27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 27°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 107.206 0.15
  • Altın: 143,369 -0.11
  • Dolar: 3,5533 -0.29
  • Euro: 4,1312 -0.52

Merkezin sağı da solu da aynı!

Abdulkadir Özkan

Partilerin aday listelerinin açıklanmasının ardından yapılan yayınlarda iki husus dikkati çekiyor. Bunlardan birisi CHP ve MHP'nin listelerinde yer verdikleri bazı adaylar dikkate alınarak bu partilerin merkeze kaydıkları daha doğrusu merkez sağa oturmaya çalıştıkları iddia ediliyor. Peki merkez sağ nedir? Bu sorunun cevabı maalesef yok. Ne haberlerde ne de köşe yazılarında merkez sağın ne olduğu, CHP ne idi de merkez sağa kaydı, yine MHP ne idi de merkez sağa yöneldi, sorularının cevabı yok. Bu arada herhalde AK Parti de merkez sağ tarifine uyuyor. Çünkü kendilerini muhafazakar demokrat olarak tarif ettiklerine göre farklı nitelendirmek doğru olmaz.

Böyle olunca da bu seçimlerde seçmeninin büyük bir bölümü birbirinin aynı fakat tabelaları farklı partilere oy verecek. Hatta diyebiliriz ki seçmen dayatma ile karşı karşıya. Bu memlekette uzun yıllar seçmenin karşısına sağ ve sol diye ikili bir sistem çıkartıldı. Sanki biri diğerinin zıddı imiş gibi takdim edildi. Bu tasnife ne yazık ki toplumun büyük bir bölümü de inandı. Kendilerini sağ ya da sol olarak tarif eden partilerden hangisi iktidar olursa olsun uyguladıkları ekonomik ve sosyal politikalarda bir fark yoktu. Sadece söylem planında bir değişiklik söz konusuydu. Seçmen hangi tarafa yönelirse yönelsin iç ve dış politikadaki uygulamalar değişmiyordu. Bu memlekette sağcıyım diyenler Amerikancı ve NATO'cuydu, solcuyum diye milletten oy isteyen parti de Amerikancı ve NATO'cuydu. İkisi de IMF'ci, ikisi de statükocuydu. İkisinin de aklına dindarların inanç özgürlüğü gelmiyordu. Bırakın inanç özgürlüğünün hayata geçirilmesini, dindarları toplumdan dışlama politikalarının uygulayıcılarıydı. Sadece seçimden seçime bu kesim hatırlanıyor, onların sırtı okşanıyor seçimler bitince tüm söylenen sözler unutulup gidiyordu. İşte bu kandırmaca her zaman rahmetle anacağımız Erbakan Hoca'nın Türk siyasi hayatında yerini almasına kadar sürdü. Ne zaman Erbakan Hoca meydanlara çıktı, var olan partilerin sağcısının da solcusunun da birbirinin aynı olduğunu millete anlatmaya çalıştı, işte o zaman kalıplar kırılmaya başlandı. Erbakan Hoca'nın bu söylemi toplumun şartlandırılmışlığı sebebiyle hedefini uzun süre bulamadı. Ancak geçen zaman bu gerçeği toplumun da görmesine vesile oldu ve ondan sonra sağ-sol tarifi yıkıldı. Bunun yerine başka tarifler devreye sokuldu. Sağ sol anlayışın yıkılması ile ortaya çıkan merkez tarifi ile birlikte bu defa kendisini merkezde kabul edenlerden solculukları öne çıkanlar merkez solda sağcılıkları ileri çıkanlar ise merkez sağda yer aldıklar. Ya da öyle adlandırıldılar.

Aslında eskiye göre önemli bir değişiklik söz konusu değildi. Merkezin sağında olanlarla solunda olanların ortak noktası statükonun devamıydı. Statükonun devam etmesi ise inançlı kesimin bir kenara itilmesi sadece seçimlerden seçimlere hatırlanması anlamına geliyordu. Bu duruma karşı toplumda gelişen tavır sonucunda yıllarca kendilerini merkez sağ olarak tarif eden ve milletin oyları ile iktidar olan partiler zaman içinde tasfiye oldu. Bugün esameleri bile okunmuyor.

İşte bu tasfiye olan partilerin bazı eski mensupları AK Parti, CHP ve MHP listelerinde yer almışlar. Varlıklarını oralarda sürdüreceklermiş. Elbette partiler birer kast sistemi değildir. Karşılıklı geçişlerin yadırganacak bir yanı yoktur. Ancak, söz gelimi CHP'deki ortaya çıkan bu durumu büyük değişim olarak topluma takdim etmenin anlamı yoktur. CHP istediği kadar aday listelerini yenilesin, istediği kadar eski kadroları tasfiye etsin değişimden söz etmek mümkün değildir. Bir yandan birtakım darbe iddiaları ile suçlananların CHP listelerinde yer bulması diğer yandan eski DYP'lilerin kapağı oraya atmış olması CHP'de bir değişimin olduğunu değil, eski statükodan yana konumunu pekiştirdiğini gösterir. Çünkü bu ülkede halk iradesi ile yıllardan beri sürdürülen baskıcı sistemin değişmesinin gündeme gelmesi ya da ihtimalinin belirmesi ya doğrudan ya da dolaylı darbeleri gündeme getirmiştir. Kısacası statükonun ne şekilde olursa olsun devamından yana olanların bir takım kişisel palanda değişikliklere kalkışması onların değiştiği anlamına gelebilir mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.