24 Ocak 2017 Salı25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:45Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:54Akşam 18:18Yatsı 19:42
    • 11°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • -1°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 84.208 1.40
  • Altın: 147,160 0.23
  • Dolar: 3,7746 0.37
  • Euro: 4,0581 0.47

Pencere...

Haşmet Babaoğlu

Temaşa aynı zamanda tefekkürdür!
Öyleydi, daha doğrusu!
Doğu'da ve Batı'da eski kültürün derin kökleri bu ikisinin iç içeliği üzerine kuruluydu.
Yani durup bakabilen mutlaka görürdü; seyretmeyi bilen düşünmeyi de bilirdi!
Sonra modern dünya bu ikiliyi birbirinden kopardı. Seyretmek ya haz eylemi ya da tembellik olup çıktı. Düşünmek mi? O zihnin koşturmacası artık!
Ama bazen bir pencere içimizde uykuya yatmış bu beceriyi canlandırmaya yetiyor.
Emin olun, bir pencerenin önünde durup dışarıdaki hayata uzun uzun bakmak...
Ruhun kapalı kapılarını açabilir.
***
Güneşi beklemekten yorulup kendimi yağmur altında İstiklal Caddesi'ne attığım geçen hafta sonu...
"Pencere"mi buldum!
Nasıl ve nerede mi?
Abbas Kiarostami'nin Film Festivali'nde gösterilen 1999 yapımı "Rüzgâr Bizi Sürükleyecek" adlı filminden çıkmıştım.
Adı gibi güzeldi film.
Adı, dedim de...
Her dizesi insanın içini yakan İranlı şair Füruğ'un bir şiirinden alıyordu adını. "Duyuyor musun gölgelerin fısıltısını/ yabancıyım ben bu mutluluğa/ alışkınım mutsuzluğa" dediği şiirinden...
***

İstiklal'den aşağı doğru Galatasaray'a yaklaşınca sola saptım. Sonra ilk bakışta bir çıkmazı andıran Kartal Sokak tarafına...
Yıllar geçmişti Urban Cafe'ye uğramayalı! Hâlâ yerinde duruyor muydu acaba?
Oradaydı! Saçlarını hep yandan ayıran, çok konuşmayı sevmeyen, hep dalgın ve hülyalı bir eski dostu görmüş gibi sevindim!
Sonra girişteki masalardan birine oturdum. Camın yanına...
Bana bakanlar dışarısını seyrettiğimi sanmıştır, eminim.
Hayır! Hayatımın derinlerini seyre dalmıştım!
***
Füruğ o şiirinde şunları da söylüyordu; "Ey sevgilim evime gelirsen eğer/ bana bir lamba getir/ ve mutlu kalabalığı seyredebileceğim bir pencere"
Bütün bunları köşemde yazayım, diye geçirdim içimden.
"Hemen yanı başımızda veya uzakta da olsa sevgilinin, bir fincan mis gibi kokan kahvenin ve bizi hayata baktıran pencerelerin değerini bilmek"ten söz etmek istedim.
Birine sorsaydım...
Belki "onca sıcak ülke gündemi içinde yazılacak şey mi bunlar" diyecekti.
Ama ben zaten bunu hep yapmıyor muydum!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.