17 Aralık 2017 Pazar26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:43Güneş 08:16Öğle 13:07İkindi 15:24Akşam 17:45Yatsı 19:12
    • 18°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • -11°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 155,894 -0.46
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

Anneler ve oğulları

Haşmet Babaoğlu

Otuzlarına yeni basmıştı ikisi de.
Belki bundan, ellerini çabuk tutmaları gerektiğini düşünerek flört dönemini kısa tuttular.
Nihayetinde birbirlerini sevmişlerdi işte!
Zaten "birbirini tanımak" dedikleri flörtle değil, ancak zaman zaman aileleri de içine alan bir ortamda yaşayarak gerçekleşen bir şey değil miydi?
Evlendiler.
Bir iki ay geçti, genç adam işten çıktıktan sonra eve bir saat kadar geç gitmeye başladı. Her seferinde "iş çıktı, toplantı vardı" gibi bahaneler uyduruyordu.
Eve geldiğinde dalgın oluyordu!
Ve yemek yemekten kaçınıyordu. Her akşam nedense karnı tok oluyordu.
Bir buçuk yıl sonra bir akşamüstü..
Birlikte doktora gitmek zorunda kaldılar. Genç kadın gebe kalabilmek için tedavi görüyordu.
O gece eve gelen telefonda bir kadın sesi genç adamı bir çocuğu azarlar gibi azarladı!
Karısı sesleri işitti ama bir anlam veremedi.
Ertesi sabah sudan bahanelerle çok ciddi biçimde fiziksel şiddetin kıyısına gelen bir kavgaya tutuştular.
Gece telefondaki kadın kim miydi?
Genç adamın annesiydi.
Evlendiklerinden beri hafta sonları hariç her akşamüstü önce annesinin evine uğrayan, hatta orada bir güzel karnını doyuran oğlu o akşamüstü doktor ziyareti nedeniyle uğrayamayınca ortalığı birbirine katmış ve hem oğlunu azarlamış hem de gelinini suçlu çıkartmıştı.
Sonuç...
Ayrıldılar!
***

Bu anlattığım geçmişte uzaktan tanık olduğum gerçek bir hikâye!
"Canım onlarınki de çok patolojik bir durummuş" diyecekler olabilir elbet!
Ama fena halde yanıldıklarını; benzer hallerin pek yaygın olduğunu söyleyip esas konuya geçeyim.
Ne zaman "erkek olmak" ve "günümüz erkeklerinin kadınlarla içinden şiddet geçen ilişkileri" üzerine yazsam, okurlarımdan mektuplar gelir...
"Bu erkekler bir ölçüde annelerin eseri" diyen mektuplar...
"Neden erkeklerden çok çeken annelerin oğulları hiç sevmedikleri babalarına benziyor ve kendi kadınlarına da çektiriyor?" diye soran mektuplar...
Erkek şiddet kültürünün toplumsal kaynaklarını bu açıdan ele alamaz ve anlayamayız ama okurlarım da haklılar!
Çünkü "anneler ve oğulları" hem kritik hem de sonuçları çok pratik bir sendrom!

***
Konunun psikanalitik yanlarına; malum "Oedipus kompleksi"yle ilgili sorunlara falan hiç takılmayacağım!
Annelerin oğullarına yaklaşımıyla ilgili tek bir noktaya eğilip konuyu şimdilik kapatmak istiyorum.
Anneler evlatlarını çok ve bambaşka bir kalple severler.
Ve elbette seven, sevdiğinden bağlılık bekler.
Ama bakıyorum da...
Sanki anneler oğullarından bağlılık değil, bağımlılık bekliyorlar. Bunun için özel bir çaba gösteriyorlar.
Şunu da bilmek gerekir ki...
Sevmek, sevdiğine dünyanın kapılarını açmaktır. Kapatmak değil!
Annelerine çok bağlı "paşa oğulları" neden kadınları sevmiyor da nefret ediyorlar?
Bir an için olsun bu soru üzerinde durup düşünelim.
Başlangıç olarak...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.