29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 23°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 89.412 -0.85
  • Altın: 146,694 -0.37
  • Dolar: 3,6411 -0.18
  • Euro: 3,9163 -0.89

Müslümanların 15 Büyük Problemi

M. Şevket Eygi

TÜRKİYE Müslümanlarının belli başlı büyük dertleri, problemleri, krizleri nelerdir? Bence bunların listesi şöyledir: (1) Ümmet teşkilatı kurulması, bunun başına ehil ve layık bir İmam veya Emir geçirilmesi, üniter bir İslami hiyerarşi tesis edilmesi... (2) Müslümanların özel İslami ve Tevhidi eğitim sistemi kurmaları, İslam mektepleri açmaları... (3) İslam medreseleri açılarak buralarda icazetli ulema ve fukaha yetiştirilmesi... (4) Müslüman yığınların bedevi kültürden medeni kültür statüsüne geçirilmesi... (5) Tarikatları kontrol edecek bir Meclis-i Meşayih kurulması... (6) İş, ticaret, sanayi, finans sahalarını kontrol ve ıslah edecek bir Fütüvvet Teşkilatı kurulması... (7) Bir Tashih-i İtikad seferberliği başlatılması... (8) Yurt çapında İslam Mahalle Teşkilatı kurulması... (9) Medya konusunda Müslümanların en önde, en güçlü ve en etkili konumda olması... (10) İslami hizmet ve faaliyetler için dinin, ilmin, aklın ışığında dört başı mamur bir plan ve program hazırlanıp uygulamaya konması... (11) Beş vakit namazın ve cemaatin genel ve yaygın hale getirilmesi... (12) Camilerin birer kültür merkezi haline getirilmesi... (13) Din sömürüsüyle ve din baronlarıyla mücadele edilmesi... (14) Yurt çapında Müslüman Kadınlar Teşkilatı kurulması ve tesettür/dindarlaşma kampanyası açılması... (15) Emr-i maruf ve nehy-i münker farzının daha genel, daha yoğun, daha etkili bir şekilde eda edilmesi...

* (İkinci yazı)

Arjantin'i Tebrik Ediyorum

ARJANTİN'de Müslüman kadınların tesettür, hicab, başlarını örtme konusundaki haklarını tanıyan ve garanti altına alan bir kanun çıkartıldı. İşte tolerans budur. İnsan hak ve hürriyetlerine saygı budur. Din ve inanç hürriyeti, inançlarına uygun bir hayat sürme hakkına saygı budur. Bir insan olarak, bir Müslüman olarak Arjantin devletini tebrik ediyor, teşekkür ve minnetlerimi sunuyorum.

Bu kanuna göre Arjantin vatandaşı Müslüman kadınlar hiç korkmadan, hiç çekinmeden tam bir güven içinde dini kıyafetlerini giyebilecekler, hatta kimlik kartlarındaki fotoğraflar bile tesettürlü/başörtülü olabilecektir.

Arjantin'in çıkarttığı bu adil kanun başta Fransa olmak üzere, tesettür ve hicabı kısıtlayan kanuni düzenlemeler yapan ülkelere ibret olmalıdır.

Eğer bir ülkede insan hakları ve hürriyetlerine bağlılık ve riayet, tam bir din ve inanç serbestliği varsa, orada yaşayan dindar Müslüman hanımların ve kızların başörtüsü takmasına, kamu alanında tesettürlü olmasına izin verilir. Arjantin bu konuda bütün dünyaya örnek olmuştur.

Türkiye'nin bugünkü haline bakınız:

Dindar Müslüman kadın avukatlar başörtüsüyle adliye saraylarına girip duruşmalara katılamıyor.

Dindar Müslüman öğretmenler başörtülü olarak ders veremiyor.

Dindar memurlar başörtüsü ile çalışamıyor.

Dindar kızlar okullara başörtüsü ile gidemiyor.

Dindar kadın milletvekilleri Meclis çatısı altına başörtüsü ile giremiyor.

Başörtüsü ve tesettür konusunda büyük bir baskı ve zulüm var.

Türkiye Arjantin'i taklit ederek bu ayıptan kurtulmalıdır.

Türk halkının ezici çoğunluğu bu konuda adalet ve hürriyet istiyor ama birtakım egemen azınlıklar baskıda, zulümde, ideolojik tabularda direnip duruyor.

Sabatay Sevi'nin ruhu kara bir bulut gibi Müslüman Türkiye halkını gölgeliyor.

Artık bu bulut gitmeli, İslam güneşinin nurları ülkemizi aydınlatmalıdır.

* (Üçüncü yazı)

Japonya Türkiye Deprem

HERKES Japonya'daki dehşetli depremden ve tsunamiden bahs ediyor. Bu haberin ayrıntılarını yazacak değilim. Üzerinde çok durulmayan ve fazla tartışılmayan bazı hususlara dikkat çekmek istiyorum.

1. Böyle 8,9'luk bir deprem bizde olsaydı korkunç yıkım ve kıyım olurdu. İstanbul'un 6'lık bir zelzeleye bile dayanacak hali yok.

2. Bir şirket araştırma yapmış, İstanbul'da şiddetli bir depremde beş bin bina çöküp yassı kadayıf gibi olacakmış, 100 binden fazla bina da ağır hasar görecekmiş. Şirkete göre ölü sayısı 10 bin ile 35 arasında olacakmış. Tamamen çökecek binalardan kaç kişi kurtulur? Beş bin binayı 10 ile, 20 ile çarpsanız 100 bin kişi eder, ağır hasar görecek binalarda da büyük kayıp olabilir. Araştırma yapan şirketin matematiği çok zayıf gibi geliyor bana. Büyük ve şiddetli bir depremde ölü ve yaralı sayısı yüz binleri geçebilir.

3. İstanbul'da tsunami olmaz deniliyor. Tarihe bakalım: 1509'da hem zelzele, hem tsunami olmuş, Marmara'dan dev dalgalar surları aşıp arkadaki mahalleleri tahrip etmiş.

4. Japonya'da çok büyük bir deprem oldu. Halk paniğe kapılmadı. Bu hengame içinde bir kişi pencereden aşağı atlamış, o da bir Türkmüş!

5. Deprem oradaki nükleer elektrik santrallerini vurmuş. Bir santralde vahim bir sızıntı başlamış.

6. Japonlar depreme hazırlıklı bir millet. Binaları çok sağlam, köprüleri, demiryolları, metroları hep sağlam. Ya bizde?

7. Son büyük Gölcük depreminden bu yana gereği gibi hazırlandığımızı, gerekli bütün tedbirleri aldığımızı, depremde muhakkak çökecek binaları yıktığımızı, otoyollardaki viyadükleri sağlamlaştırdığımızı, binlerce okulu, hastahaneyi, adliye binasını, resmi binayı güçlendiğimizi iddia edebilir miyiz?

8. Böyle bir deprem Japonya'yı büsbütün yıkmaz ama bizim gibi ülkelerde korkunç çöküşlere, yıkımlara sebebiyet verebilir.

9. Depremin gökyüzünde habercileri vardır. Ay dünyaya yaklaşırsa çekim gücü artıyor ve zelzele oluyormuş... Depremden önce kuşlar, kediler, köpekler anormal hareketler yapıp çırpınıyormuş... Hatta karıncalar bile yuvalarından kütle halinde çıkıyormuş... Deniz ısınıyormuş, bazı yerlerde rengi değişiyormuş, balıklar karaya vuruyormuş... Kültür Bakanlığı'nın çıkarttığı bir kitapta okumuştum, zelzeleden önce bazı saatler bile garip ve acayip şekilde çalışmaya başlamış... Bazı evlerde saksı bitkileri durup dururken solmuş...

10. Depremlerin çoğalması ve yaygın hale gelmesi bir ahir zaman alametidir. Bir Müslüman şuna inanır: Allah'ın ilmi, iradesi ve yaratması olmaksızın minik bir sinek bile kanat çırpamaz, tek hücreli bir amib bile kıpırdanamaz. Ateistlerin, bu konuda Müslüman halka baskı yapmaması gerekir.

11. İstanbul'da ve yurdun hemen her şehrinde, üzerine bir veya birkaç kaçak kat çıkılmış binalar vardır. Politikacılar imar aflarıyla bu katları yasallaştırmışlardır. Büyük bir zelzelede öncelikle bu kaçak katlar yıkılacak, içindekilere mezar olacaktır.

12. İstanbul'da bundan otuz, kırk, elli sene önce deniz kumuyla yapılmış betonarme çürük binalar vardır. Bunlar da çok çürüktür.

13. Japonya'daki gibi depreme Boğaziçi'ndeki köprüler ve Marmara denizinin altındaki tüp geçit dayanabilir mi?

14. Beklenen İstanbul depremi konusunda ne gibi tedbirler alabiliriz? (a) Hiçbir şey olmayacakmış gibi yan gelir yatarız, keyfimize bakarız, bazı Ergenekoncular seçimlerde milletvekili olacaklar mı gibi dedikodularla vaktimizi harcarız... (b) İstanbul'u terk ederiz... (c) Çürük binadan çıkıp sağlam binaya geçeriz... (ç) Oturduğumuz binanın sağlam olup olmadığını çok CİDDİ raporlarla öğreniriz... (d) Depreme hazırlık dersleri alırız... (e) Gereği kadar yiyecek, içecek, el feneri, tıbbi ilk yardım malzemesi hazırlarız...

15. Müslümanlara sadaka vermelerini tavsiye ederim. (Zekatları gasb eden tüzelkişilere sadaka verilmez. Araştırma yapın, çok muhtaç kişiler ve aileler bulun, para yardımı yapın, size can u gönülden "Allah razı olsun" desinler.)

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.