20 Ekim 2017 Cuma30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:48Güneş 07:14Öğle 12:56İkindi 15:54Akşam 18:25Yatsı 19:44
    • 16°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -1°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 4°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 11°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 108.434 1.41
  • Altın: 151,237 -0.13
  • Dolar: 3,6580 -0.38
  • Euro: 4,3278 -0.02

Yargı üzerine yorum serbest mi?

Abdulkadir Özkan

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararı ile 128 hakim ve savcının yeri değiştirildi. Bu değişiklik içinde Ergenekon davasında ismi ön plana çıkan Zekeriya Öz özel yetkisi alınarak İstanbul Başsavcı Vekili olarak atandı. Son HSYK kararı ile yerleri değiştirilen 128 hakim ve savcının isimlerini sıralayacak değilim. Bu değişiklik dolayısıyla üzerinde en çok konuşulan ve yazılan isim Zekeriya Öz olduğu için onun üzerinde durmak istiyorum.

İktidar ve muhalefetten farklı yorumlar olmakla birlikte iktidar yanlısı gazetelerde bazı köşe yazarlarının benzer yorumları yapmış olmaları dikkatimi çekti. Sonuç itibariyle Zekeriya Öz'ün Ergenekon davasından alınmasının gerekli olduğu, artan gerilimin hafifletilmesi için bu değişikliğin geç bile kalmış olduğu belirtiliyor. Böylece Zekeriya Öz'ün yasaları yorumlarken çok teknik davrandığını, işin sosyal ve siyasi boyutunu dikkate almadığını bunun da siyasi ortamın gerilmesine yol açtığını belirterek görev değişikliğine destek verdiler.

Bütün bunlar doğru olabilir. Ancak, bu değerlendirmeler ileride farklı tartışmaları gündeme getirmez mi? Bir savcı hukuk tekniği açısından soruşturma yürütmeyecek de olayın siyasi etkilerini de düşünerek mi işini yapmalıdır? Eğer öyle olacaksa işin teknik boyutunun nerede başlayıp nerede bittiğinin, bunun sonucu olarak hangi noktadan itibaren bir soruşturmanın siyasi boyutlarının dikkate alınması gerektiğinin ölçüsü var mıdır? Varsa bu ölçüyü kim neye göre belirleyecek?

Çünkü, bir hukuki soruşturmanın siyasi boyutlarının dikkate alınması ister istemez hakim ve savcıların siyasi ve ideolojik temayüllerinin devreye girmesi sonucunu verir. Bu ise yargının siyasallaşmasının bir başka boyutunu oluşturur. Halbuki bu ülkede yıllardan beri toplumun çok büyük bir bölümü yargının siyasallaşmasından şikayetçi ve bunun mağduru oldu. Sözünü ettiğim olayları tek tek sıralayacak değilim. Çünkü, sadece son 15 yılda yaşananları hatırladığımız takdirde bazı savcıların ve hakimlerin kanunların uygulanmasında siyasi kanaatleri ile ideolojik yaklaşımları ön plana çıktığına şahit olduk. Bunun sonucu olarak Anayasa'da değişiklik yapıldı, buna bağlı olarak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile Anayasa Mahkemesi'nin yapısında değişikliğe gidildi. Bu değişikliklerin yapılmasında yargının bir kesimin siyasi yaklaşımından kurtarılarak toplumun tümünü kucaklayıcı bir yapıya kavuşturulması isteği ağırlık kazanmış ve bizler de bu değişikliklere destek vermiştik. Ancak, bugün HSYK kararı ile bazı hakim ve savcıların yerlerinin değiştirilmesini ve özellikle de Zekeriya Öz'ün soruşturma safhasında çok teknik davrandığı, işin siyasi sonuçlarını düşünmediği için görevden alındığını söylemek kanaatimce yargının siyasallaşmasını arzu etmek anlamına gelir. Yargı nasıl ki CHP zihniyetine uygun davrandığı zaman siyasallaşmış oluyorduysa bunun aksine bir başka siyasi anlayışın paralelinde hareket etmesi de aynı sonucu verir. Bu bakımdan yargının sürdürülen soruşturma sırasında olayın siyasi sonuçlarını da dikkate almasını istemek masum bir arzu gibi görünse de gelecekte ciddi sıkıntılara yol açabilir. Zekeriya Öz yorulmuş, biraz dinlendirilmesinde yarar görülmüş olabilir. Bu kararı da yenilenmiş HSYK aldığına göre kararın haklılığını gösterme çabalarına hiç gerek yoktur. Artık bırakın da HSYK şartlara göre kararını alsın. Yıllardan beri şikayetçi olunan uygulamalara son vermek için yapılmış yeni düzenlemeyi bu defa da bir başka kesim kendi yanına çekmeye kalkışmasın. O zaman geçmişteki şikayetlerde samimi olunmadığı sonucu ortaya çıkar. Hatta denebilir ki sizin hoşunuza gitmeyen uygulamalara karşı çıkarken sadece kendi ölçülerinizin dikkate alınmasını istemek gibi bir arzudan söz edilebilir ki o zaman böyle bir iddia ile ortaya çıkanlara haksız oldukları söylenemez.

Unutmayalım ki adalet toplumun her ferdi için gerekli ve vazgeçilmez bir haktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.