13 Aralık 2017 Çarşamba24 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:13Öğle 13:05İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 7°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • -2°C Afyon
    • -1°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • -1°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 0°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 109.050 -0.10
  • Altın: 153,876 0.39
  • Dolar: 3,8375 0.53
  • Euro: 4,5051 0.00

ABD'nin eğittiği eylemciler ve yönettiği eylemler!..

Abdulkadir Özkan

İslam dünyasındaki son eylem dalgasının Tunus'ta ilk patlak verdiğinde bunun arkasında emperyalist güçlerin, özelliklede ABD'nin bulunduğuna dikkat çekmiş, gelişmelerin Büyük Ortadoğu Projesi'nin uygulamaya dönük bir parçası olduğunu ileri sürmüştüm. Bunu söylerken elimde hiçbir belge yoktu. Ancak, bu kanaate varmama emperyalistlerin İslam dünyasına yönelik hesapları ve planlarının içeriğiydi. Ne var ki o günlerde Türk medyasında sanki ağız birliği etmişçesine bölge tamamen dış etkilerden bağımsız ayaklandığı ileri sürülüyordu. Elbette ayaklananların demokrasi istekleri vardı. Diktatörlerde uzun yıllardan beri söz konusu ülkelerin halklarını bıktırmıştı. Sokağa dökülüp mücadele başlatmaları saygı duyulacak bir hareketti. Ancak, ayaklananların demokrasi isteklerinin olması onların her türlü dış etkiden ve destekten bağımsız sokağa döküldükleri anlamına gelmeyebilirdi. Hatta bir yazımda ABD'nin söz konusu halk ayaklanmalarının doğrudan olmasa bile dolaylı olarak içinde olacağı, hareketin en azından kendi çıkarlarına aykırı bir sonuç vermemesi için yönlendirici olarak devreye gireceklerini hatırlatarak olayların perde arkasını görmeden her türlü dış etkiden ve yönlendirmeden bağımsız olarak Tunus'ta, Mısır'da, Bahreyn'de, Yemen'de, Suriye'de ve Libya'da olayların başlamış olmasının topluma lanse edilmesinin bir yanıltma olabileceğine dikkat çekmiştim.

Libya'da sokak gösterileri, hatta silahlı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin müdahale kararı alması ve neticede Fransa'nın böyle bir kararı bekliyormuşçasına kendi başına Libya'ya hava saldırısı başlatması ve NATO'nun devreye sokulması olayların arkasında kesinlikle dış güçlerin olduğunun kanıtıydı. Buna rağmen gerçeği görmek istemeyenlere ne denmesi gerektiğini sizlere bırakıyorum.

Zaten İslam Dünyası'ndaki hareketliliğin dışarıdan bağımsız gelişmediği, dış bağlantılarının olduğu medyaya yansımaya başladı. Bu arada dün medyaya yansıyan, "İsyancıları ABD eğitmiş... Mısır, Yemen ve Bahreyn'deki isyancıları yöneten ekip New York'ta kursa katılmış" başlıkları sanıyorum olayın sadece Müslüman ülkelerdeki demokrasi isteklerinin sokağa taşmasından ibaret olmadığını göstermeye yeter. Ayrıca Türk medyasına yansıyan bu haberlerin kaynağının da bir Amerikan gazetesi New York Times olduğunu söylersek söylediklerimizin bizim kanaat ve zannımızın ötesinde olduğu görülür.

Bunları söylerken elbette adı geçen ülkelerdeki eylemcilerin demokrasi isteklerinde samimi olduklarını biliyor ve kabul ediyorum. Ancak sokağa dökülen eylemcilerin samimi olması onların bir takım uluslararası planların aleti olmasını engelleyemiyor. Bu ülkede de yıllarca sağcısı ve solcusu ülkeyi sömürüden kurtarmak için mücadele ediyordu. Ama aradan geçen zaman gösterdi ki her iki grubu da sokağa döken, ellerine silah verip birbirini vurduranlar aynı çevrelerdi. Ve yine ülkemizde geçmişte yaşadığımız darbelerin de dış etkilerden ve yönlendirmelerden bağımsız olduğunu bugün söyleyebiliyor muyuz? Bu tür eleştiriler karşısında bazı çevreler, "Ülkenin menfaati için gerekirse bir takım dış güçlerle işbirliği yapılabilir" gibi bir savunma geliştirmiş olabilirler. Ancak, unutulmamalıdır ki bu tür olaylarda destek sağlayan ülkeler ve kuruluşlar için öncelikli olan kendi çıkarlarıdır. Kesinlikle ülkelerin rejimlerinin şu ya da bu olması değildir. Kaldı ki bugün Müslüman ülkelerde demokratikleşmeyi sağlamak için harekete geçen ABD ve yandaşlarını düne kadar ülkelerin demokrasi ile mi yoksa diktatörlükle mi idare edildikleri hiç ilgilendirmiyordu. Bu gerçeği unutmamak gerekiyor.

Bu arada ABD, İngiltere ve Fransa liderlerinin, "Kaddafi gidene kadar operasyona devam" diyen ortak mektup yayınlamaları son gelişmeleri tamamen milli hareketler olarak takdim etmek dünyayı aldatmaya yönelik propaganda ve bunun kaynağının da yine aynı merkezler olduğunu göstermiştir...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.