24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 16°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • -1°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 8°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,498 -0.71
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Adaleti zalimler sağlayabilir mi?

Abdulkadir Özkan

İster ulusal ister küresel çapta olsun eğer hak, özgürlük ve adaletin tesisi için ortaya atıldıklarını söyleyenlerin tek ölçüsü kendi çıkarlar ise adaletin tesisi mümkün olabilir mi? Zalimlerden adalet beklemek kadar aptallık olabilir mi? Küresel çapta eğer sömürgeciler ulusların nasıl yönetileceğine karar veriyorsa o dünyada adalet değil zulüm hakim olur. Günümüz dünyasında bunu yaşıyoruz. Aynı durumu ulusal planda da düşünebiliriz. Eğer güç zalimlerin eline geçmişse o ülkede adil yönetimin tesisini beklemek hayal olur.

Buna bir de eski deyimle dalkavuklar bugünkü ifadesiyle yalakaları eklersek zalimlerin adil diye takdimi gündeme gelir ki her dönemde bu tiplerin sesi çok fazla çıkmış, sesleri fazla çıktığı için de onların söyledikleri kitleler tarafından doğru gibi algılanmıştır. Kısacası zalimler zulümlerini yürütmekte yalnız kalmamış, bazen iktidara tapınma bazen çıkarlar uğruna etraflarında bir takım yalakaları fazlaca bulmuşlardır. Hele bir de yalakalığı meslek edinmiş olanlar itibar görmeye başlamışlarsa zalimleri öylesine savunur, öylesine kendilerine gerekçe bulurlar ki şaşırır kalırsınız.

Hasan Pulur'un dediği gibi yalakaların örgütlenmeye de ihtiyaçları yoktur. Çünkü onlar her dönemde aralarında ciddi bir ittifak oluştururlar. Ortak karakterleri yalakaları birbirine çeker çünkü. Diyebiliriz ki yalakaların adı konulmamış, resmen tescil edilmemiş bir örgütleri her zaman olmuştur. Çıkar birlikteliği onların ortak yönlerini oluşturduğu için ayrıca resmi bir örgütlenmeye ihtiyaç duymazlar. Zaten bir toplumda yalakalık yaygınlık kazanmış, kısacası yalakalık prim yapar hale gelmişse bir takım isimler altında belli örgütler de oluşturabilirler. Bu örgütler çoğu zaman sivil toplum örgütleri olarak meslek kuruluşları ya da işçi sendikaları adı altında faaliyet gösterebilirler.

Hemen belirteyim ki bu söylediklerimin yani yalaka olarak nitelendirdiklerimin taraftar ya da idealistlerle bir ilgisi yoktur. Herkesin siyasi ya da ideolojik bir tarafı vardır, olması da gerekir. Yalakalar için ise bir taraf söz konusu değildir, onlar günün şartlarına göre pozisyon alırlar. Eğer şahıs planında taraftarlık idealistlik boyutuna ulaşmışsa onlarla aynı görüşü paylaşmasanız bile takdir edersiniz. Bu bakımdan taraftar ve idealistlerle yalakaları, eski tabiriyle dalkavukları birbirinden ayırmak gerekir. Ne yazık ki yalakaları samimilerden ayırmak çoğu zaman mümkün olmaz. Hatta bazen yalakaları samimilerden ayırmak bu noktada bulunanlar açısından gereksiz bile görülebilir. Bunun sonucu olarak iktidar makamında bulunanlar samimilerden çok yalakalara itibar edebilirler. Çünkü iktidar mevkiinde bulunanlar farklı görüş ortaya koyanlara değil, söylediklerini aynen tasdik eden, "Keramet buyurdunuz Efendim" diyenlere itibar ederler. Kısacası, "Senden büyük Allah var" diyenlere ihtiyaç duyulmaz. Bunun sebebi iktidar makamında bulunanların nefislerini putlaştırmaları olabileceği gibi yalakalığın giderek bir meslek haline gelmesinin de payı olabilir.

Hemen belirteyim ki yalakaların söyledikleri ve savunduklarına inanmaları gerekmez. Çünkü, bu tiplerin dün inandıkları ile bugünkü arasında farklılık olabilir. Olabilirin de ötesinde yalakalığın alameti farikasını rüzgarın yönüne göre tavır belirleme oluşturduğundan yalakalar için dün geçmişte kalmıştır; bugüne bakmak esastır. Kısacası yalakalar her dönemin adamıdırlar. Bunun elbette sebeplerinden birisi güce tapınma olabileceği gibi kişisel çıkarlarını her değerin üzerinde tutmak oluşturabilir. Kişisel çıkarlar derken elbette sadece maddi çıkarlardan söz etmiyorum. Güçlünün yanında bulunarak kendini güçlü hissetmek, makam, mevki beklentileri, güçlüden iltifat görmek gibi pek çok sebebi olabilir. Bunun yanında günümüzde güçlüden yana olup köşeyi dönmenin artık açıkgözlülük olarak nitelendirilir olmasının da önemli payı vardır. Halbuki gerçek taraftarlık güçlü iken değil, zayıfken tarafını koruyabilmektir. Zaten diyelim ki tuttuğunuz siyasi parti güçlü iken size fazlaca ihtiyaç yoktur. O noktada devreye öyleleri girer ki siz bile onları şaşkınlıkla izlersiniz. Ama tuttuğunuz siyasi harekette herhangi bir sebeple gerileme gündeme gelmişse geçmişte sizin şaşkınlıkla izlediğiniz tipler kendilerine hemen yeni bir kapı bulmuşlardır ve bu yeni yer, güçlünün yanıdır. Buna bir nevi güce tapınma da diyebilirsiniz. Bunun için gerçek taraftarlar kimsenin ortada görünmediği dönemlerde harekete omuz verirler. Omuzları çökme pahasına bunu yaparlar. İnanmışlık ve idealistlik bunu gerektirir. Ama özellikle toplumumuzda idealistlerin sayısı giderek azalmaktadır. İdealistlerin yerini yalakalar almaktadır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.