22 Eylül 2017 Cuma2 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:44Öğle 13:04İkindi 16:27Akşam 19:10Yatsı 20:30
    • 27°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 13°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 16°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 104.275 0.26
  • Altın: 145,568 0.09
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1864 -0.07

Halkın hak talebi karşısında, krallıklar yerle bir

Mehmet Şeker

Bize de sıçrar mı? Endişe bu... Son derece yerinde, haklı bir endişe. Krallık irsî bir hastalıktır, hak ve özgürlük hareketleri ise bulaşıcı.

Meydandan meydana, ülkeden ülkeye sıçrar.

Bazı ülkelerin başındaki kişinin adı kral değildir ama krallık vardır; bazılarında da kral vardır ama krallık yoktur.

Alman çiftçinin sözü, krala karşı söylenmiş bir söz: "Berlin'de hâkimler var" demiş adam.

Berlin'de hâkimler var, İstanbul'da savcılar, Bursa'da ise avcılar.

***

Geçelim bir avcı hikâyesine.

Çok attıkları söylense de, malûmdur ki atmadan vuramazlar.

Bursa'da avcılar kulübü için bir inşaata girişmişler vaktiyle.

Bina bitmek üzereyken, oralarda dolaşan biri dikkatlerini çekmiş.

"Hava soğuk, tek başına adımlayıp duruyorsun" demişler, "gel burada soba yanıyor, yemek var, çay da ikram ederiz."

Adam memnuniyetle kabul etmiş.

Karnını doyurmuş, ısınmış, üstüne çay da gelmiş.

O arada halini de anlatmış.

***

Konya'nın bir köyünde muhtar.

Gezmek için geldiklerinde karısı hastalanmış.

Getirmiş fakülteye, kadın yatıyor.

Bizimkinin parası bitmiş, o yüzden keyifsiz dolaşmaktaymış oralarda.

Ahbaplık kurmuşlar, Konyalı muhtar, "bizim oralarda çok av vardır, gelin" demiş, "ben de sizi misafir edeyim."

"Öyle deme, geliriz bak" uyarısına bozulmuş, "gelin diye davet ediyorum."

***

Günün birinde dört beş arkadaş tüfeklerini alıp yola düşmüşler, muhtarın köyünü bulmuşlar.

Muhtar çok iyi karşılamış avcıları.

İzzet, ikram...

Sofralar kurulmuş, yataklar serilmiş.

Ertesi gün ava çıkılacak.

Lâkin gecenin bir yarısı avcılardan biri fena halde tazyike maruz kalmış.

Odanın içinde ihtiyaç giderme imkânı yok; odanın kapısı bahçeye açılıyor, helâ bahçenin uzak bir köşesinde.

***

Çaresiz elbiselerini giymiş, arkadaşlarını uyandırmadan usulca kapıyı aralamış ki karşısında iki tane azman köpek hırlamakta.

Köpekleri görünce, avcının hissettiği tazyik iki katına çıkmış.

Adım atacak hal değil.

Kapının önündeki uzun çizmelerden birini almış, idrar tahliline gönderilecek tüp gibi içini doldurmuş.

***

Niyeti sabah erken kalkmak, temizlemek; fakat uyanamamış.

Çizmenin sahibi arkadaş daha evvel kalkmış.

Giydiğinde hayrete düşmüş adam.

Hani yağmur bazen bir semte yağar da hemen yanındaki semte tek damla düşmez, öyle bir durumla karşı karşıya olduğunu düşünmüş.

"Bak şu Allah'ın hikmetine" demiş, "yağmur çizmenin birine yağmış, birine yağmamış."

***

Ortadoğu'da halk hareketlerinin kendi ülkelerine de sıçramasından çekinen liderler haklı.

Hak ve özgürlük talepleri, ne yağmura benzer, ne avcının idrarına.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.