30 Mart 2017 Perşembe3 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:44Öğle 13:16İkindi 16:46Akşam 19:34Yatsı 20:55
    • 23°C Adana
    • 20°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 89.385 0.13
  • Altın: 145,846 -0.78
  • Dolar: 3,6324 -0.60
  • Euro: 3,8967 -0.84

Bu Sistemin Ayıbı

Cemal Nar

Yeni bir seçim ve yeni bir Anayasanın mukaddimesini yaşıyoruz. Hiç şüphesiz bu konuda bizim de beklentilerimiz vardır.

Bu beklentilerin başında bin yıldır bu topraklarda yaşanan din, örf ve adetin de bir kaynak teşkil etmesidir.

Eder mi etmez mi?

Bizden hatırlatması. Etmezse bu bizim ayıbımız olmayacaktır.

Hangi ayıp mı?

Ne ayıbından mı bahsediyoruz?

Yani şimdi kendi insanına yeni bir yasa veya Anayasa yapacaksın. Bunun için doğunun ve batının bütün ülkelerinde “neler yapılmış?” diye bakacaksın, ama kendi ülkende yaşamış olan atalarının bu konuda ne yaptıklarına bakmayacaksın, bunun akıl ve mantıkla bir izahı var mıdır?

Böyle olursa halk bunu nasıl benimseyecek? Nasıl yerli olacak bu? İçimize nasıl sinecek? Nasıl hüsn-ü kabul gerecek ve teslim olunacak?

Yabancının yasalarından, örf ve adetlerinden, yaşama biçiminden bana ne yahu?

Bir millet nasıl oluşur böyle?

“Efendim, bu laikliğe aykırıdır.”

Kim diyor bunu?

Kimin laikliğine aykırıdır bu? Örnek alınan ülkelerde böyle bir mantık var mı?

Beni, insanımı, ecdadımı, tarihimi, dinimi, medeniyetimi, kültürümü yok sayan laiklik olmaz olsun.

Kaldı ki laikliğin çıktığı ülkelerde böyle bir garabet yok. Böyle ucube bir mantık da yok. Gerçekler ayan beyan ortada, artık yalana dolana da gerek yok.

Beni inkar edeni ben dünden inkar ederim, bunun neresi yanlış?

Bu yanlışa düşenler “devletin malı deniz, yemiyen domuz” demişler. Oysa bu hakikatin ters yüz edilmesidir ve başımıza ne gelmiş ise bu yüzdendir.


Şüphesiz ki sorumluluk bilincinin en açık göstergelerinden biri de, devlet malını korumak, gelir ve giderleri hakkaniyet ölçülerinde toplayıp dağıtmak, kamu mallarını şahsî çıkarlar için kullanmamak, israf ile saçıp savurmamak, kör kuruşun bile hesabını iyi yapmak, iyi vermektir.

Bizce bunu sağlamanın biricik yolu vardır; Allah’a ve ahrete iman.


Bu iman varken yapılan uygulamalar bakıyoruz, anlayış ve uygulama aynıdır. Beytu'l mal da denilen devlet hazinesi İslâm topluluğuna ait bütün mallardır ve idareciler elinde bir emanettir. Allah'ın ve halkın emanetidir yani.


Bu konuda yapılacak bir ihanet, kuşkusuz, Allah'a, Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’a ve bütün insanlığa karşı yapılmış bir hainliktir. İslam, kanun dışı bir geliri kabul etmediği gibi, yasal olmayan bir harcamayı da yasaklar.


Krallık, kayserlik, kisralık, padişahlık gibi diktatörlüklerde devlet hazinesi, idarecilerin özel malları kabul edilmiş olduğu için, alınırken de, verilirken ve harcanırken de zulmedilmiş, israf edilmiş, talan edilmiştir.

Ahirete inancı olmayan laik, seküler sistemlerde, yasal kılıflar uydurularak, halkın malları haksız olarak ellerinden alınmış, adaletsiz ve ölçüsüz harcanmış, şahsî çıkarlar için kullanılmış, yağmalanmıştır.


Özellikle bu gün bütün ülkelerdeki, hatta yönetimin halkta olduğu söylenen demokratik ülkelerdeki gelir dağılımında görülen adaletsizlikler bütçelere yansımış, daha da kötüsü bütçeler iktidar ve yandaşlarınca iç edilmiş, taraflı harcanmış, büyük yolsuzluklar ve skandallar yaşanır olmuştur.


Şüphesiz ki bütün devletlerin, bu arada özellikle de İslam devletinin en önemli ödevlerinden biri de, devlet gelirlerinin kanuni esaslara uygun olarak toplanıp toplanmadığını ve giderlerin yine aynı şekilde kanunlara uygun yapılıp yapılmadığını araştırmak ve denetlemektir. Her türlü yanlış uygulamaları ve kötüye kullanmaları önlemek için bu denetim şarttır.


Peygamberimiz (sav) görevlendirdiği memurları, herhangi bir hıyanete yeltenmemeleri için baştan uyarmış ve bu hususta Müslümanları ve özellikle de memurlarını eğitmiştir.


Memurlarını, ortalama bir refah seviyesinde yaşatan peygamberimiz, onlara eş, ev, binek ve hizmetçi masraflarını görebilecek bir miktarda maaş bağlamıştır. Bunun ötesinde bir servet yığan memurlarını, hain ve hırsız olmakla korkutmuş, kamu mallarının az bir şey bile olsa devlete teslim edilmesini istemiştir. (Ebu Davut, Harac 9)


Devlet memurunun hediye kabul etmesini rüşvet sayan Resulullah (sav) efendimiz, aynı zamanda memurlarını denetlemiş ve bu konuda ihmalini gördüğü bir sahabeye iyi kızmıştı.( Buhari , Ahkam, 24,41)

Bu ölümsüz değerlerin utanacak bir yeri var mı Allah aşkına?

Bu sistem böylesi ayıplarından kurtulmalı artık.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.