21 Temmuz 2017 Cuma27 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:51Güneş 05:43Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:39Yatsı 22:22
    • 28°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 23°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 24°C Ankara
    • 29°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,630 1.09
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Baykam'a bıçak, seçime hançer...

Hüseyin Gülerce

Ressam Bedri Baykam'ın bıçaklandığı gün, BDP'nin bağımsız adaylarının YSK'dan veto yiyerek seçimlerin hançerlenmesini, bir komplo teorisine dayanak yapmayacağım.


Fakat hepimiz görüyoruz ki, 12 Haziran'da önümüze konacak sandığa giden yol, bilinmezlerle dolu. Metni hukuki, özü siyasi YSK kararı, her an her şey olabilen bir ülkede yaşadığımızı, adeta kafalarımıza dank ettiriyor.

7'si BDP'li, 12 bağımsızın adaylıkları, eski mahkûmiyetleri gerekçe gösterilerek YSK tarafından iptal edildi. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararları, Anayasa gereği kesin kararlar. Bağımsızların yerine yeniden aday da gösterilemediği için, ortada seçimlerin meşruiyeti açısından vahim bir durum var.

PKK'nın da içinde yer aldığı Kürt milliyetçiliği hareketi, Kürt sorununun bir parçasıdır. Sayın Cumhurbaş-kanı'mız Gül, her fırsatta bu sorunun, Türkiye'nin en büyük problemi olduğunun altını çiziyor. Rahmetli Özal'ın dediği gibi, iç barışımızı ve kardeşliğimizi engelleyen bu problem çözülmedikçe, Türkiye orta ölçekte bir ülke bile olamaz. Unutmayalım ki, vesayet sistemi de varlığını, bu sorunun çözümsüzlüğüne borçlu.

Vesayetçiler, AK Parti'nin omuzladığı demokratikleşme hamlesi karşısında pes etmeyi düşünmüyorlar. Yaklaşan genel seçimlerin yoluna döşeli her mayına, tezgâhlanacak her provokasyona bu açıdan bakmak lazım. 12 Haziran seçimleri, Türkiye için bir kader anıdır. 12 Eylül 2010 referandumundaki demokratikleşme hamlesi, 12 Haziran'da sekteye uğrarsa, -Allah korusun- vesayet koyu bir karanlık olarak geri dönecektir.

Vicdanları yaralayan, bu süreçte yüksek yargıdaki bir zihniyetin, demokratikleşmenin önünü tıkayan bir engel haline gelmesidir. Eski HSYK'nın, Ergenekon davasının hâkim ve savcılarıyla uğraşmasını hatırlayınız... Anayasa Mahkemesi'nin yüzde 47 oy almış AK Parti'yi, laiklik karşıtı eylemlerin odağı ilan edip cezalandırmasını hatırlayınız... Keza Cumhurbaşkanlığı seçiminde yine Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararını hatırlayınız. Yargıtay'ın, Şemdinli davasını, askerî mahkemeye havale edişini hatırlayınız... YSK'nın, yurtdışındaki vatandaşlarımızın bu seçimde de oy kullanamayacaklarını açıklamasını hatırlayınız... Hatırlayınız, hatırlayınız...

Problem, zihniyet problemidir. Devleti önceleyen, insan haklarını, özgürlükleri, demokratikleşmeyi müesses nizam için tehdit gören bir zihniyet ile bu ülkede gerilim ve kutuplaşma bitmez. Kanun devletinden hukuk devletine geçmek zorundayız. Hukukun üstünlüğünü tanıyan, herkesin hesap vermesine dayanan ve kendi vatandaşlarını potansiyel tehlike görmeyen zihniyeti hâkim kılmalıyız.

İktidarı, muhalefeti, MHP'si, BDP'si, askeri, yargısı ile herkes, gerçekten demokrasiden yana tavır koymadan, Kürt sorunu çözülemez. "Dağa çıkışın önü tıkanmalıdır" diyenler, Parlamento zemininde yürütülecek meşru mücadelenin önünü tıkarlarsa, çözüm olmaz. Üslupları sert de olsa, bazen kimyamızı da bozsalar, ben "Kürt siyaseti" yapanların yine de Parlamento'da olmalarını savunuyorum. Şiddetin önlenmesi, terörün bitmesi, anaların gözyaşının dinmesi, akan kanın durması için bağrımıza taş basmamız gerektiğini savunuyorum.

Tamam, YSK üyeleri, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin gizli oylarıyla seçiliyor. Hükümetin bir müdahalesinin olması mümkün değil. Bu yüzden faturanın AK Parti'ye kesilmesi insafsızlık olur. Ama imamların memurluk yemininden tutun, darbe ruhunun sindiği yasa maddelerini ayıklamak, yargıda vesayetin elini zayıflatmak için daha çok çaba harcanamaz mıydı? Önümüzdeki dönemde yeni anayasa çalışmasının önemi ortadadır.

Seçimlerin hançerlenmesine fırsat verilmemelidir. YSK'nın bu kararı karşısında hükümetin, Parlamento'nun yapabileceği bir şey yok mu? Meclis Başkanı Şahin, "Seçimlere kadar TBMM görevdedir." diyor. Adaylıkları iptal edilenler yeni belgelerle YSK'ya itiraz ediyor. Bir daha düşünülsün. Demokrasi, asıl vicdanların sesine muhtaç...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.