdi. Bu dönem öğretmenini taklit ediyor. Akşamları eve geldiğinde, eşyalardan bir sınıf oluşturup, karşısında öğrenciler varmış gibi ders anlatıyor ve öğretmenin birebir taklidini yapmaya çalışıyor.

Kızımın, arkadaşlarıyla uyumunda bir sorun yok, sıcak kanlı hemen kaynaşıyor. Evde kardeşiyle ilişkileri de iyi. Fakat, her dönem beğendiği birini taklit edip onun gibi davranmaya çalışıyor. Bu durumun ona bir zararı olabilir mi? Ş. U.

Geçici bir durum

Çocuklar birinci derecede yakınlarını, anne babalarını ve çevredeki insanlardan, artist, öğretmen, sporcu... gibi hayranlık duydukları kimseleri taklit ederler ve bu kimselerle özdeşim kurarlar. Bu türden özdeşim kendiliğinden spontan olarak gelişir ve iç dünyaya aktarılır. Bu doğal örgü sayesinde, çocuk kendilik olgusunu oluşturmaya ve kimliğinin tuğlalarını örmeye başlar. Burada, rol modellerinin, yani çocuğun özdeşim kurduğu kimselerin, sağlıklı bir kişiliğe sahip olmaları gerekir. Yani, özdeşim modellerinin tutarlı bir kimlik oluşturması ve iyi insan olması gerekir. Aksi durumda, çocuk, kişilik bozukluğu olan biriyle özdeşim kurduğunda bunun zararlarını görebilir.

Ne yazık ki bugün çocuklarımız etkin özdeşim ihtiyaçlarını, ağırlıklı olarak televizyonda gördüğü kimselere yöneltiyor. Spontan olarak gelişen bu durum çocukta, belirli yönleriyle öne çıkmış kişilere benzeme onlar gibi olma, onları taklit etme davranışlarıyla başlıyor. Burada ailenin tasvip etmediği, hoş karşılamadığı modeller de olabiliyor.

Ekranda görülen, beğenilen, kimseler değer yargılarımıza uymasa da bu kimselerle çocuklar özdeşim kurabiliyor. Bu durumda, özdeşim modellerimizin kendi değer yargılarımıza uygun, önemli şahsiyetlerden, sahabelerden, milli ve manevi dinamiklerimizin öncülerinden olmasına dikkat etmeli ve çocuğumuzu buna göre yönlendirmeliyiz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.