"Paralel Toplum"

"Paralel Toplum"

Kulakları çınlasın, Sosyal Demokrat Gerhard Schröder başbakanken, Almanya'da "paralel toplumlar"a (Parallelgesellschaften) tahammül edemeyeceklerini söylemişti.

Hıristiyan Demokrat Başbakan Angela Merkel de, daha muhalefet günlerinde, "Deutsche Leitkultur"'a (Öncü kültür, başat kültür, egemen kültür olan Alman kültürüne) tâbi olmayı kabul etmeyen yabancıları Almanya'da istemediklerini ilan etmişti.

İkisini birleştirdiğimizde ortaya şu tablo çıkıyor: Almanya'da hiçbir topluluk Alman kültürünün yanına başka bir kültür koyamaz, ondan ayrı / farklı bir kültürel alan oluşturamaz!

Peki, Alman kültürü tam olarak nedir?

Orası karışık.

"Leitkultur"da İslam'a yer var mıdır?

Orası da karışık.

Cumhurbaşkanı Christian Wulff, İslam'ın Almanya'ya ait olduğunu (Almanya'yı oluşturan unsurlardan biri haline geldiğini) söylüyor, İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich ise "İslam'ın Almanya'ya ait olduğuna dair tarihsel bir veri yok" deyip Almanya'daki "Leitkultur"un "Hıristiyan-Yahudi-Batı kültürü" olduğunu hatırlatıyor.

Şimdi Merkel'e sormak lazım: "Almanya'da yaşayabilmek için 'Leitkultur'a tâbi olmak şart ise ve 'Leitkultur' sizin içişleri bakanınızın dediği gibi Hıristiyan-Yahudi-Batı kültürü ise ve İslam'ın bu kültürde yeri yok ise, ülkenizdeki Türklerin ve diğer Müslüman toplulukların İslam'ı terketmelerini istemiş olmuyor musunuz?"

İslam'ın Almanya'da elbette yeri olduğunu söyleyen ve fakat "paralel toplumlar"a karşı çıkan Sosyal Demokratlara da şunu sormak lazım: "Almanya Müslümanları dînî kimliklerini muhafaza edebilmek için o paralel toplum dediğiniz şeyi oluşturmayacaklar da ne yapacaklar?"

Cemaatle namaz kılabilmek için camilere ihtiyaçları var, çocuklarına İslamî eğitim verebilmek için okullara yahut kurslara ihtiyaçları var, dînî meseleleri ile ilgilenecek derneklere / vakıflara ihtiyaçları var, helal dairesinde beslenebilmek için İslami ölçülere uygun kesimhanelere / imalathanelere / kasaplara / marketlere ihtiyaçları var, var oğlu var...

E bunlar olunca o "paralel toplum" dedikleri şey oluyor işte.

"Paralel toplum olmasın" demek, bunların olmamasını istemektir.

Ve bunların olmamasını istemek, Almanya'da İslam'a yer olmadığını savunmaktır.

Almanya deyip duruyorum ama bu "paralel toplum" tartışması Almanya'ya mahsus değil.

İki gündür Viyana'dayım; Avusturya'da da aynı hikâye...

Meşhur bir siyasetçi 'Türkler paralel toplum oluşturuyor. Camilerinin yanında kendi bakkalları, lokantaları da oluyor. Niye oluyor? Olmasın!' filan deyince, Viyana'da yayınlanan Yeni Hareket gazetesi başmuharriri Yetkin Bülbül şöyle bir yazı yazmış: Viyana'nın Yahudi mahallesinde havranın yanında koşer lokantası yok mu? Yahudiler başlarında kippa ile dolaşmıyorlar mı? Kendilerine ait ve kendilerine mahsus örgütlere, yayın organlarına sahip değil mi Yahudiler? Onların oluşturduğu 'paralel toplum' kabul görürken -ki zaten kabul görmesi gerekir- Türklerin oluşturduğu 'paralel toplum' niye tepki çekiyor?

Cevap yok tabii.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi