22 Ekim 2017 Pazar1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:50Güneş 07:16Öğle 12:56İkindi 15:51Akşam 18:22Yatsı 19:42
    • 19°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,139 -0.05
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Türkiye BOP'un neresinde?

Abdulkadir Özkan

BOP yani Büyük Ortadoğu Projesi'nin kısaltılmışı. Başlıkta Türkiye'nin de bu projeye dahil olup olmadığını soruyorum. Çünkü, BOP'un eş başkanlarından birisi de Başbakan Erdoğan olduğuna göre en azından bu projenin hayata geçirilmesinde görev üstleniyoruz demektir. Bu projenin başlangıçta sadece Ortadoğu ülkelerini kapsadığı belirtilirken giderek Kuzey Afrika'dan Uzak Doğu'ya kadar İslam Dünyasını kapsadığı ortaya çıktı. Yani ABD İslam dünyasını yeniden şekillendirmeye karar vermiş ve bunu hayata geçirmek için harekete geçmiş. Elbette böyle bir projenin birkaç günde ya da ayda uygulanması mümkün değildir. Önce plan belirlenir daha sonra bu planının nasıl hayata geçirileceğine dair planlar hazırlanır ve değişimin gerçekleştirileceği ülkelerde olayların olgunlaştırılması sağlanır. Ondan sonra da sömürgeci güçler demokrasi getirme iddiaları ile harekete geçerler. Ülkeden ülkeye uygulamada farklılıklar olabilir. Bu da normaldir.

Ancak ülkelerde özellikle iktidarların değişimi o ülkelerin yapıları ile yakından ilgilidir. Rejimlerin değişmesi ise daha zor olabilir. Gerçi gerek iktidar değişikliği gerek rejim değişikliğinde her ülkede farklı gruplar ve görüşler ortaya çıkacak kısa ya da uzun sürede çatışmalar kaçınılmaz olacaktır. Söz gelimi ülkemizde müdahaleler genellikle iktidar değişikliği şeklinde olmuştur. Ama bu durum değişmeyecek demek değildir. Ancak her müdahalenin mutlaka iç ve dış destekleri vardır. Bugün küreselleşen dünyada ülkelerdeki ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeleri sadece o ülkelerin iç dinamikleri ile izah etmek mümkün değildir. Söz gelimi AB ülkelerinde ya da ABD'de ortaya çıkan bir ekonomik krizden tüm dünyanın etkilendiğini biliyoruz. Aynı durum sosyal ve siyasal olaylar için de geçerlidir.

Eğer böyle olmasaydı Tunus ve Mısır'daki gösteriler başladığında hemen ABD ve AB ülkeleri harekete geçer, bir anda diplomatik turlar başlar mıydı? Libya'da muhalifler ile iktidar arasındaki çatışmaya hemen BM başta olmak üzere NATO ülkeleri müdahaleye kalkışırlar mıydı? Bu bakımdan artık bilinmelidir ki emperyalizm ve sömürgecilik şekil değiştirmiştir. Gerçi yüzyıllardır olduğu gibi zaman zaman ülkelerin işgalleri de gündeme geliyorsa da bu işgallere bir takım gerekçeler ve meşruiyet kılıfları uydurmak zor olmuyor. Diyebiliriz ki sömürgecilik yok olmuş değil sadece gerekçe ve şekil değiştirmiş bulunuyor.

İletişim alanındaki gelişmeler ve yaygınlık sömürgecilerin işlerini kolaylaştırmıştır. Toplumlar etkilenmekte ve yönetimlere karşı harekete geçmeye zorlanmakta, bunda da başarılı olunmaktadır. Bu iktidarlara karşı kalkışmalara ister sivil itaatsizlik deyin ister ayaklanma, ister çatışma ve terör deyin hepsi aynı kapıya çıkar. Ülkelerinin geleceğini düşünen yönetimler bu gerçeği görmek durumundadırlar. Başkalarından ziyade kendi ülkem açısından olaya baktığımızda İslam Ülkelerinin hangisinde olursa olsun oralardaki olaylara müdahale etme yetkisini isterse bir takım insani gerekçelerle olsun kendimizde görürsek bir zaman gelip aynı durum bizim başımıza geldiğinde bugün BM ve NATO gibi uluslararası kuruluşların harekete geçmesi gibi biz de benzer durum ile karşılaşırsak itiraz hakkımız olabilir mi?

Çünkü, emperyalist sömürgeci devletler için dünkü yazımda da dikkat çektiğim gibi istikrarlı diktatörler, bundan maksadın onlara hizmet eden yönetimler olduğunu sanıyorum hatırlamaya bile gerek yok ile demokratik, demokratik ama istikrarsız yönetimler arasında bir fark yoktur. Sadece zamana ve şartlara göre ABD ve müttefikleri bu farklı yönetim biçimleri arasında tercih yapmak durumunda kalabilirler. İşte o zaman BOP gibi önceden hazırlanmış planlarını devreye sokarlar. Eğer Ortadoğu'da başlayan iç hareketlenmeler giderek çatışmaya ve yönetimlerin değişmesine varıyorsa, değişime karşı direnen yöneticiler ortaya çıktığında bir takım uluslararası kuruluşlar devreye sokularak yöneticiler iş başından çekilmeye zorlandığı gerçeğini bilerek bu gelişmeler karşısında belirleyeceğimiz tavrın ileride kendimizi savunamaz konuma sokmamalıdır. Söz gelimi ülkelerin içişlerine karışmaya karşı ise bu her durumda ve her ülke için geçerli olmalıdır, bunu yapanlarla işbirliği yapmak değil karşı çıkmak durumunda olmalıyız. Aksi halde kendi kendimizle çelişir, bugün sivil itaatsizlik adı altında sürdürülen eylemler yarın sağlayacakları dış destekle olayı çatışmaya dönüştürebilirler.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.