14 Aralık 2017 Perşembe26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:41Güneş 08:14Öğle 13:06İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:11
    • 19°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 9°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 109.605 1.34
  • Altın: 156,690 1.82
  • Dolar: 3,8779 1.18
  • Euro: 4,5897 1.83

Anayasa için büyük kavga geliyor

Ahmet Taşgetiren

Bu anayasa değişmeli, bu hemen herkesin isteği, belli ki seçimlerden sonra yeni anayasa için de kollar sıvanacak ama yine belli ki büyük kavga yaşanacak.

TÜSİAD'ın yeni anayasa için ortaya attığı çerçeve görüşler, Türkiye'de en temel konularda nasıl derin tartışmalar bulunduğunu ortaya koyuyor.

Daha başlangıcından itibaren, daha ana perspektiflerden itibaren, devlet-toplum ilişkileri dahil, din-devlet ilişkileri dahil, ülkenin toplumsal katmanlarının birbiriyle ilişkileri dahil, hemen her alan, derin tartışmalara gebe.

Diyelim TÜSİAD taslağında "Cumhuriyet dışında her şeyin değişmesi teklif edilebilmeli" ifadesi...

Biz anayasanın girişine, "Teklif dahi edilemeyecek maddeler" ifadesini koymuş bir ülkeyiz. Çünkü halk temsilcilerinin "yanlış" şeyler teklif edebileceğini, bu teklifin halktan diyelim "yüzde 95 evet" karşılığı alabileceğini, dolayısıyla halkın ülkeyi yanlış yerlere sürükleyebileceğini, oysa ülke için "en doğru"yu bilenler olduğunu, onların anayasal ilke haline getirdiği "en doğru"ların halk nezdinde yüzde üç-beş bile karşılığı olsa, kutsal doğrulardan bile daha kesin olduğunu kabul etmişiz.

Bu durumda anayasa tartışmalarının henüz başlangıcında bazı tabuların değişmesi ve "halka güvensizlik" gibi bir sendromun aşılması gerekiyor.

"Dini ne yapacağız" sorusu, bizim sistemimizin en temel ukdelerinden birisi. Ondan laiklik yorumu sorunu çıkıyor, Diyanet sorunu çıkıyor, din dersleri sorunu çıkıyor, din eğitimi sorunu çıkıyor, başörtüsü sorunu çıkıyor, Sünni-Alevi ikilemi sorunu çıkıyor, darbeler çıkıyor, demokrasinin demokrasi olup olamaması sorunu çıkıyor vs.

Aslında "teklif dahi edilemeyecek"teki "halka güvensizlik" sorunu da oradan çıkıyor.

TÜSİAD Başkanı'nın eşi Cem Boyner tarafından "Bireyin özgürlüğü bölünmekten önemli" gibi uç bireysel özgürlüklerin telaffuz edilebildiği bir ortamda bile, başörtüsü ancak üniversite seviyesinde serbest bırakılır gibi görünmüş... Kamu alanında başörtüsü serbestisi istenirken, hakimlik, öğretmenlik, subaylık gibi alanlar başörtülüye kapalı tutulmuş. Gerekçe olarak da bu alanların "devlet"i temsil ettiği, laik devletin ise nötr olması gerektiği görüşü serdedilmiş. Ülkenin bölünmezliğini bile sorgulayabilen bir kafa, ne garip, devletin başörtüsüz olunca nasıl nötr hale gelebileceğini, başı açık bir insanın ya da başı açmak-örtmek gibi sorunu bulunmayan erkeklerin nötrlüğü tahrip edebileceğini dikkate almamış. Niye almamış? Çünkü "Dini ne yapmalı" sorusunu, dindar toplum kesimlerinin beklentilerini dikkate alarak çözmeyi düşünmemiş.

Evet, TÜSİAD'ın taslak anayasa çalışması, büyük işadamları dünyasından bir perspektifi yansıtıyor ve bu ülkede tabii ki başka pek çok perspektif var.

TÜSİAD'ın bazı bilim adamlarına yaptırdığı taslak çalışma kamuoyuna yansıyınca bir hayli tepki gelmesi de bu yüzden.

Belli ki yeni anayasa arayışında talepler çarpışacak:

-Kemalistler'in talepleri...

-Kürtler'in talepleri...

-Türkler'in talepleri...

-Bunlar gündeme geldiğinde diğer etkin aidiyetlerin talepleri...

-Aleviler'in talepleri...

-Sünniler'in talepleri...

-Gayrimüslimlerin talepleri...

-İnançsızların talepleri...

-Amerika'nın, Avrupa'nın talepleri...

-İşçilerin, köylülerin, memurların, işsizlerin talepleri...

-Kadınların talepleri, erkeklerin talepleri...

-Gençlerin, yaşlıların talepleri...

-Askerlerin talepleri...

-Demokratların, anti demokratların talepleri...

-Yargının talepleri... Hükümetin talepleri, Meclis'in talepleri...

Tabii ki, bir anayasa yapılırken, bütün toplumsal talepler dikkate alınır.

Önemli olan, "uzlaşma"ya varabilmek ve herkesin tatmin olacağı bir çerçeve ortaya çıkarabilmek.

Benim korkum, Türkiye'de yaşanan uç tartışmaların ortaya çıkardığı kutuplaşma içinde, uzlaşmanın güçleşmesi. Öyle ki, hemen tüm toplum kesimlerinde sinir uçları uyarılmış ve parlamaya hazır durumda.

Cem Boyner, "birey özgürlükleri bölünmeden de önemli" derken, sanırım, bazen bölünmeyi bile aratacak iç kaosu dikkate almıyor. Bu coğrafyada "Türkiye'nin bölünmesi"nin getireceği felaket ise "birey özgürlükleri"nin canına okuyacak sonuçlar doğuracak mahiyet taşıyor. Bazı şeylerin şişede durduğu gibi durmadığı gibi, bazı teklifler de hayatta, beyindeki cazibesini koruyamıyor.

Ben, Türkiye'nin anayasa değişikliğini konuşurken herkesin, daha dingin bir ruh hali içine girme yolunda çaba sarf etmesini sağlıklı bulurum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.