29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 24°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 89.371 -0.90
  • Altın: 146,677 -0.38
  • Dolar: 3,6426 -0.14
  • Euro: 3,9175 -0.86

Sistem her alanda güçlüden yana

Abdulkadir Özkan

Bu sistem tepeden tırnağa değişmeden/değiştirilmeden hakkın ve adaletin hakim olmasını beklemek hayal olur. Peki bu bozuk düzeni kim nasıl değiştirerek? Güçlüden yana kurulmuş bu yapının mevcut sistem içinde değiştirilmesi mümkün mü? Bu soruların cevabını ayrı bir yazıda tartışırız. Bu defa şu seçim kampanyası münasebetiyle bir hususu insanımızın dikkatine sunmak, daha doğrusu bir haksız uyulamaya dikkat çekmek istiyorum. Ancak görünen o ki bu millet daha uzun yıllar demokrasi oyunu ile oyalanacak. Çünkü, hemen her alanda sistem güçlüden yana işliyor. Bir defa iç ve dış bazı mihrakların desteği ile gücü ele geçirenler mevcut yapının aynen sürmesinden yana oluyorlar. Bu yapı içinde güçlü haklı oluyor, zayıf arada kaynayıp gidiyor. Ekonomide de böyle, siyasi hayatta da böyle. İşin garip tarafı toplumun sesi olması gereken medyada güçlüden yana tavır sergiliyor.

Bilmem dikkatinizi çekiyor mu? Televizyon kanalları ve gazetelerde istisnaları dışında seçime sanki üç parti giriyormuş gibi bir hava estiriliyor. Üç partinin dışında kalan ise anketlerde bile 'diğerleri' başlığı altında veriliyor. Bu 'diğerleri' kimlerdir, oy oranları nedir gibi soruların cevabını medyada bulmanız mümkün değildir. Diğerleri arasında zikredilenler eğer gazete ve televizyonlara tanıtım reklamı verecek paraya sahiplerse bu vesileyle adlarını duyurabiliyorlar. Kısacası demek istediğim o ki seçim kampanyalarını bile adil olmayan şartlar altında yürütülüyor. Hazine yardımı alan partiler trilyonlarla seçim kampanyasını yürütürken diğerleri birkaç gönüllünün katkısı ile kampanya yürütüyorlar. Böyle olunca da topluma tüm fikirlerin ulaştırılması ve toplumun bunlar üzerinde bir değerlendirme yapma imkanı verilmiyor. Bir bakıma toplum kendisine gösterilenler arasında bir tercihe zorlanıyor. Peki kendisine gösterilenlerin birbirinden farkı yoksa ne olacak? Millet hangisine oy verirse versin neticede aynı zihniyet iş başına gelmiş olmayacak mı? Olacak... Zaten istenen de bu... Eğer bir ülkenin siyasi ve ekonomik uygulamalarında sadece o toplumun ihtiyaçları dikkate alınmaz, bir takım sömürü odaklarının çıkarları ön planda tutularak dizayn edilirse böyle bir uygulamadan adaletin tecelli etmesini beklemek saflık olmaz mı? Şu günlerde kasetler yoluyla CHP ve MHP'nin yeniden dizayn edilmesi gündemde. Kim ya da kimler siyaseti yeniden dizayn ediyor? Kimlerin çıkarı göz önünde bulundurularak bu işler yapılıyor? Böyle bir ülkede halkın çıkarlarının ön plana çıkarılması ve sistemin buna göre yapılandırılmasını beklemek mümkün olabilir mi? Böyle bir noktada uygulanan sisteme demokrasi demek ne kadar doğru olur? Bu millete demokrasi adına bir oyunun figüranı olmaktan öte bir rol düşer mi? Kısacası demokrasi denen bu oyun sadece güçlünün hakkını savunuyor, çıkarlarını koruyorsa zayıfları kimler ve nasıl koruyacak?

Öne çıkartılan patilerin sözcülerinin arada bir birbirine aykırı fikirlerin sahipleri gibi takdim ediliyor olmaları da toplumun uyutulmasına yönelik bir oyundan ibarettir. Geçmişte yıllar boyu sağ-sol diye birbirinden çok farklı fikri yapıya sahiplermiş gibi takdim edilen partilerin geçen zaman içinde birbirlerinden hiç farkları olmadığını, hatta milletvekili aday listelerini tespit ederken birbirlerinden aday takviyesi yaptıklarını görmedik mi?

Bu köşede seçim kampanyasında seviyenin giderek düştüğüne, medyanın ön plana çıkardığı parti sözcülerinin laf yarışının ötesinde bir şey söylemediklerine dikkat çekiyorum... Birbirlerinden farkları yoksa ne söyleyebilirler ki? Söyledikleri laf ebeliği olmaz mı? Elbette topluma gösterilen siyasi partiler bu bozuk yapıdan memnunlar ki laf ebeliğinin ötesine geçmeye ihtiyaç bile duymuyorlar. Yapılan iş her gün seslerini biraz daha yükseltmek, sanki bir birleri ile kavgalıymış gibi bir görüntü vererek toplumun bu gürültü arasında başka arayışlara yönelmesini engellemekten ibaret. Bunun için en azından seçim kampanyalarının seçime girme hakkı elde etmiş tüm partiler için eşit şartlarda yürütmelerinin sağlanması gerekiyor. Bunun için gerekirse teşkilatlanmaya daha zorlayıcı bir takım şartlar getirilebilir. Teşkilatlanmanın ne ölçüde gerçek olduğu denetlenebilir. Ama, yasaların öngördüğü teşkilatlanmayı sağlamış olan partilerin hepsinin aynı şartlarda kampanya yürütmeleri gerekir. Hemen belirteyim ki partilere hazine yardımının şartlarının da yeniden belirlenmesi gerekir. Bu yardım bazılarını zengin, diğerlerini ise yokluğa mahkum edecek ölçülerde olmamalıdır. Bu arada medyanın da gelecekteki çıkarlarını dikkate alarak yayın yapması, sanki üç partiden başka parti seçime girmiyormuş görüntüsü vermesinin yanlışlığı fark edilmelidir. Bu ekonomik ve siyasi yapı böyle sürdüğü müddetçe bir takım etkili iç ve dış çevreler siyaseti dizayn etmeyi sürdürecek, millete de arada bir sandık başına giderek kendisine gösterilenlerden birisine oy vermek düşecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.