28 Mart 2017 Salı29 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:47Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:32Yatsı 20:53
    • 10°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • -5°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 89.695 -0.76
  • Altın: 145,860 1.00
  • Dolar: 3,6136 0.05
  • Euro: 3,9258 0.61

Kaddafi’ye ne oluyor, Çiller’e aşık olan Dalan’dı

Aziz Üstel

Tansu Çiller, DYP’de siyasete girmeden önce, bir dönem Bedrettin Dalan’la çalışmıştı. Dalan çok etkilenmişti Tansu Hanım’dan. Hem aklından, bilgisinden, kültüründen hem de güzelliğinden...

Neşe Düzel’in, Libya eski büyükelçisi Uluç Özülker’le yaptığı söyleşinin “Kaddafi Tansu Çiller’e Aşıktı” başlığını görünce, yıllar önce Dalan’la yaptığım ve Günaydın gazetesinin birinci sayfasından yayınladığımız uzun bir söyleşi geldi aklıma.

Dalan, belediye başkanlığı seçimlerini yitirmiş, İstek Vakfı’nı kurmuş, okulları birbiri ardına açmaya başlamış ama gene de siyaset aşkıyla yanıp tutuşuyordu. Kurduğu, Demokrat Merkez Partisi de DYP potasında erimişti. Söyleşi sırasında, Tansu Çiller’e hayranlığını dile getiriyordu sık sık. Turgut Özal’dan çok daha başarılı olacağını söylüyor, eğer DYP’nin başına gelirse, Türkiye’yi uçuracağını tekrarlıyordu habire.

Söyleşiyi, belediye başkanlığı dönemi, kurduğu parti, DYP’ye katılma gerekçeleri üzerine kurmuştuk ama Dalan, ikide bir lafı Tansu Çiller’e getiriyordu. Ben de ipin ucu kaçtı diye düşünüp, soru sormayı bıraktım, istediğini söylesin, olduğu gibi yazarım diye düşündüm.

Sonunda, birden masasının gözünü açtı. İçinden bir kağıt çıkardı. Tansu Çiller’e yazdığı bir şiirdi bu! “Yayınlayabilir miyim” diye sordum. “Yayınla” dedi. Neyse, gazeteye döndüm. Yazıyı yazdım, şiiri de köşeye yerleştirdim. Genel Yayın Müdürü Seçkin Ağabey (Türesay) kulakları çınlasın, şiiri çok önemsedi. Hemen çerçeve içine aldı.

Taşra baskısı ha döndü ha
dönecek, telefon çaldı. Bedrettin Dalan’dı arayan:

“Şiiri koydun mu yazıya?!”diye sordu telaşlı bir sesle.

“Evet!”

“Hemen çıkar! Yanlış yorumlanır!”

“Niye yanlış yorumlansın” falan diyecek oldum, dinlemedi bile, çıkar da çıkar diye tutturdu. Şiir saçları altın sarısı, gözleri deniz mavisi falan diye başlayan sepet sepet yumurta/sakın beni unutma gibisinden bir dörtlüktü. Ama Dalan, Seçkin Ağabey’i de aramış, gerekirse gazetenin sahibi Asil Nadir’e telefon edeceğini söylemiş. Ben de uzatmadım:

“Peki Bedri Ağabey çıkarırız şiiri... Ama güzel şiir; yazık. Herkes senin büyük bir ozan olduğunu anlardı en azından...” Durdu. Belli ki büyük ozan lafı etkilemişti onu:

“Peki şiiri yayınla ama, Tansu Hanım için değil Atatürk için yazdığımı belirt...”

Şiire baktım... Sapsarı saçlar, masmavi gözler... Uyar diye düşündüm.

“Tamam, dediğiniz gibi yaparız...” Yaptık da!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.