23 Ekim 2017 Pazartesi3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:51Güneş 07:17Öğle 12:56İkindi 15:50Akşam 18:21Yatsı 19:40
    • 20°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 6°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 12°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 152,547 0.93
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Nazım'ın mektubu!

Haşmet Babaoğlu

Nazım Hikmet'in 18 Ağustos 1938'de "Cumhurreisi Atatürk'ün Yüksek Katına" yazdığı mektubun orijinali ortaya çıktı.
Şairin ve annesi Celile Hanım'ın af talep eden mektupları Çankaya arşivinde yan yana duruyorlarmış.
Bilmiyorum, mektubu okudunuz mu?
Ben okudum...
Çok iç burkucu!
Hem içeriği insanca, pek insanca hüzünlü!
Hem de okuyanı "otoriter iktidar ve muhalif sanatçı arasındaki ilişki" üzerine buruk düşüncelere sevk ediyor!
***

Önce şunu belirteyim ki...
Mektup son yıllarda zuhur eden "Kemalist sosyalizm" akımının bağlılarını sevindirecek özellikler taşıyor.
Öyle ya...
Komünizmin büyük şairi...
Hukukun en basit ilkeleri çiğnenerek 15 yıla mahkûm edilmişken dahi...
Atatürk'ü "büyük işlerinin arasında meşgul etmekten" sıkıntı duyduğunu belirtiyor.
Adaleti hukukun evrensel ilkelerinden değil, (kendi sözleriyle) "Kemalizm"den bekliyor.
Ve mektubunu...
"Türk inkılabına ve senin başına and içerim ki, suçsuzum" diyerek bitiriyor.
***

1960'larda, 70'lerde, hatta 80'lerde bu konular geniş kesimler tarafından "bilerek" tartışılırdı.
Oysa günümüz gençleri basmakalıp yargıların baskısı altında ve popüler kültüre sızan bilgi kırıntılarıyla yetinmek zorundalar.
Nitekim, mektubu okuyan bir genç bana "Bilseydi izin vermezdi Atatürk, değil mi?" diye sordu. Sonra "Nazım belki de bu kırgınlık yüzünden kaçmıştır" deyiverdi.
Ne Türk İnkılabı'nın kadro çatışmalarından ve "incelikleri"nden haberi vardı, ne de Nazım'ın siyasal biyografisini biliyordu. Yine de o kadar güzel şiirler yazan birinin 37 yaşında içeri girip 50 yaşında çıkmasına akıl erdiremiyordu işte!
"Bu Nazım'ın ilk mahkûmiyeti değildi" deyince ben...
İnanmaz gözlerle baktı.
Devam ettim: "İlk mahkûmiyeti 1925'te İstiklal Mahkemeleri'nde. 1928'den sonraysa, neredeyse her iki yılda bir mahkeme önüne çıkartıldı, tutuklandı."
Genç arkadaşım bunun üzerine durdu. Şöyle bir doğruldu...
Ve "eğer böyleyse" diye mırıldandı; "ben Nazım'ın yerinde olsam.."
"Bilmiyorsun" diyerek kestim sözünü; "özgürlüğünden yoksun olmanın, dört duvar arasında olmanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsun!"

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.