17 Ocak 2017 Salı19 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:47Akşam 18:10Yatsı 19:35
    • 14°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 5°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 11°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 12°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 81.865 0.19
  • Altın: 148,409 0.71
  • Dolar: 3,7910 -0.37
  • Euro: 4,0491 0.33

Vizyonun yoksa ‘proce’ varsa ‘proje’ dersin

Aziz Üstel

Kıskançlık, cehalet, kültürsüzlük ve önyargı kol kola girdi mi, herkesi heyecanlandırması gereken, uzun yıllardan bu yana, ülke insanını ilk kez böylesine coşturan “Kanal Projesini” alır “yahu bu proje mıroje değil proce proce!” diyerek sırıtırsın pişmiş kelle gibi.

Bakınız, Hoover Barajı 1931-1935 yılları arasında Colorado Irmağı üzerinde yapılmıştı. Böyle bir baraj tarihte bir ilkti. Ta 1886 yılında ilk kez gündeme gelmiş, yıllar yılı birçok kişi ortaya çıkıp bu barajın nasıl yapılamayacağını anlatmıştı. Dönemin ABD Başkanı Roosevelt “Hoover Barajı’nı yapacağız” dediğinde de, neden yapılmaması gerektiğini, projenin asıl sahiplerinin Başkanlar Grover Cleveland ve Taft olduğunu söylemişti, bir yaşam boyu ülkeye tek çivi çakamayan ya da çakanlarla dalga geçenler!

Hoover Barajı’nın temeline ilk harcı koyan Başkan Franklin Delano Roosevelt ise gülüp geçmiş ve cevap dahi vermemişti. Baraj bitti; şimdilerde yılda 1 milyon kişi gelir ve insanın doğaya vurduğu dizgini sergileyen bu yapıyı hayranlıkla izler.

Kanal Projesi ile bugün dalga geçenlerin derdi Tayyip Erdoğan değil. Türkiye’yi güdük ‘kalkınmakta olan ülkeler’ sarmalında debelenen dolayısıyla da, bir lokma bir hırkayla gününü geçiren insanlar ülkesi olarak bırakmak işine geliyor onların. Çünkü koyun gütmek kolaydır. İnsanları ortak bir amaç uğrunda kenetlemek, coşturmaksa zor zanaattır. Ve kolayı seçmek adam sendecilerin işidir; zora ancak vizyon sahipleri soyunur!

İngiliz’in düğünü

İngiltere Kraliçesi torununa bir düğün yaptı, bütün dünya ağzı açık seyretti. Dünyada nice televizyon kanalı; diziyi, yarışmayı, haber programını kaldırıp düğünü taşıdı ekranına.

Şimdi, imparatorluk geçmişte kalmış ama İngiliz’in gönlünde hala bütün tazeliğiyle dimdik duruyor. Adamlar ne geçmişlerine ‘tu kaka’ diyor ne de atalarını yerden yere vuruyor.

Milletlerin bugünü de geleceği de geçmişinden kesilir. Geçmişine ne kadar gerçekçi bir biçimde yaklaşır, eleştirirken övülesi birçok yanına da alkış tutarsan, dünyadan o kadar ilgi ve saygı görürsün.

Ama bizim tayfanın saygıyla, saygınlıkla değil voli vurmakladır işi. Örneğin, koskoca Kanuni’yi alır, eline, beline, diline sahip çıkamayan bir zavallı kıvamında, köy seyirlik oyunu düzeyinde yutturur resmi tarihi baç uçlarından eksik etmeyenlere. Ve de utanmadan buna “tarihi dizi” der; “tarihin içine eden” dizi demesi gerekirken.

Ormanda bir gün

Tanrı’ya inanmayan bir adam ormanda dolaşıyormuş. Ağaçlara, kuşlara bakıyor “evrimin” ne güzellikler yarattığını düşünüyormuş ki, kocaman bir ayı dikilmiş karşısına. Adam dehşetle dönmüş, başlamış koşmaya. Ayı da peşinden. Adamın bir süre sonra ayağı takılmış, yere düşmüş. Ayı tam üzerine atlayacakken, “Tanrım!” diye haykırmış can havliyle. Zaman durmuş birden. Gökte bir ışık belirmiş ve bir ses duyulmuş: “Bunca yıl varlığımı inkar ettin. Şimdi, başın derde girince bana yalvarıyorsun. Ne oldu fikrini mi değiştirdin?”

Adam yutkunmuş: “Yok. Değiştirmedim de...sizden ricam, ayıyı dindar yaparsanız belki beni yemekten vazgeçer.”

“Pekala. İstediğin olsun...”

Işık kaybolmuş. Ayı, adamın başına çökmüş; bir güzel yalanmış; pençelerini göğe doğru uzatmış:

“Allah’ım senin rızkınla orucumu açıyorum. Hamdolsun verdiğin nimetlere!”

(Mehmet Cıbara’ya teşekkürler)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.