12 Aralık 2017 Salı23 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:12Öğle 13:05İkindi 15:22Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 6°C Adana
    • 1°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • -10°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 0°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 109.156 1.14
  • Altın: 153,130 -0.60
  • Dolar: 3,8173 -0.47
  • Euro: 4,5053 0.00

Bush'un değil, Obama'nın BOP'u...

Hüseyin Gülerce

6 Ekim 1996'da, dönemin başbakanı Sayın Necmettin Erbakan ile birlikte, Libya'daki o meşhur çadır olayının şahitlerden biri de bendim.


Önce bir binanın geniş salonuna alındık. Kaddafi, bir koltukta oturuyordu ve etrafında 4-5 kadın koruma duruyordu. Korumaların hepsi siyah tenli ve ızbandut gibiydiler. Ellerinde makineli tüfekler, üstlerinde mermi dolu fişeklikler vardı. Bir devlet başkanı, resmî bir yemek öncesi silahlı kadın korumalarla Türkiye'nin başbakanını kabul ediyordu. İnanılacak gibi değildi. "Bu adam normal olamaz, biz nereye geldik böyle" diye düşünmüştüm. Bugün Türkiye'nin başı, Kaddafi ile daha büyük bir dertte. Asıl konuya dönelim. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki peş peşe ayaklanmalar ve artan demokrasi talepleri için can alıcı soru şudur: Bu gelişmeler kendiliğinden midir, yoksa arkasında ABD mi var?

ABD, halen dünyanın tek süper gücüdür. İslam coğrafyasında petrol dâhil büyük menfaatleri, dolayısıyla hesapları vardır. İsrail'in varlığı, ABD dış politikasının teminatı altındadır. Ayrıca 11 Eylül'den sonra başı, küresel terörle derttedir. Bu tehdidin büyük kısmı İslam coğrafyasından neşet etmektedir. Bütün bunları dikkate aldığımızda, ABD'nin işin içinde olmadığını söylemek, benim anlayabileceğim bir şey değildir. Batı en az iki asırdır, İslam coğrafyasını bizden daha iyi biliyor, nabzını bizden daha iyi tutuyor. Adım gibi eminim ki, Washington, Mısır'ı, Mısırlılardan daha iyi biliyor.

Benim anladığım şudur: Bush'un Büyük Ortadoğu Projesi (BOP'u) güce, kuvvete, gözü dönmüşlüğe dayanıyordu. Bunu Irak'ta gördük ve ABD, boyunun ölçüsünü aldı. Şimdi Obama'nın BOP'u devrededir.

Obama yönetimi, Amerikan çıkarları açısından bölgeye neşter vuruyor. Zaten, bu coğrafyada, halkın diktatörlere karşı tepkileri yakından takip ediliyordu. İnsanların sokağa dökülmesi hiç de zor değil. Ortada bir organizasyon olduğu besbelli ama organizatörler görünmüyor. Bu, ancak profesyonel eller tarafından başarılabilir.

ABD, bölgeye demokrasinin gelmesini neden istesin? Bunun bendeki cevabı üç şıklıdır: Birincisi, halkların, demokrasi taleplerini engellemek artık mümkün değildir. Dünya küçük bir köy gibi oldu. İnsanlar, ülkeler, yönetimler ve toplumlar birbirinden etkileniyor. Özgürlüklerin genişletilmesi, fikir, ifade, din ve vicdan hürriyeti taleplerini kimse durduramaz. İkincisi, dünya barışı için en büyük tehdit, İsrail-Filistin meselesidir. ABD bu sorunu çözmeden ne kendi rahat edebilir ne de dünya huzur bulur. Ama İsrail, başına buyruk hareket ediyor, ABD'deki neoconlardan, Yahudi lobisinden cesaret alıyor ve ABD yönetimlerini peşine takıyor. ABD, kendi milli politikalarına rağmen, bu yükü daha fazla taşıyamaz. İsrail'i barışa zorlamaya mecburdur. Bugün İsrail'i barışa zorlayacak tek strateji, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın demokratikleşmesi ve bu rüzgârın İsrail'i sıkıştırmasıdır. Üçüncüsü, terör tehdidini azaltmak için bölgedeki radikal İslamî grup, cemaat ve güçlerin, demokratik sistem içinde, yeni sürece entegre olmalarının sağlanmasıdır.

Benim tezim şöyle: ABD, birkaç yıldır, bugün ayaklanmaların yaşandığı ülkelerin din adamları, kanaat önderleri, medyası ile sıkı temastadır. Önümüzdeki aylarda, ABD'de, neoconlarla birlikte olmayan Yahudi lobisi atağa kalkabilir. Mevcut İsrail politikaları yerine, Filistin'in tanınması ve kalıcı barış için yeni adımlar atılabilir. Sağlanacak İsrail-Filistin barışı, ABD'ye ve Batı'ya yönelik terör tehdidini azaltacaktır.

Bu plan ya da hesapların içinde Türkiye nerededir, bilmiyorum. Ancak AK Parti örneği ve Türkiye'de muhafazakâr-dindar büyük kitlenin, demokrasi ile İslam'ın bir arada olabileceğini gösteren tecrübesi, bölgedeki demokratik değişimi etkileyecektir. Bu da Türkiye'nin Ortadoğu, Afrika ve Türk cumhuriyetleri için önemini ve değerini artıracaktır.

Önümüzdeki 12 Haziran seçimleri, sadece Türkiye'yi değil, bölgemizi de etkileyecektir. Haydi hayırlısı...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.