29 Mart 2017 Çarşamba2 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 10°C Adana
    • 4°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • -5°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 1°C Balıkesir
  • BIST: 90.182 0.54
  • Altın: 147,216 0.93
  • Dolar: 3,6478 0.95
  • Euro: 3,9515 0.65

İhracatta da cari açıkta da rekor kırılıyor!..

Abdulkadir Özkan

İktidar sahipleri elbette bardağın dolu kısmını millete takdim edeceklerdir, etmek durumundadırlar. Ancak bardak ağzına kadar dolu olmadığına göre boş kısmı da bulunmaktadır. Aslında bardağın ille de ağzına kadar dolu olması da gerekmeyebilir. Önemli olan boş kısmı ile dolu kısmının birbirini dengelemesi ve ülkenin ekonomik bir krize sürüklenmemesidir. Sanıyorum böyle bir sonucu hiç kimse istemez. Çünkü, muhalif ya da bazı hususları eleştiriyor olmak bu ülkede yaşadığımız ve herhangi bir sıkıntıyı hep birlikte yaşayacağımız gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Başbakan Sayın Erdoğan'ın önceki gün Gümüşhaneliler Gecesi'nde yaptığı konuşmayı televizyondan canlı olarak izledim. Güzel ve ümit verici şeyler söyledi. Ülke ve Gümüşhane çapında yaptıklarını sıraladı. Söylediklerinin hemen hepsine karşı çıkmak mümkün değil. Ancak, bazı hususları Başbakan konuşmasında atlamayı tercih etti. Söz gelimi ihracattaki patlamayı rakamlarla aktardı da ithalattaki sıçramayı görmezden geldi. Milli gelirdeki artışı yine rakamlarla verdi ama geçen seneki cari açığa hiç temas etmedi. Halbuki ekonomi denince ithalatından ihracatına, büyüme oranından milli gelirdeki artışa tüm yönleri akla gelir. Enflasyondaki ve faizlerdeki düşüş elbette bizim de istediğimiz ve alkışlayacağımız konulardır. Ama bu rakamlar ülkenin borç yükünün ve faiz ödemelerinin her sene biraz daha arttığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor.

Bu arada cari açığın sıcak para denen döviz girdileri ile karşılandığı, yarın sıcak para sahiplerinin ülkemizi kendileri açısından verimli bulmamaları halinde bu paraların yurt dışına çıkması durumunda ne yapılacağı da çok önemlidir. Sanıyorum cari açığın geçen sene 48.56 milyar dolar olduğu gerçeği bu konuyu görmezden gelmeye imkan bırakmıyor.

Resmi rakamlara göre 2010 yılında ithalat 177.2 milyar dolar, ihracat 120.9 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. Buna göre dış ticaret açığı 2010 yılında 56.3 milyar dolara ulaşmış. Rakamların ortaya koyduğu gerçeğin özü budur. Yani dış ticaret açığımızın 56.3 milyar dolar olmasıdır. Bunun yanında ihracatta gerçekleşen artış elbette sevindiricidir ama acı gerçeği örtmeye yetmez. Bu arada iktidarın 2010 yılı için tahmin ettiği cari açık 39.3 milyar dolar iken bu rakam yaklaşık 9 milyar dolar aşılmış.

Denebilir ki tüm dünyanın krizlerle boğuştuğu bir dönemde elbette dış ticaret açığı ve cari açık normaldir. Gönül ister ki dış ticaretimiz açık değil fazla versin. Bu olmadı açık makul ve dayanılabilir bir seviyede kalsın. Ancak 50 milyar dolar civarına dayanmış cari açığın dayanılabilir olduğunu söylemek sanıyorum mümkün değildir. Akla, madem bu kadar cari açık veriyoruz da niçin hiçbir sıkıntı yaşanmıyor? Sorusu gelebilir. Sıkıntı yaşanmadığını söylemek mümkün değil. Bu açıklar sebebiyledir ki gelir dağılımında denge bir türlü sağlanamıyor.

Uluslararası sermaye çevreleri ülkemizde yüksek gelir elde etme imkanı sürdüğü sürece sıcak para akışını sürdürecekler bu da cari açığın acılarını toplumun şimdilik hissetmesini engelleyecektir... Sıcak para da zaman zaman bir miktar kaçma olsa bile şimdilik dengeleri bozacak boyutta değildir. Ancak, sıcak para ülkemizde dünya standartlarının çok üzerinde bir getiri elde etmektedir. Bu ise ülkemizin kaynaklarının sıcak para sahipleri tarafından kar olarak dışarıya aktarılması anlamına geliyor. Elbette insanlar paralarını en çok kazanacakları ülkelere aktarırlar. Bu doğaldır ama bu ülkenin de bir dayanma gücü vardır. Yıllık 48 milyar dolar cari açık ve bir de yaklaşık 56 milyar dolar faiz ödemesi ile birleştiğinde denizin bir yerde bitme ihtimali yüksek olur. Dileriz bu duruma ülkemiz düşmez.

Demek istediğim o ki ekonomik rakamları iki farklı açıdan ele almak mümkündür. Ya iyi giden göstergeleri ele alır ve topluma bunları takdim ederseniz. O zaman dünyanın 10. büyük ekonomisi olma yolunda hızla ilerleyen bir Türkiye tablosu çizebilirsiniz. Buna karşılık dış ticaret açığı, cari açık ve iç ve dış borçlara her yıl ödemek zorunda olduğumuz rakamları yan yana getirip sunarsanız da ortaya pek hoş olmayan bir tablo çıkar. Bu bakımdan ekonomiyi bir bütün olarak ele almak, eksi ve artılarını birlikte görmek ve değerlendirmek gerekir. Kaldı ki cari açığın 2011 yılında 60 milyar dolara çıkabileceği gibi bazı tahminlerde söz konusudur. Dileriz böyle olmaz, geçen yılın gerisinde kalır. Demek istediğim o ki, ekonomi bu ülkenin bir sente muhtaç olduğu dönemlerdeki gibi berbat değil ama bazılarının takdim ettiği gibi dış destek almadan sapa sağlam ayakları üzerinde de durma noktasında değildir.

Bu arada sadece ülkemizin değil pek çok ülkenin yaşadığı ekonomik sıkıntılarda dünyanın boynuna dolar siciminin geçirilmiş olması ana sorumludur. Bu sicimden özellikle ülkemiz ve İslam dünyasının bir an evvel kurtulması gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.