30 Mart 2017 Perşembe3 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:44Öğle 13:16İkindi 16:46Akşam 19:34Yatsı 20:55
    • 17°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 89.282 0.01
  • Altın: 145,428 -1.06
  • Dolar: 3,6363 -0.49
  • Euro: 3,8917 -0.97

Dekolte Giyinmek İnsan Haklarına Aykırıdır

Ahmet Doğan İlbey

Ali Yurtgezen Hoca’nın ifadesiyle “şişman ve semiz” ve örtüsüz tenler gösteren Hürriyet’in filozofist yazarı Bay İnce akla ziyan yazılarıyla Müslüman millete nasıl aidiyet hissedebilir?
“Türban, kamusal alanda bir dinsel simge olarak Müslüman olmayan azınlıklar ve Sünni olmayan Müslümanlar üzerinde bir baskı aracıdır. İnsan haklarına aykırı bir durum. Laik bir toplumda kamusal alanın din ve inanç özgürlüğü bağlamında nötr olması gerekir. Oysa türban, bu nötr alana yapılan saldırıdır (tecavüz, ihlal, violation). Laiklik, saldıranı değil, saldırılanı korur...”
Bu İnce’ye göre kamusal alanda türban insan haklarına aykırı ve bir baskı aracı ise, dekolte giyinmiş bir hanımın kamusal alanda tenini teşhir etmesi, açıkta kalan vücut hatlarıyla cinsî duyguyu tahrik etmesi de insan haklarına aykırı ve bir baskı aracı değil midir?
Bay İnce gibi biri çıkıp “kamusal alanda silahlı ve üniformayla dolaşan bir kişinin varlığı insan haklarına aykırı ve bir baskı aracıdır” derse ne olacak?
Demek “laiklik saldırılanı korur” öyle mi Bay İnce? Peki seksen küsur yıldır başörtüsüne yapılan saldırılara karşı göğsünüzü niçin siper etmediniz?
Bu ifadeleriyle iyice hasta olduğu anlaşılıyor. İslâm’la ilgili yazılar yazıyor görünerek aslında İslâm’ın temellerine muhalefet ediyor. Bu yaştan sonra düzelmesi mümkün değil. Umutsuz vaka.
“Türban insan haklarına aykırı” diyen Bay İnce’nin, Ayhan Songar rahmetli olduğuna göre derhal Mazhar Osman’ın üçüncü kuşak talebelerinden birine teslim edilmesi gerekiyor.

“EVRİM TEORİSİNE KARŞI OLMAK CUMHURİYETİN
LAİKLİK İLKESİNE AYKIRIDIR”

Laik cumhuriyet putçuluğuna dair asrın en dogmatik sözü olan ve ağır travma ihtiva eden ara başlık felsefist sapkın Bay İnce’ye aittir.
“Evrim Düşüncesi Neye Aykırı? Allah iradesinin insanı evrimle de, Hz. Âdem aracılığı ile de yaratmaya yeteceğini...” buyurmuş.
Bir inanç tezi olarak “eğitim müfredatında yer almasını” istediği “evrim teorisine karşı geliştirilen ilmî ve bilimsel açıklamaların cumhuriyetin laiklik ilkesine aykırı olduğunu” keşfetmiş hazret.
“Şehvet düşkünü olmanı neresi ayıptır? Kur’an, ‘kadınlarınız sizin tarlalarınızdır.’ demiyor mu?” diyerek, Müslümanlarla alay eden Bay İnce’nin hezeyanları onun tımarhanelik olduğuna delâlettir.
Demek ki, seksen küsur yıldır Kemalist laikçiliği inancına aykırı bulan Müslüman millet evrim teorisine de karşıymış meğer. Ne gam!
Demek ki, bundan böyle Evrim Teorisi’ne karşı geliştirilen her türlü “ilmî ve bilimsel” tezler ve fikirler Atatürkçü cumhuriyetin laiklik ilkelerine karşı suç işlemek anlamına gelecekmiş.
Ey akıl, ey mantık! Neredesin?
Çatla Aristo, Patla Engizisyon Mahkemeleri! Atatürkçü cumhuriyetin laiklik ilkeleri geçti seni! “Uçtu pabucun dama.”
Bu görüşlerine göre Bay İnce’nin Yaradanı inkâr etmediği, fakat Allah’ın şeriatı ve son Kitabı Kur’an’a bakışı itibariyle deist olduğu âşikardır.
Laikçi zaviyeden baktığını söylediği “Allah” kavramını bir “Yaradan” olarak tavsif ediyor, agnostik ve deist karışımı felsefî bakışla ucube bir İslâmiyet anlayışı ortaya koyuyor.
Agnostizm, Batı felsefesinde bilinemezcilik anlamına geliyor. Sonsuzluk, ilk sebepler, cevher, eşya ve olayların son gayesi gibi metafizik hakikatleri insan zihninin asla bilemeyeceğini ileri süren ve böylece metafiziğe bilinemez diyen düşüncenin adıdır. Metafiziğin sahası ile sınırlanmış bir şüpheciliktir. Yani bir ilimciliktir. A. Comte’un pozitivizmi, Hamilton’un Rölativizmi agnostik olup “ontolojik meselelerin bilinemeyeceğini” iddia eder.
Hormonlu, aynı zamanda elbisesiz dişi bedenler gösteren Hürriyet’te yazdığı “Kur’an’ın yeryüzü işlerine karıştırılmasına karşıyım ve o yüzden laikim” ifadesine bakılırsa “deist” olabileceği kanaatine de varılabilir.
Deist: “Yaradancılık”tır. Kur’an’da bildirilen Allah’ın varlığı ve vahyini, dinî kuralları inkâr ederek sadece akılla idrak edilen bir yaradanın olabileceğini kabul eden felsefi görüştür. Peygamberlere ve dinlere ihtiyaç olmadığını, pozitivizmin diğer adı olan “tabiî din” anlayışını benimsemektir. Volter ve Rousseau bu düşüncenin ileri gelenleridir.
Filozofist deist Bay İnce, “deizm”i sakın ola “teizm”le karıştırmasın. Çünkü, “teizm”, “deizm”in inkâr ettiği vahiy, Kitab, din ve peygamber anlayışını kabul eder.
Yazdıklarına göre, evrim teorisini ve sosyal darvinizm’i savunan Bay İnce bu çarpık görüşleriyle Lenin, Stalin, Mao ve Hitlerlerle aynı konuma düştüğünün, ırk arındırmacılığı taraftarları olan nasyonal ve komünist liderlerle paralel düşündüğünün farkında mıdır?
Bu sosyal darvinist liderler evrim teorisini esas alarak kendi toplumlarını “tabii seleksiyona bağlı olarak bazı ırkların evrim gereğince ölmesi ve öldürülmesi gerektiğini, bunların hem savaş yoluyla, hem de doktrinel rejim için zamanı geldikçe yok edilmeleri hem sağlam ırk, hem de zihnen arındırılmış fertlerden oluşan rejim için gereklidir...” diyerek insanlık dışı metodlarla yönetmişlerdir.

DEİST BAY İNCE’NİN ÜSTADLARI: ABDULLAH CEVDET VE RIZA TEVFİK

Bay İnce’nin fikrî ceddini ve filozofik ustalarını Meşrutiyet’ten ve Cumhuriyet’in ilk yıllarından tanıyorum. “İçtihad” dergisinin kurucusu ve başyazarı Abdullah Cevdet ve agnostik Rıza Tevfik’in fikrî sulbünü sürdüren üçüncü kuşaktandır Bay İnce.
Dahası, Tevfik Fikret gibi Bay İnce de aidiyet problemi de yaşayan, Niestsche’ye özenerek aykırılıktan ruhî ve psikomatik haz duyan, sonra da bu saçma görüşlerinden dolayı hakkında yazılan yazılardan mazoşist bir zevk alan biridir.
Yazdıklarıyla, Sartre’nin entellüktüel “bunaltısı”nı yaşayan veya yaşadığını sanan üçüncü sınıf taklitçi bir filozofist intibaı veriyor. Oysa Müslümanların ülkesinde filozofluk iyi bir şey değildir.
Her konuda yazmayı marifet sayan, sonunda hep madara olan Bay İnce yazı sahasını değiştirse iyi olur.
Meselâ, memleketin hava ve iklim durumunu, tabiî sebze ve meyvelerin faydalarını, memur ve işçi maaşlarındaki adaletsizliği, mazrur ve mahzun emeklilerin azıcık maaşla nasıl geçindiklerinin sırrını yazsa çok okunan bir yazar olur.
Dıştan sakin, kibar bir beyefendi gibi görünen, aslında kafası karışık bir âdem olan Hürriyet’in felsefist yazarı Bay İnce yazı yazmayı bıraksa daha iyi olur.
Böylece Hürriyet de, onun sebep olduğu antipatileri yeniden sempatiye dönüştürebilir. Tavsiyem muhayyer.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.