21 Temmuz 2017 Cuma26 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:51Güneş 05:43Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:39Yatsı 22:22
    • 26°C Adana
    • 26°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 106.736 -0.63
  • Altın: 141,095 0.40
  • Dolar: 3,5210 -0.02
  • Euro: 4,0955 0.94

Her Nefis Ölümü Tadıcıdır; Tatmaya Hazır mısınız?

Fuat Türker

“Öldüğümde gösterişli bir cenaze töreni istiyorum; vasiyetimdir... Şehrin en güzel mezarlığından ... liraya mezarlık satın aldık. Aile mezarlığımız denize nazır. Her tarafı mermer; tamamını en kalitelisinden mermer kapladık. Ağaçlar da diktik; muhteşem selvi ağaçları."

Aklını kullanabilen bir insan için bu sözlerin ne kadar anlamsız olduğu açıktır... Oysa insan kara toprağın altına, simsiyah karanlık mezara girecektir. İki metre toprağın altındayken, üzerindeki mermeri, deniz manzarasını mı görebilecektir? Gideceği yer bambaşka bir alemdir. Ruhu Allah’ın Katına gidecek, orada yalnızca bedeni kalacaktır. Arkasından, "çok güzel ve kalabalık bir cenaze töreni oldu", "mezarı da çok muhteşem, gösterişli" denmesinin kişi için ne önemi vardır? Bıraktığı yer değil, insanın gittiği yerdir önemli olan...

Allah bütün bunları ibret olsun diye yaratır. Böylece insanların nasıl gaflete kapıldıklarını, nasıl bir akledememe durumuna düştüklerini bize gösterir. İnsan bu kişilerin gurur yapmalarına şaşırır; azgınlıklarına, saldırganlıklarına şaşırır, Allah’ın varlığının ve delillerinin farkında olmamalarına şaşırır. Kur'an'ın, "Eğer şaşıracaksan, asıl şaşkınlık konusu onların şöyle söylemeleridir: "Biz toprak iken mi, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?" İşte onlar Rablerine karşı inkara sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır. (Ra'd Suresi, 5) ayetiyle haber verdiği gibi, ölümü ve yeniden diriltileceklerini unutmuş olmalarına şaşırır.

Yaşadıkları hastalıklar da ölümü hatırlatmaz bu kişilere. Kimi kanser tedavisi görür, kiminde şeker hastalığı, kiminde kalp vardır hatta birçoğu ölümden dönmüştür. Allah’tan bahsetmez, ölümü düşünmezler. İnsanlar adeta bir düşünmeme sanatı geliştirmiş ve böylece gerçekleri unutmanın yolunu bulmuşlardır.

Allah, insanın gururunu ezecek her şeyi yaratmışken, bu kimseler acizliklerini düşünmezler. Sürekli bakım ister insan; bedenine bakmadığında perişan olur. Ancak bakımla temiz ve güzel olabilir. Allah, kadına da, erkeğe de acizlikler vermiştir. Sabah, akşam, gün içinde acizliklerini görürler. Ancak buna rağmen insanlar etkilenmez; enaniyetleri kırılmaz. Kanser olur örneğin, etkilenmez. "Ben bunu da yenerim" der, modern bir hastanede tedavi görmesiyle ve tedavi masraflarıyla övünür.

Bu büyüklük hissi, bu enaniyet, büyük bir mucizedir. Her gün defalarca aczini ve zavallılığını gören insanın bunu yapamaması gerekir. Nefsi bu denli azgın olan insanı Allah, "insan çok zalim, çok cahildir" ifadesiyle tarif eder.

Yüce Allah Kur'an'da, “Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi.” buyurur. Sebzeler, meyveler, türlü bitkiler, otlar toprakta oluşur. Hayvanlar o bitkilerle, insanlar da bitki ve hayvanlarla beslenirler. Dolayısıyla topraktaki malzemeler sürekli insana geçer. İnsan topraktan çıkar, yaşar, yaşlanarak geri gidiş süreci başlar; ömrünü bitirir. Ardından toprağın içinde kaybolup gider. Yaşam bu sistem üzerine kuruludur. Ancak birçok insanın neden yaşadığından haberi bile yoktur ve yanılgı içinde, ölüm gerçeğini düşünmeden hayat sürer.

Ömür çok hızlı geçer; inkar eden ya da iman eden her insan ölümlüdür. En sağlıklı, en gösterişli insan bile zifiri karanlık toprağın altına girer. Orada ise dünyadaki azgınlığından, enaniyetinden eser yoktur. “Onların fısıltılarını duyuyor musun?” (Meryem Suresi, 98) buyurur Allah. Gerçekten de onlardan hiçbiri hissedilmez ve fısıltıları işitilmez.

İstisnasız her insanın, ölüm gerçeğini görüp kabul edeceği bir an olacaktır. Ölümü unutan, yaşamı boyunca büyüklenen, hep “ben”, “ben” diyen kişi, daha ölümü tadarken her şeyin zincirleme çok kötü gideceğini anlar:

"Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Yakıcı azabı tadın" diye o inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin. (Enfal Suresi, 50)

Meleklerin azap 'müjde'siyle ölümü tattıktan sonra ahirette tadacakları ise kendisi için "yığıp-sakladıkları"dır. "Acı, yakıcı, zorlu ve sürekli ateş azabı"dır; "cehennemin dokunuşu"dur.

Hiç şüphesiz suçlular-günahkarlar, bir sapmışlık (dalalet) ve çılgınlık içindedirler. Ateşin içinde yüzükoyun sürüklenecekleri gün cehennemin dokunuşunu tadın" (denecek) (Kamer Suresi, 47, 48 )

Ölümü tatmaya hazır mısınız?..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.