28 Temmuz 2017 Cuma4 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 28°C Adana
    • 28°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 21°C Ağrı
    • 25°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 24°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 108.392 1.11
  • Altın: 143,183 -0.13
  • Dolar: 3,5328 -0.58
  • Euro: 4,1224 -0.21

Fitne ve Fesat Devri

M. Şevket Eygi

Fitne ve fesat devri çoktan başladı, sizin haberiniz yok mu?.. En büyük, en şiddetli, en yoğun fitne ve fesadı İslam dünyası yaşıyor, bunun farkında değil misiniz?..

Ufuklarda aydınlık görülmüyor. Bulutlar daha yoğun, daha kara. Bildiğimiz zelzelenin yanında başka şiddetli zelzeleler var. Siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel zelzeleler.

Dünyaa huzur ve güven her gün daha azalıyor. Mısır'a gezmeye gidebilir misiniz? Ben Haleb'e, Şam'a gitmeyi düşünüyordum, vaz geçtim. Yemen, Sudan, Cezayir'de asayiş bozuldu.

Paranız var, Japonya'ya tatile gidebilirmisiniz?

Tibet ne meraklı, ne esrarlı bir ülke değil mi? Haydi cesaretin varsa git, gör, gez.

Türkiye cephesinde durum nasıl? Bir kadın milletvekili bir baş komiseri tokatladı, duymuşsunuzdur. Ülke kazan gibi kaynıyor. Taşkınlıklar, azgınlıklar, çılgınlıklar azalıyor mu, çoğalıyor mu?

Türkiye demokrasisi nasıl işliyor?.. Tıkır tıkır mı işliyor, mıkır mıkır mı?.. Her aday için söylemem ama bazı adaylar, vekil olabilmek için, geçmişte olduğu gibi bir milyon lira harcayacakmış. Bu parayı nasıl geri alacaklar acaba?

Bu memlekette uykucular var, gece uyurlar gündüz uyurlar, yatakta uyurlar ayakta uyurlar. Uyur gezerler...

Türkiye nereye gidiyor?.. Bilen varsa söylesin... Söylense, yığınların umurunda olur mu?..

Büyük medya bize ne korkunç bir tiyatro seyrettiriyor. Politikacılar, futbolcular, mankenler, şarkıcı ve türkücüler... Şu Müslüman memlekette kitapları yüz binlerce satan ateistler... Şu kadınlar fahişe değiller ama niçin fahişe kıyafetine bürünmüşler?..

Gazetede iki yazı yan yana: Yavrusu ile birlikte korkunç ve hunhar şekilde yirmi bıçak darbesiyle delik deşik edilmiş anne... Yanında: Nefis ağız sulandıracak elma turtası tarif ediliyor. Dikkat dikkat!.. Aman turtaya kan karışmasın...

Michel Zevaco'nun Pardayyanlar'ındaki girift entrikalar, bizdeki entrikaların yanında ne kadar yavan kalır.

Ortalıkta ne kadar çok Madam ve Mösyö dolaşıyor?.. Her tarafta, her köşede niçin bu kadar çok kamera var?.. Lağımlar mı patladı ki, etrafı pislik götürüyor?..

Marmara denizi köpek balığıyla dolmuş. Karadaki köpek balıkları da az değil. Dağlarda yiyecek bulamayan kurtlar ve sırtlanlar şehre inmiş. Yaban domuzları cirit atıyor. İnsana benzeyen ne çok tilki var. Leş yiyen akbabalar semiz...

Kınalı ve kınasız koyun sürüleri karanlık gecede fırtınaya yakalanmış, kurtların hücumuna uğramış, çobansız kalmış...

Ünlü bir doktor bıçak parası alırken yakalanmış... Ünlü bir zat zina yaparken basılmış. Zina yeni Ceza Kanununa göre suç değil, niçin basıyorsunuz, niçin filmini çekiyorsunuz?

Çok fuhuş ve zina yaptığı için bitkin düşmüş, gol atamamış. Vah vah...

13 yaşındaki kız hamile olmuş, nur topu bir oğlan doğurmuş. Hem anne olmuş, hem (estetik ameliyattan sonra) kız oğlan kız bakire kalmış.

Adam hem dindar, hem haram yiyici. Nasıl oluyor bu iş demeyin, oluyor işte. Müthiş götürmüş, kapkara bir servete sahip olmuş. Ne yapacak? Turistik bir umre seyahatine çıkacak, Zemzemle yıkanmış gibi pir ü pak dönecek. Vay canına!

Şu ahir zaman fırkasına bakınız: Cennet babalarının malıymış gibi, Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselamı, Kur'anı, İslam'ı, Tevhid'i inkar, red ve tekzib eden kafirleri de ehl-i necat ilan ederek onları ebedi saadet dairesi içine koyuyorlar.

Camiye sabah namazına on kişi geliyor, cami civarında on bin Müslüman yaşıyor... Din görevlisi sabah ezanında hoparlörü o kadar açıyor ki, binamazların cümlesi uyanıyor, homurdanıp tekrar uyuyor.

Onu hıçkırıklarla katılarak ağlarken gördüm. Niçin ağlıyorsun dedim. "Ağabey onlar yiyor, ben niçin yiyemiyorum, buna kahr oluyorum..." diyerek ağlamaya devam etti. Ağla ağla, belki açılırsın. Lakin dikkat et, ağlamaktan sağlığın bozulmasın...

Saçlarını deve hörgücü gibi yapmış tesettürlü bayana, cesareti olan, Cennetin kokusunu alamayacağını söylesin.

Bir gazetenin internet sitesinde görüp dinledim. Marifetli bir kedi şarkı söylüyormuş. Acaba nihavent makamından mı okuyor?

*(İkinci yazı)
İslam Eğitimi ve Propagandası Seferberliği

İslam'da eğitim ne zaman başlar, ne zaman başlamalıdır?.. Hiç mübalağa etmeden (abartmadan) söylüyorum: Ana karnında başlar. Evet, çocuk henüz annesinin karnında iken Kur'an sesi duymalı, Ezan-ı Muhammedi duymalı, iyi ve hayırlı sözler duymalıdır.

Eğitim ilkokulla yedi yaşından itibaren başlar sözü ve fikri büyük bir yanlış ve yanılgıdır. Ana karnında başlayan eğitim, çocuk doğar doğmaz, hiç kopukluk olmadan devam etmelidir. Çocuğun eğitimde en kritik yaşı 3'tür.

İslam'da eğitim beşikten mezara kadar devam eder.

Müslümanın eğitimi ne zaman biter?

Eceli gelir, ruhu bedeninden ayrılır, çenesi kapanır, o zaman...

Türkiye'de bugün böyle bir İslami eğitim var mı?

Yok yok yok!..

On beş yaşından küçük çocuklara hoca tutup özel din ve Kur'an dersi vermek bile yasak...

Türkiye Müslümanlarının başını çeken fikir ve kanaat önderlerinin, cemaat başkanlarının, üstadların, ağabeylerin, şeyhlerin, mürşidlerin, liderlerin tezelden İslami bir eğitim seferberliğinin plan ve programını hazırlayıp/hazırlatıp hayata geçirmeleri gerekir.

Böyle bir hizmet, terk ve ihmal edilemez bir emr-i maruf ve nehy-i münker vazifesidir.

Zamanımızda din kültürü konusunda dehşetli bir cehalet hüküm sürmektedir.

Adam yıllardan beri beş vakit namaz kılıyor. Allahın 14 sıfatını say deseniz cevap veremiyor.

Şarkıcıları, türkücüleri, futbolcuları, film artistlerini, magazin meşhurlarını say deseniz yüz kişiyi bülbül gibi hiç duraksamadan sayar.

Elimizde günlük gazeteler, dergiler, televizyonlar var ama genel ve yoğun bir islami halk ve gençlik eğitimi faaliyetimiz yok.

Milyarlarca dolara sahip, milyonlarca taraftarı olan bazı büyük cemaatler, kendi reklamlarını ve propagandalarını yapıyor, başkanlarına serenatlar okuyor.

Soruyorum: Milyonlarca Müslümana, bu dünyanın fani olduğu, bu dünya zenginliklerinin eğreti olduğu, bir varmış bir yokmuş olduğu iyice anlatılıyor mu?

Hep dünya için çalışıp ahireti unutmanın büyük bir felaket olduğu söyleniyor mu?

Dünyanın zevk safa yeri değil, imtihan meydanı olduğu bildiriliyor mu?

Müslüman halk, İslam ahlakı açısından eğitilip yetiştiriliyor mu?

Her lüzumlu konuda milyonlarca adet çok etkili, çok faydalı broşürler bastırılıp dağıtılıyor mu?

Müslüman halk aşırı para sevgisine, lükse, israfa karşı uyarılıyor mu?

Müslümanlar birlik içinde tek bir Ümmet olmaya çağrılıyor mu?

Ümmet'in başında bir İmam-ı Kebirin, bir Emir'in bulunması zarureti anlatılıyor mu?

Zekatların Kur'ana, Sünnete, Şeriata uygun şekilde verilmesi konusunda gerekli bilgiler öğretiliyor mu?

Maalesef bu anlattığım konularda yeterli hizmet ve faaliyet yok.

Bütün Müslümanlar bir bütün teşkil ederler, bu bütüne Ümmet denir. Ümmeti bir kenara bırakıp, görmeyip, ilgilenmeyip, sadece cemaat ve tarikat bağlılarıyla meşgul olmak yanlıştır.

Dindar Müslümanların, dinden uzaklaşmış, inanç ve ibadet Müslümanı olmaktan çıkıp sosyolojik Müslüman haline gelmiş kardeşleriyle de meşgul olması, onlara da, akılları ve zihniyetlerine uygun eğitim vermesi, propaganda yapması gerekir.

Musalli Müslümanların, musalla Müslümanlarına karşı vazifeleri vardır.

Musalla Müslümanlarının bizim üzerimizde hakları vardır.

Yarın Mahkeme-i Kübrada musalla Müslümanları musalli Müslümanlardan davacı olacaklar, "Bunlar bize tebligatta bulunmadılar, bizi anlayacağımız lisan ve üslupla dine davet etmediler" diye şikayet edeceklerdir.

İslami yayın hizmetlerinin büyük kısmının ticarileşmiş olması büyük bir felaket, büyük bir bozukluktur.

Her yıl milyonlarca İslam (Cemaat değil) kitabı ve broşürü ya bedava dağıtılmalı, yahut maliyetine satılmalıdır. Bunlardaki bilgiler sahih, lisan ve üslupları cazip olmalıdır.

Yahova Şahitleri kendi dinleri (veya sektleri) için nasıl çalışıyorlar, inceleyelim ve ibret alalım, hem de utanalım.

21'inci miladi asırda Türkiye Müslümanları gerçekten utanç verici bir durumdadır.

Kur'an meali para için... Kur'an tercümesi para için... Kur'an tefsiri para için... İlmihal parayla... Fıkıh parayla... Kur'an hocası parayla... Siyer, kelam, ahlak, tasavvuf yayınları hep parayla...

Namaz parayla kıldırılıyor... Ezan parayla okunuyor... Va'z u nasihat parayla (Sanki paralı vaazın faydası olurmuş gibi)...

Alimler, telif ve tercüme ücreti yoksa kitap yazmıyor, çevirmiyor.

Müslüman kesimin yekun olarak yüz milyarlarca dolarlık hizmet ve faaliyet bütçesi var ama Allah için yayın, propaganda, eğitim yapılmıyor.

Bizim Yahova Şahitleri gibi, her biri 100 lisanda 100 milyon adet basılmış kitaplarımız var mı?

Bir devlet kadar bütçesi olan Diyanet ne yapıyor?

Niçin bizim televizyonlarımızda, milyonlarca seyirciyi heyecanla cezb edecek parlak din programları yok?

Hazret-i Muhterem çok büyükmüş... Kuzum siz bu gibi yayınları İslam yayını mı sanıyorsunuz?

Niçin çok cazip, çok güzel, çok faydalı, çok müzeyyen dini

ve ahlaki levhalar yaptırıp, bunları milyonlarca bastırıp, camlatıp çerçeveletip evlere, iş yerlerine, kahvelere asmıyoruz?

Şöyle bir program yapılsa:

Mısırın en büyük hafızı getirilse, önce on dakika Kur'an okusa, dinleyenlerin çoğu ağlasa, heyecandan bayılanlar olsa...

Arkasından memleketin en güzel Türkçe konuşanı yedi dakikalık bir hitabede bulunsa, yine dinleyenler ağlasa...

Onun ardından bir ilahi grubu öyle bir ilahi okusa ki, gökte melekler, yerde ins ü can manevi haz ve zevkten feryat edip kendini yerden yere atsa...

Arkasından hakiki bir zikrullah gösterilse. Aşk u şevk... Dayanamayıp, kendine hakim olamayıp sema edenler... Bendirler vurulsa, dervişler vecd ve istiğrak içinde zikr etse... Öyle bir cuş u huruş olsa ki, kalemler tarif edemese, lisanlar anlatamasa...

Sonra, memleketin yüz icazetli fakihinin ve mürşidinin hazırladığı bir fetva okunsa, Müslümanlar intibaha davet edilse.

Bu program esnasında heyecan doruğa çıksa... Milyonlarca vatandaş gözyaşlarıyla dinlese seyr etse...

Seyr edemeyenler "Ah kaçırdık!" diye hayıflansa...

Bütün bunlar telif ücreti, para için yapılmasa...

Ya, evet parayla yapılmasa... Paralı hizmetlerin bereketi olmaz, heyecanı olmaz.

İmamı Gazali İhya'yı para için, te'lif ücreti için yazmamıştı, Allah rızası için yazmıştı.

Şu dinde reform, dinde değişiklik, şu Diyalog, şu ılımlı İslam, şu BOP rezaletlerine bakınız. Böyle faaliyetlerde hiç aşk, hiç şevk, hiç manevi heyecan, hiç göz yaşı var mı?

Bizde yeterli akıl fikir, vicdan olsaydı, Allah için, din için, insanların eğitimi ve hidayeti için, Kur'an ve Sünnet için, Şeriat için dosdoğru ve adam akıllı çalışırdık.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.