23 Mayıs 2017 Salı26 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:41Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:30Yatsı 22:13
    • 16°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 96.400 1.32
  • Altın: 144,302 -0.16
  • Dolar: 3,5616 -0.74
  • Euro: 4,0009 -0.40

İslam dünyasına yeni düzen, İsrail aynen devam!..

Abdulkadir Özkan

Tunus'tan başlayıp devam eden hareketleri kimileri İslam dünyasının yeniden dizayn edilmesi, kimileri Arap Baharı kimileri de Büyük Ortadoğu Projensin uygulanması olarak nitelendiriyor. Aslında gelişmeleri kimin nasıl değerlendirdiğinden çok bu gelişmelerin sonuçları ve bu noktada ABD ile ortaklarının belirleyiciliğinin boyutları önemlidir. Elbette kişilerin bulundukları nokta ve konuma göre olayları değerlendirirken farklı bir üslup kullanması normaldir. Ancak İslam dünyasındaki gelişmeleri kim hangi noktadan ve açıdan bakıyor olursa olsun gelişmeleri belirleme konusunda ABD'nin işin başından beri devrede olduğunu görmezden gelmesi ideolojik ya da siyasi körlükten başka bir şey değildir. Olayların yaşandığı ülkelerdeki yönetim tarzlarının eleştirilmesi, beğenilmemesi, hatta bazı ülke yöneticilerine öfke duyulması bu siyasi ya da ideolojik körlüğü tetikliyor olabilir. Ancak, söz konusu ülke yönetimlerinin beğenilmemesi, tek kişi yönetimlerine son verilmesini istemek ile yeni düzeni çağdaş sömürgeciler ABD ve yandaşlarının belirlemesi ve kurmasını istemek, destek vermek birbirinden farklıdır. Şu ana kadar yaşananlarda belirleyici olan ABD ve yandaşlarıdır. Ve bu hususta NATO da kullanılmaktadır. Böyle olunca da öncelikli olarak yeni düzenlemelerin bu ülkelerin ve özelliklede İsrail'in çıkarlarına olduğunu görmezden gelmek gelecek açısından ciddi sorunların temellerinin atılmasına göz yummak anlamına gelmez mi?

Bu noktada dünya üzerindeki tüm ülkelerin kimler tarafından ve nasıl yönetileceğini belirleme yetkisinin ABD ve yandaşlarına bırakılması, bir diğer ifade ile böyle bir durumu reel gerçek olarak kabul edip destek vermek söz konusu ülkelerin diktatörlülük ve zalimler tarafından yönetilmesi kadar tehlikeli ve yanlış değil midir? Bu gerçek bilinmesine rağmen oluşturulan enformasyon kirliği arasında insanların gerçekleri görmesinin engelleniyor olması da çağımızın bir diğer hastalığı olarak karşımıza çıkıyor.

Bu noktada özellikle mazlum milletlerin ABD Başkanlığını kazanmasını sevinçle karşıladığı Obama'nın geçmiş yöneticilerden farklı bir tavrı olmadığına dikkat çekmek istiyorum. Belki de ABD'nin özellikle dış politikası ve İsrail'le ilişkilerini Başkanların değil, derin güçlerin belirlediğini söylemek yanlış olmaz sanıyorum. Olaya bu açıdan bakıldığında ABD Başkanı olmanın ABD dış politikasını yeniden dizayn etmeye yetmediğini bile düşünebiliriz. Bu durum elbette ABD'nin iç meselesidir. Bizi ilgilendiren boyutu İslam Dünyasında tüm gelişmelere burnunu sokan, nasıl olması gerektiğini dikte ettiren ABD'nin sıra İsrail'e gelince tüm hassasiyetlerini bir kenara itebildiğidir. Söz gelimi İslam Dünyasındaki gelişmeler konusunda, "Diktatörlerin değil, sokak satıcısının yanında olacağız" şeklinde açıklama yapan Obama'nın sıra İsrail ve Filistin sorununa gelince nedense Filistin halkının mazlumluğu hiç aklına gelmiyor. Söz gelimi Obama Filistin'in BM'den tanınma talebine karşı çıkarak, "BM'de İsrail'i yok sayan sembolik hareketler bağımsızlık getirmez" diyor ve ekliyor: "İsrail'in güvenliğinden sorumluluk duyuyoruz." Nedense Filistinlilerin can ve mal güvenliği onları ilgilendirmiyor. İsrail'in Filistinlilere karşı uyguladığı katliamlar ve Gazze'nin yıllardan beri dünyaya kapalı açık hapishane konumundan da söz etmiyor. Sadece laf arasında, İsrail'in 1967 sınırlarına çekilmesi gerektiğini söylüyor. Obama'ya 1967'den bu yana işgal ettiği topraklardan çekilmesini sağlamak için ne gibi yaptırım uyguladıklarını hiç sormayın. Çünkü böyle bir yaptırım söz konusu değil. Çeşitli İslam ülkelerindeki hareketler karşısındaki ABD tutumunu, "Diktatörlerin değil, sokak satıcısının yanında olmak" olarak nitelendiren Obama sıra İsrail zulmüne gelince İsrail'in güvenliğini hatırlıyor ve bunun kendi sorumluluklarında olduğunu söylüyor ya da söylemek zorunda kalıyor. Filistinlilere karşı İsrail zulmünü sonlandırmanın İsrail'in güvenliği ile bir ilgisinin olmadığını da söylemeye kalkışmayın. Hatta İsrail zulmünün son bulması, bağımsız Filistin devletinin kurulması İsrail'in güvenliğine de hizmet edebilir. Bunlar hiç önemli değil önemli olan İsrail'in söyledikleri ve yaptıklarının ABD tarafından desteklenmesi. Bunda ABD'nin başında kim bulunursa bulunsun kendisini İsrail'e karşı mecbur ve mahkum olarak görmesinin etkili olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım.

Yazımı Obama'nın açıklaması ile aynı saatlere rastlayan ABD'den Ankara'ya ulaştırılan haziranda yola çıkması beklenen Gazze filosu ile ilgili uyarısı da sanıyordum ABD'nin kendilerini İsrail'e mecbur ve mahkum olarak görmelerinin bir sonucudur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.