18 Ocak 2017 Çarşamba20 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:48Akşam 18:11Yatsı 19:36
    • 18°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 10°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 82.796 0.53
  • Altın: 147,560 0.46
  • Dolar: 3,7818 0.14
  • Euro: 4,0344 -0.10

Odunlar!

Haşmet Babaoğlu

Şu anlatacağım manzara gerçek...
Ve gayet sıradan.
Akşam saatinde havaalanının iç hatlar terminalinde güvenlik kontrolündeyiz.
Kuyruğun başındaki genç kız geç kalmış, uçağını kaçıracağından endişe ediyor.
Birden paniğe kapılıyor ve iki gözü iki çeşme ağlamaya başlıyor.
O panikle bileziklerini çıkartmakta zorlanıyor. Dizüstü bilgisayarını bir türlü kılıfından çıkartıp X-ray masasına koyamıyor.
Belli ki, bu şehirde öğrenci.
Uçağı kaçırırsa bütün planlarının altüst olacağından; belki üniversite yurduna da dönemeyip ortada kalacağından korkuyor.
Kuyruktaki kadınlar onu anlıyor ve hemen yardımına koşuyorlar.
Ama tam arkasındaki kerli ferli, orta yaşlı adam bütün bunlara bozuluyor.
Kızın halini anlamaya niyeti yok! Kızın işi yarım dakikada çözülecek ama o homurdanıyor. Dahası kıza yardım edenlere de kızıyor.
Onları itip öne geçmeye çalışıyor, güvenlikçiler izin vermiyor.
Onu uzaktan izliyorum.
Acaba acelesi mi var? Ya da belki uçuş fobisi vardır da, o yüzden böyle huysuzlaşmıştır...
Yok! Belli ki, ne acelesi var, ne o ana özgü bir huysuzluğu!
Dilim varmıyor ama beyefendi basbayağı "odun" kıvamında!
***

İtiraf edelim, başka ortamlarda da bu "odunlar" karşımıza çıkıyor, değil mi?
Kafalarında neler olduğu, neye inandıkları, ne iş yaptıkları ve nasıl yaşadıkları ile pek ilgisi yok bu hallerinin.
Daha çok "özsu"yunu yitirmekle ilgili!
Odunlaşmak, dediğim şey bir tür "içi kurumak!"
Belki para var, pul var.
Belki, sorsan çoluğuna çocuğuna karşı şefkatlidir! (Öyle ya, artık "çocuğuma dokunanı öldürürüm" demek çocuk sevgisi sayılıyor ama başkalarının çocukları kimin umurunda!)
Akıl, fikir yoksunu olduklarını da sanmam.
Ama "özsu"ları çekilmiş bir kere!
Ne o peki?
Anlayış...
Anlamak, başkalarının derdini bir saniyeliğine olsun dert edinebilmek...
***

Dikkat ederseniz, son zamanların modasına uyup "empati" lafı etmedim hiç!
Hani "kendini başkasının yerine koyabilmek" falan...
"Empati"nin felsefi-psikanalitik kökünü oluşturan ve nesnelere bile "ruh" katan duygu durumu "Einfühlung"dan da söz etmeyeceğim.
Günümüzde "empati" duygusunu nedense büyük sosyal, kültürel, hatta politik meselelerden kalkarak gündeme getiriyoruz.
İyi, güzel de...
Gündelik yaşamda odundan farksız insanlar nasıl olacak da siyasi empatinin altından kalkacaklar? Nasıl olacak da azınlıkların, ezilenlerin, dezavantajlı kesimlerin yerine koyacaklar kendilerini?
Diyorum ki...
Önce büyükannelerimizin "anlayışlılık" dedikleri şeyi yeniden canlandırsak...
Ve o güçlü "merhamet" duygusunu tekrar modern hayatın içine sokabilsek...
Yeter de artar bile!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.