25 Mayıs 2017 Perşembe29 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 25°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 19°C Ağrı
    • 26°C Amasya
    • 23°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 97.713 -0.61
  • Altın: 144,103 0.00
  • Dolar: 3,5652 -0.22
  • Euro: 3,9996 0.14

Siz tasfiye edilmeyeceksiniz ki...

Hüseyin Gülerce

Tunus, Mısır, Yemen, Fas, Sudan, Bahreyn, Cezayir ve son olarak Libya'da sokağa dökülen insanlar, canları pahasına tek bir şey istiyor: Vesayet rejimlerinin yıkılmasını...


AK Parti iktidarına tahammülsüzlükleri, gözlerini döndürmüş kesim ise mevcut hükümeti bu rejimlere benzetiyor. Hatta CHP yöneticilerinin ağzından iktidara karşı benzer direniş çağrıları yapılıyor. Hâlbuki tam tersi. AK Parti, şimdiye kadar hiçbir iktidarın yapamadığını yaparak, Türkiye'deki vesayet rejimini tasfiyeye uğraşıyor. Tayyip Erdoğan, daha önce hiçbir başbakanın demediğini diyor: İktidarsam, muktedir de olurum... Sayın Başbakan'ın, "nerede bu Ergenekon, gidip üye olayım" diyen CHP lideri Kılıçdaroğlu'na verdiği cevap, aslında vesayetin suratına indirilmiş bir tokattı: "Danıştay 2. Dairesi'ne bak... Sivas'a, Maraş'a bak... Diyarbakır'daki faili meçhullere bak... Dersim'e bak..."

Bir Başbakan'ın ağzından, tarihe geçecek ve ezber bozan, daha çarpıcı ifade olabilir mi? Başbakan'ın bu sözlerine Sayın Kılıçdaroğlu'nun cevabı demagojiden öte gidemedi, gidemezdi. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu, Dersimlidir. Soner Yalçın'dan alınan, derinlerden ısmarlama, "Horasan erlerindendir..." iyi hal kâğıdı, gerçeği değiştiremez. Kılıçdaroğlu'na tek bir soru sorayım: Sabiha Gökçen'in, en alçaktan uçup, çoluk çocuk demeden kendi insanımızı bombaladığı için "İlk kadın savaş pilotu" madalyası almasını izah eder misiniz? 1937'de savaş yoktu. Sabiha Gökçen, hangi savaşa katıldı? Hangi savaşta kahramanlık gösterdi? Kılıçdaroğlu'nun gerçekten vicdanı varsa, akrabalarının acısını yüreğinde taşıyorsa; en az 50 bin Alevi-Kürt insanımızın katledildiği Dersim'de, çıksın Sabiha Gökçen'in madalyasını izah etsin, ben kalemimi kıracağım... 12 Haziran'daki genel seçimler 12 Eylül 2010'daki referandumdan da önemli. 12 Eylül'de vesayetin kimyası bozuldu. Fakat vesayetin siyaset, medya ve asker içindeki payandaları direnmeye devam ediyor. AK Parti'nin seçim kazanmaması, yıpratılması, sendelemesi için bütün imkânlarını seferber edeceklerdir. Taşeron terör örgütleri devreye girecektir. Karanlık odalar, kozmik adamlar, uyuyan ajanlar; vesayet bitmesin, imkânlar, itibarlar yerle bir olmasın diye hem de can havliyle çırpınıp duracaklardır...

Bilhassa vesayetin medyası... Çünkü o medya için önümüzdeki genel seçim bir hayat memat meselesidir. "Ergenekon'da sıra bana ne zaman gelecek?" diyen bazı meslektaşlar meselenin özünü sulandırmaya çalışıyor. Darbe toplantılarına katılanlar, zaten kendisini bilir, benim lafım onlara değil. Benim lafım, medyada eski düzenin süreceği umudunu hâlâ yitirmemiş olan, sureti haktan görünüp, aslında vesayeti arkalamaya çalışan ve itibar kaybından korkan meslektaşlara: Hedef şaşırtmayın, konuyu saptırmayın, siz tasfiye olmayacaksınız, kimse size "geç şuraya" demeyecek. Sizi gazete okuyucusu, gazetelerin "okuyucu milleti" sahneden inmeye davet edecek. Çünkü vesayet yıkılınca siz ne yazacaksınız?

Manipülasyon yapamayacak, ihale takip edemeyecek, vergi kaçırması için patronunuz adına hükümet üyeleri ile pazarlık peşinde koşamayacaksınız. Kanunlar, istediğiniz gibi geçsin diye Başbakanlık odalarında saatlerce oturamayacaksınız. Rakip işadamlarına manşetlerden şantaj yapamayacaksınız. Patronun yanında, "komutan"la konuşma numarası çekemeyeceksiniz. Gölbaşı'nda, darbecilere akıl veremeyeceksiniz. Yunanistan'la harp çıkaramayacaksınız. Katillere, "çocuk", "ülkücü" muamelesi yapamayacaksınız. "Şerefsiz" manşetlerini atıp, linç kampanyaları başlatamayacaksınız. Paraya boğup tetikçi kullanamayacaksınız. Değil mi, dere kenarında tüy diken "Vijdan"?

Siz tasfiye edilmeyeceksiniz. Sizi okuyan, ciddiye alan kalmayacak. Siz kendi kendinizi itibarsızlaştırdınız. Hâlâ "muhalif" ayağına yatıp vesayete destek çıkıyorsunuz. Hâlâ kırk dereden su getirip darbeci zihniyete cesaret veriyorsunuz. 13 Haziran'da aynalara bakacak yüzünüz olmayacak...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.