13 Aralık 2017 Çarşamba24 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:13Öğle 13:05İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 7°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • -2°C Afyon
    • -1°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • -1°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 0°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 109.050 -0.10
  • Altın: 153,876 0.39
  • Dolar: 3,8375 0.53
  • Euro: 4,5051 0.00

Seçimler ve “İdare”

Cemal Nar

Yaklaşan seçimler ortamı germeye başladı bile. Allah bilir yarın neler olacak? Aynı yolun yolcusu nice bir ibsan bir seçim uğruna nasıl birbirlerini yiyecek?

Aday adayları bile tesbit edilirken ortalık kazan gibi kaynamada. Ya yarın her şey belli olunca başlayan kıysıya rekabet nasıl da kızışacak?

İşte biz o zaman bunun nasıl bir imtihan olduğunun iyi kavramalıyız. Eğer bu olursa, kalbimizi, aklımızı, ruhumuzu, dilimizi ve bedenimizi dinin

Ölçüleri içinde korumaya muvaffak olabileceğiz. Değilse, yalan, dolan, gıybet, nemime – koğuculuk, su-i zan, alay, aşağılama gırla giidecek ve Müslümanlar arası muhabbet yerini adavet e düşmanlığa bırakacak?

Ne hayır var bunda?

Gelin şimdiden muhabbetle donanalım, sabır kuşanalım, af ve müsamaha ile, idare ile nefsimize hakim olalım, ahlakımızı güzelleştirelim.

Bize merhamet ancak böyle gelir. Yok, kardeşlik hukunu koruyamıyacaksak, neyin kavgasını veriyoeuz?

Hadis kitaplarımızda Hz. Peygamber Efendimizin “mudara – idare” konusuyla ilgili tavsiyeleri yer almaktadır.


Buhârî, "İnsanlara Müdârâ" başlıklı babda içinde müdârâ kelimesi geçmemekle birlikte konuya dair olan hadislere yer vermiş, ayrıca ashaptan Ebü'd-Derdâ'nın muhtemelen müşriklerin ve münafıkların ileri gelenlerini kastederek söylediği, "Biz bazı kimselere karşı içimiz öfke dolu olduğu halde güler yüzlü olmaya çalışırdık" anlamındaki sözünü nakletmiştir.


Burada geçen bir hadise göre Resûlullah kendisini ziyaret etmek isteyen bir kimsenin gıyabında, "O adam kabilesi içinde çok kötü biridir ama bırakın gelsin" demiş, adam huzuruna geldiğinde onu sıcak karşılamıştır


Daha sonra bu tutumunun sebebini soran Hz. Âişe'ye, onu kendi huzurunda yüz bulamamış insan durumuna düşürüp kıyamet gününde Allah'ın huzurunda daha da kötü bir hale gelmesini istemediği ve şerrinden Müslümanları korumaya çalıştığı için böyle davrandığını söylemiştir.


Bu hadis müdârânın meşru ve mendup olduğuna dair en önemli delil sayılmıştır.


Yine hadis mecmualarında "Resûlullah'in, kadınların psikolojik özellikleri dikkate alınarak onlara karşı nazik davranılması yönündeki öğütleri yer almaktadır.

Bazı kaynaklarda Hz. Peygamber'in, "Farz namazla emrolunduğum gibi insanlara müdârâ etmekle de emrolundum" dediği, aklın başta gelen gereğinin Allah'a imandan sonra insanlara müdârâ etmek olduğunu söylediği, insanlara müdârâ etmenin sadaka yerine geçeceğini belirttiği, yönünde yer alan rivayetlerin sıhhati şüpheli kabul edilmişse de, bu tür sözler, Kur'an'ın ve sahih hadislerin genel öğretisine uygun olması yanında tarih boyunca İslâm toplumlarının hâkim karakteri haline gelmiş olan hoşgörünün ilkelerini içermesi bakımından da önem taşımaktadır.


Tasavvuf literatüründe ahlâk terbiyesi bakımından büyük değer verilen müdârâ konusu genellikle uhuvvet, sohbet, sabır, ülfet gibi kavramlar çerçevesinde ele alınarak insanlara karşı güler yüzlü, tatlı dilli ve hoşgörülü olmanın, onlardan gelebilecek sıkıntılara katlanmanın önemi üzerinde durulmuştur. Hz. Peygamber'in müdârâsından bazı örnekler nakleden Şehâbeddin es-Sühreverdî'nin kaydettiğine göre aile, çocuklar, komşular, dostlar ve bütün insanlara karşı müdârâ göstermek sûfıyyenin anlayışındandır.

Kişinin gerçek karakteri sıkıntılara katlanma derecesiyle ortaya çıkar. İnsanın aklının güçlü, ilminin ve hilminin zengin olduğunu müdârâdan da ha iyi gösterecek bir erdem yoktur. Çünkü bu erdem sayesinde nefsin bencilliği kırılır, nefret duygusu yatıştırılır.

Şehrimizin eşrafından merhum dostumuz Hacı Vehbi Şirikçi de böyle bir adamdı. Kendisinin gösterdiği nezaket ve kibarlıktan çevresindeki herkes de etkilenir, insanlar onunla iken her zaman yapmadıkları kadar nezaket kurallarına dikkat ederek uyarlardı. Bulunduğu meclislerde alabildiğine bir kibarlık yaşanırdı. Onun iş yerinde çalışan işçileri bile tekkede yetişmiş gibi edebli olurlardı.

Bir önceki yazımızda bahsettiğimiz Moralı Osman Efendi merhum bana hac yoldaşım merhum Vehbi ağabeyi hatırlattı. Allah o ikisine de, bütün edebli terbiyelilere de rahmet eylesin.


Hadi hoşgörülü olalım ve bütün imanla gidenlere rahmetler dileyelim.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.