23 Temmuz 2017 Pazar28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:54Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:38Yatsı 22:19
    • 35°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 28°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 30°C Amasya
    • 29°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 37°C Aydın
    • 33°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Bol keseden Kürdistancılık

Ahmet Taşgetiren

Seçim sürecinin en civcivli zamanında, "Kürt sorununun nereye doğru evrileceği"ni tartışıyoruz.

Ben doğru duruşları önemsiyorum. Süreç içindeki yanlış duruşların, yanlış ümitler doğuracağını, bunun da ilerdeki safhalarda ağır bedellere dönüşeceğini düşünüyorum.

BDP-Kandil-İmralı cenahı, şu anda Kürt sorununun "Kürtler'e özel statü belirlenmesi", statünün "Özerk Kürdistan" çerçevesinde oluşması, bunun için de iç savaş dahil her şeyin göze alınması şeklinde evrilmesini öngörüyor.

Bunun için ortaya şantaj diye nitelenebilecek bir tavır konuyor: Yine de en ılımlı tavrı Öcalan'ın sergilediği söylenebilir. Sahada siyaset yapan Tuğluk, Zana, Alınak gibiler tam bir zehir zemberek dil üzerindeler.

Alınak, İmralı ile görüşmüş, dönmüş konuşuyor:

"Ben görüşmelerden sonuç çıkmayacağını düşünüyorum. Bence bu görüşmeler bir mutabakat sağlanmadan sonuçlanacak. Böyle olunca seçimden sonra korkunç bir iç savaş başlayacak. Neredeyse tüm il ve ilçelerde halk birbirine girecek, evlere baskınlar düzenlenecek, devlet kurumları ve medya merkezleri bombalanacak, içeridekiler katledilecek, yollar kesilecek, medyatik kişilere karşı suikastlar yapılacak, sokaklar, alanlar birer ceset tarlasına dönüşecek. Böyle bir durumda iç müdahale olmasından endişe ediyorum. O zaman Başbakan Yassıada ya da İmralı'ya hapsedilebilir, farkında değil."

Öyleyse ne yapmalı? Alınak çareyi (!) gösteriyor:

" Öcalan'ın talepleri yerine getirilmeyecek talepler değil. Bu nedenle hükümet en azından bir açıklama yapmalı."

Ahmet Altan, Taraf'ta bu manzaraya bakıp, Kürtler'in tamamının "Özerk Kürdistan"dan yana olduğu sonucunu çıkarıyor ve Türkler'in alacağı tavra göre üç ihtimalin söz konusu olduğunu yazıyor:

1. Özerkliğe itiraz edilir, bu durumda iç savaş çıkar.

2. Özerk eyaletler tarzında bir yapılanmaya evet denir, uzlaşma olur.

3. Kürdistan'ı siz yönetin ama biz sizi finanse etmeyiz denir, ayrılma gerçekleşir.

Yani Ahmet Altan'a göre, barışçı tek çıkış yolu, federatif bir yapıyı kabul etmek olmuş oluyor.

"Bu mudur" demekten kendimi alamıyorum.

Bu değerlendirmede çok önemli iki zihni atlama olduğu açık değil mi?

Bu yaklaşım, Altan'ın da ısrarla ifade ettiği "Kürt Kemalizmi"nin, tüm Kürt toplumuna egemen olduğu kanaatinden kaynaklanıyor, bir. Ve...

Türkiye'de "Kürdistan" diye tanımlanabilecek bir "Özel coğrafya" bulunduğu yaklaşımından kaynaklanıyor, iki.

PKK hareketinin ister silah gücüyle ister siyaset yoluyla tüm Kürt temsilini ele geçirme hedefinde olduğu açık. Böyle bir temsil tekeliyle, bölgede Kemalist yöntemle, "Öcalan önderliği"nde bir tek parti yönetimi kurmak istediği açık. Bunu sağlamak için, her türlü farklı Kürtlüğü yok edip, kendi iradesine boyun eğdirmek istediği açık. O çizginin bütün mücadelesinin bunu amaçladığı açık. Ama bütün terör uygulamasına rağmen bu gerçekleştirilememiş. Çünkü tıpkı "tek parti" uygulaması, toplumun derin İslami direnişi sebebiyle, Türkiye'de, Kemalist bir toplum inşasına muvaffak olamadığı gibi, Kürt toplumunun Müslüman karakteri de, bu Stalinist hareketin Kürtler'e nüfuzuna imkân vermemiş. Bu hareketin, neredeyse bütün savaşını AK Parti'ye karşı odaklandırmış olmasının ardında da, Kürtler'in çok önemli bir kısmına, AK Parti sebebiyle hakim olamama öfkesi yok mu? Kürtler'in tamamını, o hareketin inisiyatif alanına sürmek, biraz bol keseden harcama niteliği taşımıyor mu?

Bir de şu "Kürdistan" meselesi var. Ben, bir "Kürdistan" varsa, oraya "Kürdistan" denmesinden rahatsız olmam. Ama acaba bugünün Türkiye'sinde öyle sınırları net olarak belirlenebilecek bir "Kürdistan" var mı sorusunu da sormak gerekiyor. Dün yazdım, Osman Baydemir 21 şehirden söz ediyor "Kürt şehri" olarak. Acaba Sayın Altan'ın sayımında kaç şehir giriyor "Kürdistan"ın kapsamına? "Türkistan" neresi oluyor? "Lazistan" da var mı?

Bilmem ki, Türkiye'yi parsellerken, çok bol keseden çalışıyoruz gibi geliyor bana...

Bu konuları işlemeye devam edeceğim.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.