25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 25°C Adana
    • 23°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 14°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 106.711 -0.12
  • Altın: 143,514 0.58
  • Dolar: 3,5567 0.57
  • Euro: 4,1387 0.43

Aman sakın! Kendimizle barışmayalım!

Haşmet Babaoğlu

"Artık kendimle barışmaya karar verdim" diyor.
Yüzüne bakıyorum... İç huzuruyla kıyısından köşesinden de olsa tanışmış ve ferahlamış olmanın izlerini arıyorum. Yok!
Barış yapan biri sevinir. Oysa üzgün.
Belli ki, hayat karşısında yenik düşmüş ama kuyruğu dik tutmak istiyor.
Bunun adını da "kendimle barışmak" koymuş!
***

"Ben kendisiyle barışık biriyim" diyor. Bunu söylerken nasıl övünüyor!
Yüzüne bakıyorum.
Hırs çizgileriyle dolu!
Biraz daha konuşunca anlıyorum ki, nefret ve öfkeyle dolu. Yerli yersiz herkesi, her şeyi aşağılıyor. "Kendi" denen şeyin ne olduğunu bildiğinden emin değilim. Ama belli ki, başkalarını her gün kılıçtan geçiriyor.
Ve iki cephede birden savaşmamak için vicdanını susturmuş.
Bunu da hiç sıkılmadan "kendisiyle barışmak" olarak açıklıyor.
***

Bir de Brezilyalı bir hekim ve motivasyon uzmanı var.
Adı Drauzio Varella'ymış.
Şu sözleri pek beğenilmiş olacak ki, son zamanlarda Facebook gibi sosyal paylaşım ağlarında dolaştırılıyor: "Kendimizle barışık olmalıyız. Bu sağlıklı yaşamın anahtarıdır.Bunu kabul etmeyenler kıskanç, aşırı rekabetçi ve taklitçi olurlar."
İyi, güzel de...
Sürekli haset duygusunu ve rekabeti kışkırtan bir çevrede nasıl olacak bu?
Önce modern "yaşam tarzı" ve "başarı" anlayışıyla sıkı bir kavgaya girişmek gerekmiyor mu?
Manevi olgunluk arayışına girmeden (ki o da nasıl çalkantılıdır) "kendimizi" anlayıp barışmanın imkânı var mı?
***

Kendisiyle barışık olmayı...
"Bu göbek bana yakışıyor" veya "mesleğimden, işimden gücümden memnunum" diye anlayanlara sözüm yok elbette. Aynen devam!
Ama bu deyimde "derinlik" arayanlara, bir durun yahu, demek istiyorum.
Hatalarımızdan hiç pişmanlık duymamanın adıysa kendimizle barışık olmak, unutalım gitsin öyle barışı!
Hem hiç uğraştık mı kendimizle?
Barışmaya değer ne yanlarımız var diye cesaretle sorguladık mı kendimizi?
Belki dünyayla barışıncaya kadar kendimizle küs kalmak daha iyidir.
***

Diyeceğim o ki...
Biraz daha az güzel laf, daha çok güzel eyleme ihtiyacımız var.
Yani...
İçimizdeki hileciyi, hurdacıyı, yalancıyı, yavşağı kovuncaya dek...
Barışmak yok!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.